İslam’da bununla ilgili herhangi bir hüküm yoktur. Ancak böyle bir ilişki, bozulmamış insan tabiatina terstir. Dolayısıyla mekruhtur.
Bakara suresi 222-223. ayetleri okursanız anal/ters ilişkinin caiz olmadığını anlayabilirsiniz. Peygamberimizin anal ilişkiyi yasaklayan hadislerini bu şekilde değerlendirmek gerekir. Oral/ağız yoluyla ilişki ise her ne kadar tavsiye edilmese de ön ve arka bölgeden yapılan bir cinsel ilişki türü değildir. Eğer böyle olsaydı anal ilişkiyi yasaklayan hadislerin geldiği gibi bu konuda da mutlaka bir yasaklama haberi gelirdi.
Bunu hoş görmeyen âlimlerin delilleri, hastalık kapma endişesidir.
Bu konuda hakkında nass (ayet ve hadis gibi kesin bir delil) olmadığı için de mekruh olduğu söylenmektedir. Mekruh, haram gibi değildir. Haram yasak olduğuna dair hakkında kesin hüküm bulunan şeydir.
EK BİLGİ:
“Kur’ân-ı Kerim’de ve Hz. Peygamberin Sünnet’inde haramlığı açıklanmamış bütün sözler, davranışlar ve işler helâldir; yapılabilir. Haram olanları helâlleştirmek gibi helâl olanları haramlaştırmak da ilahlaşmak/ilahlaştırmak anlamına gelir. En büyük günahlardandır. Konuya bu duyarlılıkla eğileceğiz.
Eşlerin birbirlerinin cinsel organlarını emme anlamına oral sex, Hz. Peygamber döneminde bilinen bir sevişme tarzıydı. Bunu Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) Hudeybiye müzakereleri sırasında Kureyş’in elçisi Urve b. Mesud’a Arap toplumunda gelenekleşmiş bir sövgü ile “(Dişi) Lat putunun bızırını emesice adam” diyerek çıkışmasından öğreniyoruz. (Tecrîd 8/176.)
Sevişme tekniği olarak bilinmekle beraber, Kur’ân ve Sünnet’te oral ilişki ile ilgili açık bir hüküm yoktur. Ancak genel kurallar vardır. Oral ilişkiyi iki kısım halinde incelemek gerekir.
a) Cinsel ilişkinin başlangıcında, şehvetlenmeden ötürü gelebilecek akıntı ve mezi dil ve dudaklara bulaştırılmadan yapılacak ve rûhî bunalım doğurmayacak oral ilişki ruhsat olarak onaylanabilir.
Ancak fıtrî bir duygu ile veya rûhî ve kültürel gelişim sebebiyle oral ilişkiye ilgi duymayan, hatta ona karşı olumsuz tavır alan eşi buna zorlamak, ruhsal bunalıma ve cinsel mutsuzluğa sebeb olacağı cihetle zulüm olur. Sadizm gibi bu tür zulüm de şüphesiz haramdır. Harama yöneltici değinilen davranışlardan kaçınılsa da, tabiî bir sevişme tarzı olmadığı için, oral ilişkinin bir süre sonra nefretimsi duygulara sebep olabileceği ve dolaylı olarak cinsel mutluluğu olumsuz yönde etkileyebileceği gerçeğini de hatırlatarak, oral ilişkinin onay verilebilecek bu kısmından da kaçınılmasını öğütleriz. Nitekim örtüsüz çıplaklık ve cinsel organlara bakmak bölümünde sunduğumuz sakındırıcı öğütler çizgisinde, kaçınılmasını tavsiye buyuran İslâm bilginleri de vardır.
b) Ağızı cinsel organa dönüştüren ve ağıza boşalmayı içine alan oral ilişki ise -Allah bilir- haramdır. Kur’ân ve Sünnet arka organdan (anüs) ilişkiyi haram kılar, bu tür ilişkilerin helâl görülerek yapılmasını azaba uğrama sebebi olarak bildirirken, ağızı cinsel organa dönüştürerek yapılacak oral ilişkiyi daha bir haram kılacağı açıktır.
Kaldı ki bu anlamda oral ilişki, yozlaştırılmamış insan doğasının çirkin bulacağı, iğrenç göreceği bir işlemdir; Kur’ân ifadesiyle Fahşa ve Habîse‘dir. Cinsel içerikli çirkinlik olan fahşa ve pislik olan habise ise Kur’ân’la haram kılınmıştır.
Doğruları en iyi bilen Allah’tır ve bize düşen kulluk görevi, haram olma şüphesi taşıyan işlerden bile kaçınmaktır.
Öneminden ötürü pekiştirelim. Caiz olabilir şeklindeki değerlendirmeler öpme ve emme şeklindeki oral ilişkiyle ilgilidir. Ağıza boşalma şeklindeki oral ilişkinin ise haram olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu tür uygulama Kur’ân’ın yasakladığı fâhşâ (pek çirkin) ve habisi (pis) oluşturur.”
(Kaynak: Ali Rıza Demircan, İslam’a Göre Cinsel Hayat, Beyan Yayınları, İstanbul, 2008, s: 186-187)