FETVALAR

SORU:

Zekâta tabi malın özelliklerinden biri nemalanması, gelir getiren, artan özelliğinin olması hususu. Bu bağlamda kişi aslî ihtiyaçlarından tasarruf ederek ev-araba almak, çocuklarının düğünü vb. durumlar için para biriktiriyor. Yani bu biriktirilen para nemalanmıyor. Dişten tırnaktan arttırılabildiği kadar biriktiriliyor. Bu paranın nisap miktarına ulaştığında zekâtının verilmesi söyleniyor. Bu para nemalanmamasına rağmen nasıl oluyor da zekât verilmesi isteniyor? Veya kişiye miras kalıyor. Diyelim ki 20.000 TL. Bu parayı kara gün için vatandaş yastık altında bekletiyor ve çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını maaşıyla karşılıyor. Bu para da aynen duruyor ama her sene bu miktar üzerinden zekât verildiğinde 10 sene sonra para sıfırlanıyor. "Parayı piyasaya aktarması lazım" derseniz vatandaşın bu yönde kapasitesi yok, ticarete yatkınlığı yok vs. Bu konunun esası nedir?

Tarih: 24 Ağustos 2009

CEVAP:

Paranın kendisi, hiçbir ihtiyacı karşılamaz. Ne yenir ne içilir ne de giyilir. Ama kimin eline geçerse onun ihtiyacını karşılamanın vasıtası olur. Bu sebeple para, damardaki kan gibi dolaşımda olmalıdır. Dolaşımda olmayan paranın kimseye faydası olmaz.

Kur’ân, biriktirmeyi değil; infakı emreder. Arapçada tünele “nafak” (النفق), bir şeyi tünelden geçirmeye “infâk” (انفاق) denir. Kan, nasıl damarlardan geçip vücuda yayılırsa gelir ve servet de infak yoluyla, yani harcama kanallarıyla topluma yayılır.

Dolaşımdaki para, uğradığı her kişinin işini görür. Kiminin borcunu öder, kimine mal alır, kimine üretim yaptırır, kimileri için işçi ücreti olur… Üretimi artırıcı ve işsizliği azaltıcı etki yapar. Fakat bu süre içinde o paranın miktarı ne artar ne de eksilir. Kendinde bir artma ve eksilme olmamasına rağmen para nemalanan mal sayılır. Çünkü piyasaya giren her para, ekonomiye hareket kazandırır. Piyasadan çekilen her para da ekonomiyi daraltır. Bu sebeple yastık altına gitmemesi için paradan zekât alınması gerekir.

Eskiden para, altın ve gümüştü. Bununla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“… Altını ve gümüşü kasalarda saklayıp da Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azap ile müjdele.

O alevli ateş içinde kızdırılarak bunlarla(altın ve gümüşle) alınlarının, sırtlarının ve yanlarının dağlanacağı gün onlara şöyle denecektir. “İşte kendiniz için biriktirdikleriniz! Birikimlerinizin tadına varın bakalım.” (Tevbe 9/34-35)


Etiketler: