Hz. Ebu Bekir, siyasi otoriteye karşı gelenlerle savaşmıştır ki bu zaten savaş suçudur. Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda “Namaz kıl/kılın”, “Oruç tutun” gibi ibadetle ilgili emirlerin tamamen kişisel olduğunu anlıyoruz. Zekât içinse bir taraftan “Zekâtı verin” buyurulurken diğer taraftan siyasi otoriteyi de temsil eden Peygamberimize hitaben “Mallarından sadaka/zekât al; böylece onları arındırmış ve geliştirmiş olursun.” (Tevbe, 9/103) buyurulmuş, zekâtın bir yönüyle bireysel; ama diğer taraftan siyasi/devlet yönü olan bir ibadet olduğu gerçeği vurgulanmıştır.
Tevbe Suresinin 60. ayetinden de anlaşıldığı kadarıyla bizzat devlet tarafından toplanan zekât, yine devlet tarafından 8 fona taksim edilecektir. Bu açıdan zekât diğer ibadetlerden ayrılmakta, verilmemesi hem Allah’a hem de devlete isyan suçu kabul edilmektedir. Zekâtı vermeyenlere savaş açılması da bu sebepten dolayıdır.