Hadid suresinin 19. ayetini nasıl anlamalıyız?
Süleymaniye Vakfı > Kur'an > Yazılı Fetvalar Tarih: 27 Temmuz 2010  
Soru: Hadid Suresi 19. ayette iman edenlerin asıl sıddıklar ve şehitler olduğu mu, yoksa iman edenlerin sıddıklar ve şehitler derecesinde olduğu mu anlatılıyor?
Cevap: 

Bahsettiğiniz ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Allaha ve Resulüne iman edenler, sıddîk ve şahit olanlardır.”

Sıddîk, özü ve sözü doğru olan demektir. İslam dinine uyanlar, benliklerini koruyan, doğru olduğu için bu dini kabul edenlerdir. Allah Teâlâ bunlarla ilgili olarak şöyle buyurur:

“Rabbimiz Allah’tır diyen, sonra doğru davrananlar.. onların üzerlerine melekler iner ve «korkmayın, üzülmeyin, size söz verilmiş cennet ile sevinin» derler.

Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Ahirette sizin için canınızın çektiği her şey vardır. Sizin için orada istediğiniz her şey vardır.

Bu, bağışlaması ve ikramı bol olan Allah tarafından bir ziyafet olarak verilecektir.

Allah’a çağıranın, iyi işler yapanın ve «ben müslümanım» diyenin sözünden daha güzeli kimin sözüdür?” (Fussilet 41/30-33)

İslam’a uymayanlar ise sürekli şüphe içinde olurlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Kurdukları bina, kalplerinde sürekli bir şüphe kaynağı olmaya devam edecektir. Bu, kalpleri parça parça oluncaya kadar böyle gidecektir. Allah bilir, doğru karar verir.” (Tevbe 9/110)

Şahit olma ise “eşhedü” diyebilmektir. Yani inandığı şeyleri, gözüyle görmüş ve eliyle tutmuş gibi kesin olarak bilmektir. Allah her elçiye, elçiliğini ispatlayacak bir belge vermiştir. Taklidi mümkün olmadığı için o belgeye mucize denir. Mucizeyi gören kişi, Allah’ın ona elçilik görevi verdiğini gözüyle görmüş gibi emin olur. “Eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluh.” Yani “Ben şahitlik ederim ki, Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.” dememiz bundandır. Çünkü onun elçilik belgesi olan Kur’ân’ı okuyup anlayan her insan, kolayca bu kanaate varır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Doğru yol kendisi için apaçık belli olduktan sonra kim o elçiden ayrı düşer ve müminlerin yolundan başka bir yola girerse onu gittiği yolda bırakır ve cehenneme sokarız. Ne kötü hale gelmedir o!” (Nisa 4/115)

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Kategorideki Diğer Fetvalar:
Sıra     Fetvaya ait soru Tarih    Okunma    
1 Al-i İmran suresinde anlayamadığım bir kısımla ilgili sormak istiyorum: 38. ayette Zekeriya aleyhisselam Rabbine dua ederek kendisine hayırlı bir nesil bağışlamasını istiyor. Yahya aleyhisselam ile müjdelendikten sonra, 40. ayette kendisi ve karısıyla ilgili durumu göz önünde tutarak; "bu nasıl olur?" diye Allah'a sormaktadır. Bunun sebebi nedir? Önce çocuğu olması için Allah'a dua ediyor, duası kabul olunca da "bu nasıl olur: ben yaşlıyım, karım da kısır" diyerek şaşırıyor! Bunu anlayamadım. İkinci olarak; normalde kısır bir kadından çocuk olmayacağına göre bu bir mucize midir? 2009.09.29 3124
2 En'am Suresi'nin 165. ayetinde "...Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır...'' diye bir ifade geçiyor. Aslında bu ifade, okuduğum çeşitli meallerde çeşitli şekillerde geçiyor. Size göre bu ayetin meali tam olarak nedir? Eğer "'...Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır..." ifadesi doğru ise, bu Nahl 16/61'e, Ankebut 29/53'e ve Allah'ın halim olduğunu, mühlet verdiğini içeren birçok ayete ters bir durum teşkil etmez mi? Teşkil etmiyorsa (ki eminim teşkil etmiyordur ama ben anlamak istiyorum), bu ayette geçen ifade kimlere ve hangi durumlara göre geçerlidir? 2009.09.28 1807
3 Fatiha suresinde "sadece senden yardım isteriz" mealinde bir cümle geçer. Peki, insanların birbirlerinden yardım istemesi Allah'tan başkasından yardım istemek manasına gelmiyor mu? Bu kişiler de şirke mi giriyor? Yani bir kişi bir başkasından borç para istese veya bir konuda yardım istese Allah'tan başkasından yardım istediği için şirke mi girmiş olur? Değilse bu ayeti nasıl anlamalıyız? 2009.10.12 3630
4 Kur'an'daki hadd cezalarını‎n tarihselliği savunulabilir mi? 2009.08.19 1296
5 Kur’an-ı Kerim okuyup sevabını ölmüş yakınlarımıza bağışlamanın hükmü nedir? Bununla ilgili ayet ve hadis-i şerifler nelerdir? 2009.08.19 10446
6 Günümüzde İslam anlayışı nasıl olmalıdır? Ilımlı İslam mı? Yoksa Radikal İslam mı? 2009.08.19 825
7 Bakara 256. ayeti açıklar mısınız? Müslüman olan birini İslami emirleri yapmaya zorlamayacak mıyız? Ben eşimi ve çocuklarımı müslümanım diyecekler ve başını ve belden aşağısını açıp gezecekler, ben onları İslam oldukları için kapanın demeyecek miyim? Hocam ben "çocuklarınıza 7 yaşına geldiklerinde namazı emredin, 12 yaşına geldiğinde kılmazlarsa hafif dövün" diye bir hadis biliyorum. Zorlama yoksa bu hadisi bana açıklar mısınız? 2009.08.19 2085
8 Tağutîlik kavramını açıklar mısınız? Bu kavramın kapsamına girenler kâfir olarak nitelendirilebilir mi? 2009.08.19 800
9 Herkes Kuran'ı okuyup anlayabilir mi? Mesela ben Kur'an okumayı bilmiyorum. Arapça'yı hiç bilmiyorum Şimdi ben Kur'an'ı açıp mealinden okusam ve ayetleri anladığım gibi uygulamaya çalışsam doğru mu yapmış olurum? 2009.08.19 1541
10 Hocamız Kur'an derslerinde iki noktaya vurgu yapıyor. Birincisi, Kur'an'ın herkes tarafından anlaşılabilir olduğu, herkese kaynak olarak yeterli geleceği, mübin ve mufassil olduğu; ikincisi, Kur'an'dan herkesin hüküm çıkaramayacağı... Bu ikisi arasındaki denge nasıl kurulmalı? Kur'an'ı yaşamak için okuyan bir insana Kur'an kâfi gelecekse - Resul'ün usve-i hasene olması mevzusunu konu dışı tutuyorum - o kişi neden Kur'an'dan hüküm çıkaramayacak? Hüküm çıkarılamayan bir Kur'an onun için hayat kitabı olabilir mi? 2009.08.19 708
11 mp3 çalar ile içerisinde secde ayeti geçen bir sureyi yolda birkaç defa dinlersek secde yapmamız gerekir mi, eğer gerekiyorsa ne zaman secde yapmamız gerekir? 2009.08.19 1413
12 Ben mahreçleri çok iyi yapamadığım için Kur'an-ı Kerim'i güzel okuyamıyorum. Kelime mealli Kur'an'ı okurken aynı anda mp3'den sesli Kur'an dinleyerek takip ediyorum. Ama tek başına Arapça düzgün okuyamadığım için de Kur'an okuma ibadetinden mahrum kaldığımı düşünerek huzursuz oluyorum. Diğer taraftan yalnızca Arapça Kur'an dinlemek beni ruhsal olarak rahatlatsa bile anlayamamak beni rahatsız ediyor. Mutlaka mealini de takip etmek anlamak istiyorum. Hayatım boyunca hiç Arapça hatim etmemek ne kadar doğru bilemiyorum. Ne yapmalıyım? 2009.08.19 2831
13 Hocamız bir dersinde bir ayette geçen "temarav" kelimesinden bahisle ‘şüpheye düşmediler, şüpheye düşer gözüktüler' ibaresini kullandı ve ardından "şüpheye düşmenin normal" olduğunu söyledi. Ancak başka ayette müminlerin "iman ettikten sonra şüpheye düşmedikleri" (lem yertabu) anlatılıyor. Bu ikisi arasındaki denge ve şüphenin iman karşısındaki konumu nedir? 2009.08.19 764
14 Allah Teala bir ayette günahların hepsini affedeceğini belirtirken, şirki istisna tutuyor. Yani şirki affetmem diyor. Sahabe de önceden müşrik idi. Ancak onlardan -en azından bazılarının- affedildiğini Kur'an'dan biliyoruz. O zaman bu ayeti nasıl anlamalıyız? 2009.08.19 1205
15 Kur'an'ın zikir olması hakkında bir soru sormak istiyorum: Zikri "hatırlatma" anlamında alırsak, Kur'an kendi başına bir amaç değil, bir şeyleri hatırlatan bir araç mıdır? Yani "Zikir" haddi zatında değerli midir, yoksa hatırlattığı şey bakımından mı değerlidir ve zikirden ona "ubur" etmek mi gerekir? 2009.08.19 485
16 Son zamanlarda Besmele "RAHMAN RAHİM ALLAH ADINA" şeklinde tercüme edilmeye başlandı. Bu tercüme sizce doğru mudur? 2009.08.19 1442
17 Peygamberimize Cebrail'in uyku halinde iken getirdiği vahiy Kur'an değildir demek doğru mudur? Eğer doğru ise neden bu vahiy türünü Kur'an olarak kabul etmemişlerdir? 2009.08.19 779
18 Yunus peygamberden bahseden şu iki ayeti bir türlü çözemedim. Birinci ayet: "Eğer o, çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun (balığın) karnında kalacaktı." (Sâffât, 37/143-144) İkinci ayet: "Eğer ona Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı." (Kalem, 68/49) Şimdi birinci ayete göre, Yunus aleyhisselam tevbe-tesbih etmeseydi kıyamet gününe kadar balığın karnında kalacaktı. Ama o tevbe-tesbih etti ve balık onu karaya attı. İkinci ayete göre ise Allah'ın nimeti ona gelmeseydi yani tevbe etmeseydi veya tevbesi kabul edilmeseydi kınanacak bir şekilde boş bir araziye yani karaya atılacaktı. Yunus aleyhisselam tesbih etmeseydi balığın karnında mı ölüp gidecekti, yoksa kınanmış bir şekilde karaya mı atılacaktı? 2009.08.19 2430
19 Bir meal-tefsirde Enfâl suresi 9. ayette geçen Allah'ın göndermiş olduğu bin meleğin bizzat kendilerinin savaşa katılmadığını okudum. O ayetin açıklamasında, melek yardımının bilfiil değil de manevi anlamda müminlerin yüreklerine güç katmak anlamında olduğu belirtiliyor. Hocam siz bu konuda ne dersiniz? Melekler gelip bir insan gibi savaşmışlar mı, yoksa mecazi bir anlam mı var? 2009.08.19 824
20 Teğâbün suresinin 14. ayetinde şöyle buyurulmuş: "Ey iman edenler! Şu bir gerçek ki, eşleriniz ve evlatlarınız içinden size bir düşman vardır. Onlara karşı dikkatli olun..." (Teğabün, 64/14) Sorum şu: Eşlerin ve çocukların içindeki düşmandan kasıt kim? Onların nefsi mi? Yoksa her kişinin içinde doğal bir bölünmüşlük hali mi var, iyi ya da kötü, bu mu kastediliyor? 2009.08.18 934
21 Kur'an'ın bazı ayetlerinde Allah Teala ben ifadesi yerine "biz" ifadesini kullanmıştır. Mesela "sizi biz yarattık" gibi. Bunun sebebi nedir? 2009.08.18 1348
22 İsrâ suresi 73-74. ayetlerini nasıl anlamamız gerekir? 2009.08.18 1023
23 Kur'an okuduktan sonra "sadekallahül azîm"' ve "sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn..." ayetini okuma geleneği bir sünnete mi dayanıyor? 2009.08.18 1864
24 Diyelim ki bir cemaat/grup, fertlerine her gün bir sayfa Kur'an okuma zorunluluğu getirmiş. Ya da haftada bir gün fiziki eğitime yönelik spor uygulaması başlatmış. Ama cemaat fertleri bu uygulamaları hafife almakta ya da yerine getirmemekte. Bu cemaat fertlerine uygulanacak cezai müeyyidelerin hükmü nedir? 2009.08.18 259
25 Mü'min suresinin 34. ayetinde Yusuf aleyhisselam için "heleke" kelimesi kullanılmış. Bu kelimenin sözlük anlamı "yıkım" "mahvolmak" vs. Bir peygamberin ölümü için heleke kelimesi kullanılır mı? Bizim Kur'an'da okuduğumuz heleke, zalim kavimlerin yok edilmesi anlamında kötü bir kelime. 2009.08.18 469
26 Sorum dâd harfinin okunuşu. Bazı İstanbul yöresi imamları, hafızları velezzâllîn diye okuyor. Ama Abdussamed, Mustafa İsmail ve tüm diğer büyük üstadlar veleddâllîn diyor. Nahiv ilmi üstadlarından İmam Suyuti 700'lü yılarda yaşamış ve o zaman da bu sorun varmış ve "zâ diye okumak kesinlikle yanlış" demiştir. O zaman hangisi doğru? Biz kime uyalım? 2009.08.18 1924
27 Kur'an'da Hicr halkından bahsediliyor ve bu isimde bir sure de var. Bu halk hangi Peygamberin halkıdır? 2009.08.18 674
28 Kıssaların yaşanmış gerçek olaylar olup olmadığı hakkında sormak istiyorum. Kuran-ı Kerim'i anlayabilmek, anlayamadığımız noktaları sorup öğrenmek için meal okuyoruz. Son zamanlarda okuduğum bir meal daha önce okuduğum klasik tefsirlerden biraz farklı. Mesela Kur'an'da geçen peygamber kıssalarının, Ashab-ı Kehf'in aslında temsili birer anlatım olduğu yorumu yazılmış. Gerçekten bunlar birer temsili anlatım mıdır, yoksa yaşanmış gerçek olayların aktarımı mıdır? 2009.08.18 783
29 Nur suresi 33. ayetin son kısmında şu geçmektedir: "Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir." İffetli olmak istemeyen cariyeleri fuhşa zorlamanın hükmü ne oluyor? Yani bir kimse iffetli kalmak istemeyen bir cariyesini fuhşa zorlayabilir mi? Bu ayet-i kerimenin açıklamasını (Kuran'a göre) bize aktarır mısınız? 2009.08.18 1403
30 Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Allah kullarına zulmetmez" diye çevrilen ayetlerde geçen zallâm kelimesi mübalağa anlamında mı acaba? Yani Allah kullarına çok zulmetmez de az zulüm eder anlamı mı çıkar? 2009.10.14 772
31 Bakara Suresinin 54. ayetini açıklar mısınız? İsrail oğullarına yönelik "nefislerinizi öldürün" emrini nasıl anlayacağız? 2009.10.16 1107
32 Allah'tan geldik, Allah'a döneceğiz ayetini nasıl anlayacağız? Allah şu an başka bir yerde de ölünce biz ona mı kavuşacağız? 2009.12.12 4379
33 Kur’an-ı Kerim’i TV, radyo, vcd, vs.den dinlemenin dinimizde yeri nedir, sevabı var mıdır? Hatim yerine geçer mi? Kur’an dinlerken tahiyyattaki gibi mi oturmalıyız? 2009.12.29 2593
34 Tarihte Kur’an-ı Kerim’in ilk Türkçe çevirisini kim / kimler yapmıştır? 2009.12.11 2433
35 Kadınlar Kur’an okuyacakları zaman başlarını örtmek zorundalar mı? Yani Kur’an-ı Kerim başı açık olarak okunur mu? 2010.03.13 6171
36 Derslerinizde ve konferanslarınızda sık sık fıtrattan, Allah’ın kitapları ile kâinat kitabı arasında tam bir uyum olduğundan ve Kur’an’da yer alan kanunlar ile doğa kanunlarının asla çelişmeyeceğinden bahsediyorsunuz. Bununla birlikte Allah’ın birliği ve yaratılmışlar arasındaki uyuma da vurgu yapıyorsunuz. Sitenizde bu konularla ilgili yazılı bir bilgi yok mu? Kısa da olsa bilgi verir misiniz? 2010.03.23 792
37 Vakıa suresinin 79. ayetinde Kur’an’a temiz olarak dokunanlardan kasıt muhakkak meleklerdir. Çünkü orada levh-i mahfuzda bulunan Kur’an’dan bahsediliyor. Önceki ayetler de onu gösteriyor. Yani bu ayetin yaygın kanaatin aksine Kur’an’a abdestsiz dokunmakla uzaktan yakından bir alakası yok. Yalnız kimi meallerde “mutahharûn” kelimesi “temiz olan”, kiminde de “temizlenenler” şeklinde tercüme edilmiş. Bunun “temiz olarak…” şeklinde tercüme edilmesi daha doğru değil mi? Çünkü melekler için temizlenmek olmaz ki! Onlar zaten hep temizdi. Kısacası Kur’an’da bunun tam karşılığı nedir? Bu ayet nasıl tercüme edilmelidir? 2010.04.14 2358
38 Bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Bu Kur’ân Ataları uyarılmamış ve bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.” (Yasin Suresi, ayet 7) Yukarıdaki ayette kafama takılan şeyler oldu: Ayette Hz Muhammed (s.a.v)’in daha önce ataları uyarılmamış topluluğa gönderildiği söyleniyor. Hâlbuki diğer ayetlerde de İncil’in ve Tevrat’ın bozulduğundan bahsediyor. Yani demek ki İncil ve Tevrat gelmiş ve ataları uyarılmış. Yok, eğer Kur’ân Araplara değil de dünyadaki diğer insanlara da geldiyse o zaman neden, Kur’ân’dan da Allah “bu Kur’ân’ı size ve ataları uyarılmamış diğer topluluklara gönderdik” dememiş. Bu ayetlerdeki çelişki kafamı karıştırıyor. Bir açıklama yapar mısınız? 2010.05.15 652
39 Bazı hocalar ayetlerin nüzul sebeplerini bilmenin şart olmadığını ve hatta bunların birçoğunun uydurma olduğunu söylüyorlar. Ben de bu düşüncedeydim. Allah istese birçok ayette olduğu gibi ayetlerin içinde zaten bize nüzul sebeplerini açıklardı. Ama Sad Suresi 44. ayetini okuduğumda bu fikrimde zedelenme oldu. Rivayete göre 44. ayet Eyüp peygamberin yeminiyle alakalı. Ama nüzul rivayetleri olmadan bu ayetten mana çıkarmak imkânsız mıdır? Ya da başka bir manası mı var? Veya Türkçeye çevrildiğinde bir mana karmaşası mı olmuştur? 2010.05.18 961
40 Hadid Suresi 19. ayette iman edenlerin asıl sıddıklar ve şehitler olduğu mu, yoksa iman edenlerin sıddıklar ve şehitler derecesinde olduğu mu anlatılıyor? 2010.07.27 1073
41 Kalem Suresi 13. ayette “zenîm” diye bir kelime geçiyor. Bu kelimeye “kötü ve alçak kişi” diye mana verildiği gibi “soysuz” ya da “kendi kavmini inkâr eden” ve “kendini başka bir kavme nisbet eden” diye de mana veriliyor. Bu manaların doğrusu hangisidir? Soysuzluk ne demektir? Mesela ben soyadımı değiştirmek istiyorum. Bunun bir zararı var mı? 2010.07.29 597
42 Alak Suresinin ilk ayetinde “Yaratan Rabbinin adıyla oku” deniyor. Gazete, her çeşit kitap, dergi gibi şeyler de bu okumaya dâhil midir? Yani okunması istenen şey nedir? 2010.08.19 2018
43 A’raf Suresi’nin 109 ve 110. ayetlerde “Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.”. “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” Firavun, ileri gelenlere, “Ne dersiniz?” dedi.” Buyurulmaktadır. Şuara Suresinin 34 ve 35. ayetlerinde ise Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır” dedi. “Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?” buyurulmaktadır. Yani aynı cümleler A’raf Suresi’nde Firavun’a Şuara Suresi’nde Firavun’un danışmanlarına izafe edilmektedir. Bir Alman yazar, kitabında Müslümanlara saldırmak amacıyla bu ayetleri delil getirerek şu cümleleri kullanmaktadır: “Müslümanlar bu kitabı, itinayla tutulmuş bir vahiy tutanağı olduğunu iddia etmekteler ve İncillerin de bu düzeyde olmadığını vurgularlar. Hâlbuki tek tek incelemeye tabi tutsalar izahı zor olan çelişkili durumlarla kendileri de karşılaşacaklardır.” Buna nasıl cevap verirsiniz? 2011.02.04 1046
44 Bakara 29. ayette Allah Teâlâ’nın önce yeri ve yerdekileri, daha sonra da gökyüzünü yarattığı buyurulmaktadır. Naziat Suresi 27-32. ayetlerde ise, önce gökyüzünü, ondan sonra yeri ve yerdekileri yarattığı bildirilmektedir. Birkaç internet sitesinde ateistler bu ayetleri örnek vererek Kur’ân’ın kendisiyle çeliştiğini iddia etmektedirler. Elimizdeki meallere baktığımızda manalar gerçekten de böyle verilmiş. Bu konuyu açıklar mısınız? 2011.02.07 909
45 Kur’an da; “Ey inananlar, elçiyle özel görüşme yapacağınız zaman, görüşmenizden önce (yoksullara) bir sadaka verin” diyor. Sadakayı hac ve umre yaparken vermek gerekir mi? 2011.02.28 561
46 Şâe fiilini Allah için kullandığımızda “emir vermek, kural koymak” anlamlarında kullanıyoruz. Peki, kullar için kullandığımızda “dilemek” anlamı verilebilir mi? Bunu Zümer Suresinin 34 ve 74. ayetleri bağlamında açıklarsanız sevinirim. 2011.03.12 675
47 Kur’ân-ı Kerim’de iki üslup var: Birincisi direkt olarak Allah'ın “ben yarattım”, “ben böyle istedim” gibi. Bir de ikinci üslup. Bu da birisi yazmış da Allah’ın dediğini doğruluyor “Allah böyle emretti” gibi. Aklıma şu soru geliyor: Kur’ân’da lafzının tamamının Allah’a ait olduğunu söyleyen bir ayet var mı? Yani Kur’ân kitap haline Hz. Muhammed zamanında gelmedi. Hz. Ebubekir ve ekibi Hz. Muhammed’in hadislerinden ve kendi söylemlerinden bir kitap oluşturmuş olamazlar mı? Yani Allah’ın “bizzat biz indirdik” veya “ben yarattım” gibi sözler kesinlikle birinci ağızdan Allah’ın sözü. Bunlar gerçekten ayetler. Diğerleri ise “Allah böyle emretti”, “Allah sizden şunu ister” gibi. Bunlar da birinci ağızdan Allah’ın söylediği ayetleri doğrular nitelikte hadislerden alıntı ya da sahabilerin eklentisi olamaz mı? 2011.03.15 912
48 Kur’ân Allah'ın sözü olduğuna göre Kur’ân içindeki dualar ne oluyor? Mesela Fatiha suresinde yani Allah’ın sözü olan o ayetlerde “yalnız senden yardım dileriz, bizi doğru yola ilet” vs. geçiyor? Bu gibi ayetleri nasıl anlayacağız? 2011.03.16 1310
49 Bize Kur’ân’ın 23 yılda indirildiği anlatıldı hep. Fakat Kur’ân’a ters veya uygunsuz hiçbir bilginin kabul edilemeyeceğini de öğrendik. Sorum şu: Bakara Suresi 185. ayette Kur’ân’ın Ramazan ayında indirildiği bildirilmiştir. Kur’an bir aylık bir süre içinde mi yoksa 23 yıllık bir süre içinde mi indirildi? Bu konuya açıklık getirir misiniz? 2011.03.18 1983
50 Yasin suresinin “Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir” (Yasin, 36/40) ayetine göre “gün, gündüzle başlar, gece sonra gelir” diye belirtiyorsunuz. Bu bağlamda A’raf suresinin 54. ayetindeki “geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örter...” kısmını nasıl anlamalıyız? Bu ayete göre de gece önce gelir diyemez miyiz? 2011.03.25 1514
51 Kur’an Işığında Aracılık Ve Şirk kitabınızın başında şöyle bir ayet meali bulunuyor: “Bu, bereketli bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, ayetlerindeki ilişkiler ağını görsünler ve içi temiz olanlar onu kafalarına yerleştirsinler.”(Sâd 38/29) Ancak 20-25 farklı mealden baktım, hiçbirinde “ayetlerindeki ilişkiler ağını görsünler” yazmıyor. Ayete neden böyle bir ekleme yapılmış? Niçin böyle meal verilmiş açıklar mısınız? 2011.04.07 1232
52 Alman bilim adamı Dr. Gerd Puin adlı bir zatın araştırmaları dayanak alınarak bir belgesel kanalında Kur’ân’la ilgili bir film gösterildi. İlk başlarda film Kur’an’ı övücü cümlelerle gitmesine rağmen aralarda ve sonlara doğru Kur’ân’ın değiştiği, başka dillerden kelimelerin geçtiği, örneğin Huri kelimesinin aslında “üzüm” demek olduğu gibi iddialar dillendirildi. Tüm bunların bilimsel bir dayanağı var mı? Ayrıca Huri kelimesi gerçekten “üzüm”ü ifade etse bile Kur’an bu huri kelimesine yeni ve orijinal anlamlar getirmiş olamaz mı? Yani hadislerden de bildiğimiz üzere hurilerin saydamlıktan iliklerinin bile görüleceği söyleniyor. Üzümün de saydamlıktan içi, çekirdeği dışarıdan gözükür. İddialar internet sayfalarında da yer alıyor. Hepsini yazamadım. Bir cevap verebilir misiniz? 2011.04.12 1101
53 Kur’an sadece erkeklere hitap eden bir kitap mıdır? Niçin sürekli olarak kadınlardan bahsederken erkekleri aracı koyup “kadınlarınıza söyleyin” şeklinde ifadeler kullanılmıştır? 2011.04.19 907
54 Yusuf suresi 45. ayette “ümmet” kelimesi “belirli bir süre” anlamında kullanılıyor. Bu kelimenin seçilmesinin bilinebilen bir hikmeti olabilir mi? 2011.04.22 548
55 Kur’an hangi konuda bize aydınlatıcı bilgiler verir? 2011.05.02 844
56 Kur’ân ayetlerini insanlara anlatırken Kur’an’ı Allah’ın açıkladığını ve kelimelerin temel anlamlarının araştırılmasının gerektiğini söylüyoruz. Birçok açıklamamızda sözlüklerdeki temel anlamlara referansta bulunuyoruz. Ancak bir arkadaş “müteşabih” ve "Şâe" kelimeleri konusundaki açıklamalarımızdan sonra, Râgıb el-İsfahâni’nin “el-Müfredât” adlı kitabına referansta bulunarak oradaki klasik anlamları doğrulayan açıklamaları gösterdi. Mademki savımızı kanıtlamak için Arapça ve sözlüklere başvuruyoruz, birçok konuda (A. Bayındır Hocanın yazılarında o sözlüklere atıf oluyor mesela), bu gibi sözlüklerde de anlamı bozulmuş kelimeleri nasıl izah edeceğiz? Yani ayetlere verdiğimiz manaları nasıl temellendireceğiz? Sözlüklerin de bozulduğunu söylersek, o zaman neden diğer kelimelerde sözlüğü referans alıyorsunuz diyorlar. 2011.05.09 722
57 Kur’an-ı Kerim’e göre Allah Teala’nın ayetlerini kendi ictihatlarına göre yorumlayanlar nasıl değerlendirilir? 2011.05.11 617
58 “Allah Teala Kur’an ayetlerini tamamlamadan peygamber hüküm vermez” diyorsunuz. Peki, bu durumda Hz. Peygamber 23 yıl boyunca hüküm vermeden peygamberliğini yaptı şeklinde garip bir durum ortaya çıkmıyor mu? 2011.05.12 990
59 “Fatiha suresinde “Sadece senden yardım isteriz” mealinde bir cümle geçer. Peki, insanların birbirlerinden yardım istemesi Allah'tan başkasından yardım istemek manasına gelmiyor mu?” sorusuna vermiş olduğunuz cevapta, söz konusu ifadenin özetle; “senden başkasının yapamayacağı şeyleri başkasından değil sadece senden isteriz” şeklinde anlamak gerektiği belirtilmektedir. Oysa ayet “Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım isteriz” mealindedir. “Yalnız senden yardım isteriz” ifadesini tek başına almak, “namaza yaklaşmayın” ifadesini tek başına almak gibi değil midir? Ayeti, “herkesten yardım isteriz fakat yardım istediklerimiz içinde sadece sana kulluk ederiz” şeklinde anlamlandırmak daha doğru olmaz mı? 2011.06.21 1134
60 Geçen gün internette Abdülaziz Bayındır Beyin bir konuşmasını dinledim. Meallerde çelişki olduğuna örnek vermek için iki ayet gösterdi. Nisa suresi 26. ayetinin mealinin İbrahim suresi (14) 4. ayet ile çeliştiğini açıkladı. Çelişkinin sebebini ise Arapça "şey" kelimesinin "irade" ile aynı anlamda olmamasına ve bundan dolayı Türkçe'ye yanlış çevrilmesine bağladı. Peki, bu durumda Hud (11) suresi 34. ayeti nasıl anlayacağız? “Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdüm size fayda vermez…” Ayetin metninden de göreceğiniz gibi burada “irade” kelimesi kullanılmış. Bu ayet Nisa 26 ile çelişmiyor mu? Lütfen açıklar mısınız? 2011.07.01 1132
61 Bir konferansınızı izledim. Orada Kur’an’da eşyanın dilinden bahsedildiğini anlattınız. “Şüphesiz biz emaneti, göklere yere ve dağlara teklif ettik…” (Ahzab 72) ayetine göre teklif sunulanların akıllı ve iradeli olması lazımdır. Sizin eşyanın dili var derken kast ettiğiniz bu mudur? Değilse ilgili ayetler hangileridir? Ben bir fen fizikçi olarak bu konu hakkında çalışmak isterim. Batılı fen fizikçiler buna benzer çalışmalar yapıyorlar. Ancak eşyanın bir dili olduğunun somut bilgisi o kadar kolay değil. Dolayısıyla bu bilgiyi ortaya koyabilirsek çok büyük bir hizmet olur. 2011.07.04 786
62 Birçok ayette geçen ulul elbab ne manaya gelmektedir? Bilgi verebilirseniz çok sevinirim. 2011.07.06 860
63 Abdülaziz Hocam Bakara 29. ayete çok güzel meal vermiş. 5-6 kez tekrar dinlemişimdir. Ancak yayınlanan 30. cüz mealinin Naziat suresinde bir şeyi çelişkili gördüm. Daha önce fetva verirken “gün” kavramın gizli olduğunu, çünkü henüz yaratılmadığını söylemişti. Naziat 29. ayete ise “göğün gecesini karanlıklaştırdı, gündüzün de ışığını çıkardı” şeklinde meal vermiş. Dolayısıyla görebildiğimiz evren günümüzdeki gibi mutlaka “6 günde” oluşmuştur diyemez miyiz? 30.ayette ise yeri bundan sonra döşediği zaten belirtilmiştir. 2011.07.07 561
64 Sohbetlerden birinde cennet kelimesinin bahçe demek olduğunu söylediniz. Pekâlâ diğer kelimelerinde tam Türkçe karşılıklarını nereden bulabilirim? Mesela cehennem, cin gibi kelimeleri Arapça-Türkçe sözlükte bulamadım. Cennete cennet, cehenneme cehennem eşlenmiş. Bu tip kelimeler için bir kitap tavsiye eder misiniz? 2011.07.16 1372
65 Kur’an-ı Kerim’de geçen “gizli dost”tan kasıt tam olarak nedir? İlişkiye girilen kadın veya erkek mi? Yoksa insanların eşlerinden hariç gönüllerine giren karşı cinslerine de gizli dost mu denir? 2011.07.19 2210
66 En’âm suresinin 143 ve 144. ayetlerinde geçen “8 çift hayvan” kavramını açıklar mısınız? Yani niçin birer çift deve veya koyun değil de ikişer çift oluyor, izah eder misiniz? 2011.09.26 737
67 Kur’an ayetleri niçin konularına göre yazılmamış? Mesela hac konusu birkaç surede işlenmiş. Namaz da öyle… Konular niçin farklı farklı surelerde işlenmiş? 2011.10.11 842
68 Resulullah zamanında ayetler kemik, deri ya da taşlara yazılırdı. Dolayısıyla ayetlerin belden aşağıda olması olağan bir durumdu. Peki, günümüzde Kur’ân’ın belden aşağıda olmaması yönünde bir hadis, bir uyarı var mıdır? 2011.12.26 1872
69 Sayın Abdülaziz hocamın “Kitap ve Hikmet” başlıklı yazısını zevkle okudum. Bu konuyla ilgili ayetlere bakarken Âl-i İmrân 48 ve Mâide 110. ayetlerde “hikmet”, “Tevrat”, “İncil” ve de “Kitab” kelimelerinin geçtiğini gördüm. Bu ayetlerdeki “el-kitab” ile kastedilen nedir acaba? Tevrat’ı hariç tutarak Hz. İsa’dan önceki nebilere indirilen kitaplar mı? Kelimenin başındaki “el” eki ve “kitab” kelimesinin çoğul değil de tekil olması daha da çok merak uyandırdı. Bu konuda bir açıklama yapar mısınız? 2012.01.11 730
70 İslamiyet öncesi bazı şiirlerin Kur’an’da aynen geçtiği iddia ediliyor. Hatta bazıları daha da ileriye giderek Kur’an’da bazı ayetlerin bu şiirlerden esinlenilerek oluşturulduğunu iddia ediyorlar. Konu hakkında yorumunuz nedir? 2012.01.19 569
71 İsra suresi 71. ayette geçen “Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla.” ayetinde belirtilen “önderler/imamlar” kimler olacaktır? 2012.01.27 1187