Zamanın imamına biat etmek gerektiğine dair bir hadis var mıdır?
Süleymaniye Vakfı > Hadis > Siyaset > Yazılı Fetvalar Tarih: 03 Mart 2010  
Soru: Zamanın imamına biat etmeden ölenlerin cahiliye ölümü ile öleceklerine dair bir hadis var mıdır?
Cevap: 

Evet, böyle bir hadis vardır. Müslim’in Sahih’inde kim boynunda bir bey’at olmadığı halde ölürse, cahiliyet ölümü gibi (bir ölümle) ölür.” (Müslim, İmaret, 58 (1851) şeklinde geçmektedir. Bu da “Müslümanların ittifakıyla” İslam ümmetinin başında yer alan kişiyi (halifeyi/devlet başkanını) tanımayanlar hakkında söylenmiştir. Yoksa birkaç kişinin ya da dini, siyasi bir grubun kendi aralarında seçtikleri ve “emir”, “halife”, “emiru’l-mü’minin” diye tanımladıkları kişileri kapsamaz.

Bu hadis, Müslümanları tefrikaya düşmekten uyarmak için söylenmiştir. Bu tefrikadan kurtulmanın yegâne reçetesi ise Kur’an etrafında birleşmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Biz onların aykırı iddialarını pek iyi biliyoruz, ama sen onları kuvvet kullanarak imana getirecek bir zorba değilsin. Sen sadece uyaran bir elçisin. Senin yapacağın iş, sadece tehdidimden endişe edecek kimseleri Kur’ân ile irşad etmektir.” (Kâf, 50/45)

“Hepiniz Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın.” (Al-i İmran 3/103)

“Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır. Allah size bunları sakınasınız diye emretmektedir.” (En’am, 6/153)

Kategorideki Diğer Fetvalar:
Sıra     Fetvaya ait soru Tarih    Okunma    
1 Demokrasiye inanmak ve benimsemek ve bununla beraber oy kullanmak küfür müdür? 21.08.09 541
2 İnsan yaptığı her eyleminden sorumlu olduğuna göre seçimlerde birilerini tercih ettiğimizde bu kişilere vereceğimiz güç ve imkânlarla bu kişilerin zararlı uygulamalarından bize de bir pay çıkmaz mı? 21.08.09 172
3 Hem laik hem müslüman olunur mu? Teokrasi konulu yazınızı okudum. İslam’da şeriat diye bir kavram var. Ben anladığım kadarıyla bunu siz diskalifiye ediyorsunuz. Laiklik kiliseye karşı yapılan doğru bir yoldu. Yani Avrupa’nın laikliği İslam’ın ta kendisiydi onlara gelen. Ama Türkiye'deki laikliği Fransız laikliğine benzetirseniz siz İslam’la Hıristiyanlığın farkı olmadığını söylemiş olmuyor musunuz? Tek doğru din İslam değil midir? Tekrar sormak gerekirse bir insan hem laik hem müslüman olur mu? 21.08.09 548
4 Demokrasi konusundaki bir soruya gayri ciddi ve konuyu ana mecrasından ayırarak vermiş olduğunuz cevaptan dolayı bir müslüman olarak üzüntü duydum. Sizi hakka tabi olan bir ilim adamı gözüyle gördüğüm için bu eleştiriyi yapma ihtiyacı hissettim. 21.08.09 251
5 Demokrasi ve laiklik hakkındaki açıklamalarınızı okudum. Anlamadığım bir nokta var: İslam'ın net bir şekilde yönetim şekli yoktur, çağa göre değişiklik arz eder (demokrasi de bunlardan biridir) tarzında bir açıklamada bulunmuşsunuz. Buraya kadar tamam, ama anlamadığım Kur'an-ı Kerim'deki cezai uygulamalar devletler için değil mi? Şimdi zina yapan birisine şahsen ben kalkıp yüz sopa vuramam, bu devlet eliyle olur. Bu kurallar uygulandığı taktirde (sadece cezalar değil tabii ki) zaten devletin yönetim şekli İSLAM olmuş oluyor. Bu durumda oy vereceğimiz partilerin hepsi bu çizginin daima dışında kalıyor. Siz nasıl düşünüyorsunuz? 21.08.09 233
6 Peygamberimiz zamanında insanlar Ona biat ediyorlardı. Şu anda peygamberimiz hayatta olmadığına göre biz Müslümanların bu işi peygamber soyundan gelen biriyle mi yapmamız gerekiyor? 21.08.09 265
7 Kavim, Millet, Ümmet, Kavmiyetçilik, Milliyetçilik, Üm­metçilik kavramlarının İslam'a göre konumu ve bu kavramların sosyal-siyasî hayatta kullanılabilme hükümleri nelerdir? 21.08.09 275
8 "Ne mutlu Türküm diyene", "Bir Türk dünyaya bedeldir" sloganları ile özdeşleşen yürürlükteki dayatmacı milliyetçilik anlayışını İslamî açıdan de­ğerlendirir misiniz? Bu anlamda; mevcut anlayışın etnik kökene dayalı ayrımcılığı tahrik ettiği değerlendirmesine katılıyor musunuz? 21.08.09 238
9 Türk, Arap, Boşnak, Kürt vb. etnik kökeni vurgulayan ve bu kö­kenlerden neşet eden "Türk Milliyetçiliği", "Kürt Milliyetçiliği", "İslam İle Bütünleşmiş Türk Milliyetçiliği" tanımlamalarının toplumsal faaliyet­lerde kullanıl­masının İslami meşruiyeti var mıdır? 21.08.09 143
10 Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan, ortak paydası İslam olan bü­tün etnik unsurların "Müslüman Türk" olarak ifadelendirilmesini doğru bulu­yor musunuz? Bu tanımlamadan hareket ile "Türkiye Müslüman Türklerin vata­nıdır. Türkiye'de mozaik yoktur, Müslüman Türk vardır." ifadesini İslami açıdan de­ğerlendirir misiniz? 21.08.09 147
11 Grup kimliği olarak ön plana çıkan Milli Görüşçü, Nizam-ı Âlem ülkücüsü, Nurcu, Süleymancı gibi tanımlamaları; farklılıkları zen­ginliğe veya taassuba dönüştürme hususunu nasıl değerlendiriyorsu­nuz? Grupların kendine ait kimliklerini kullanmada İslami meşruiyetleri var mıdır? Var ise meşruiyetin sınırları nelerdir? 21.08.09 204
12 Çevremizde İslam tarihinden Muaviye ile alakalı değişik yorumlara şahit oluyoruz. Kimileri onu ihanet ve zalimlikle suçlarken kimileri kendisinden Hz. Muaviye şeklinde söz ediyor. Hatta sahabeye karşı durma babında cehennemden yer hazırlama durumuna da sokulabiliyor insanlar. Muaviye olayı acaba günümüz ehl-i sünnet anlayışının itikadı haline mi geldi? 20.08.09 475
13 Ben bir siyasi partide siyaset yapıyorum ve belli başlı günlerde zati âlinizin de bildiği gibi törenlere katılıyoruz. Orada Atatürk’ün önünde topluca saygı duruşunda bulunuyoruz ve daha sonra heykelin önüne teker teker geçip çelenk koyup önünde, belli bir süre ayakta durup, başımızla selam verip tekrar sıramıza geçiyoruz. Benim sorum: Bu yaptığımız doğru mudur? Şirk midir? Zaten bunu yaparken içim rahatsız oluyor ama sizi dinledikten sonra iyice rahatsız oldum. Lütfen bizi aydınlatınız. 03.12.09 1693
14 Demokrasiyi iki yönden incelemeliyiz. Birincisi, yöneticilerin iş başına gelme ve gitme şeklini belirleme açısından. İkincisi de hüküm koyma açısından. Birinci şeklin İslami açıdan mahzuru şu anda bilinmemektedir. Ama ikinci unsurda kim neye göre hüküm koyacaktır? Bu İslami açıdan önemlidir. Zira demokraside temel kıstas vahiy değildir. Demokrasi, belli bir kişinin veya zümrenin kendi menfaati ve çıkarı doğrultusunda istediği bir hükmü bir şekilde parlamentonun hükmü gibi ya da çoğunluğun hükmü gibi parlamentoda kabul ettirebilmesi olayıdır. Bu tür hüküm verme olayı eski zamanlarda bir takım cansız varlıklara, kişi ve konseylere veriliyordu. Bu şekilde de toplumları istedikleri gibi ilahları adına yönetiyorlardı. Bu gün ise bu olay daha da kurumsallaşmış, kamufle edilmiş ve halk adına idare ediliyormuş görüntüsü verilmektedir. Türkiye’de ve dünyada parlamentoların nasıl belirlendiğini ve nasıl kararlar aldığını biliyoruz. Hocam fetvanızı bu ikinci açıdan yeniden değerlendirmenizi rica ederim. 23.02.10 247
15 Özellikle siyasî faaliyetlerde karşılaşılan; alkış, slogan, ıslık çalma eylemlerinin hükmü nedir? 27.02.10 306
16 Zamanın imamına biat etmeden ölenlerin cahiliye ölümü ile öleceklerine dair bir hadis var mıdır? 03.03.10 533