FETVALAR

SORU:

Aynı koşullarda dünyaya gözlerini açmayan iki insan nasıl olur da aynı şartlarda sınav olur anlayamıyorum. Mesela annesi fuhuşla uğraşan, sıcak bir yuva bulma şansı olmayan bir bebekle, hayata dair her şeyi hazırlanmış, sevgi ortamında dünyaya gözlerini açan bir yavrucağın hayat sınavı aynı değilken yani fırsat eşitliği yokken nasıl olur da cennet cehennem bunlar için aynı nimetleri ve cezaları sunar? Neden birçok sınav var fakat sınav sonucu aynı? Okulda bile farklı bir sınav grubuna düşsek üzülürüz, diğer gruptaki soruları biliyordum diye. Herkese aynı sınav olsa daha iyi olmaz mıydı? Birazcık olsun kafamdaki sorulara ışık tutarsanız sevinirim.

Tarih: 05 Ekim 2009

CEVAP:

Sorunuza cevap verebilmek için öncelikle Kur’an-ı Kerim’e bakmakta fayda var. Allah Teâlâ, hayatın anlamını şu ayetlerle açıklamaktadır:

“Sizi biraz korku, biraz açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz; bundan kaçış olmaz. Sen sabır gösterenlere müjde ver. Onlar, başlarına bir sıkıntı gelince şöyle derler: “Biz, Allah’a aidiz. Zaten, ona döneceğiz”.  Onların üzerinde Rablerinin verdiği olgunluklar ve bereket bulunur. Yola gelenler işte onlardır.” (Bakara, 2/155-157)

“Yoksa siz, sizden  öncekilerin başına gelenlerin bir benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi hesap ediyorsunuz?. Onları aşırı baskılar ve büyük zorluklar öylesine sarmış, öylesine sarsılmışlardı ki, Allah’ın elçisi ve beraberindeki müminler: “Allah’ın yardımı ne zaman?” deme durumuna gelmişlerdi. Bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara, 2/214)

“Hanginizin daha iyi amel işlediğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Ve O, güçlüdür, bağışlayandır.” (Mülk, 67/2)

“Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ, 21/35)

“Ben insanları ve cinleri sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56 )

“Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye kadar ve söylediğiniz sözlerin doğru olup olmadığını açığa çıkarıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.” (Muhammed, 47/31)

(İmtihan sayesinde) “Elbette Allah, sadakat gösterenleri ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.” (Ankebût, 29/2-3)

Bunlar gibi daha birçok ayet vardır. Açıkça anlaşılıyor ki dünya rahatlık yeri değil; imtihan yeri. İmtihanı yapan ise yaratılanlar değil; bizzat YARATAN. Bize düşen kurallara uymak, bize sunulan şartlarda en iyisini yapmak… Şurası da bir gerçek ki beş parmağın beşinin bir olmaması gibi her insanın durumu da bir değildir. Kimsenin durumu kimseye benzemez. Herkes farklı şartlar altında imtihana girmektedir. Sizin takıldığınız yer de tam burası… Herkes bir imtihan veriyor ama herkes aynı imtihanı vermiyor! Yukarıdaki ayetlere bir kez de bu gözle bakın: Kimi açlıkla, kimi malla, kimi canla, kimi ürünlerle, kimi sadakatle, kimi hastalıkla… mücadele veriyor. Hastanın imtihanı ile sağlıklının imtihanı bir değildir. Aynı şekilde fakirle zenginin de… Müslüman bir ailede doğan bir insanla gayrimüslim bir ana babadan doğan insanı düşünün: İkisi de aynı dünyada, ikisi de imtihanda… Ama ikisinin imtihanı aynı değil; ikisinin sorumlulukları farklı.. Onlara çıkan sorular aynı değil! Kapasitelerine, çevrelerine, ailelerine, doğuştan gelen fiziksel özelliklerine (sağlam-engelli gibi) göre imtihan da değişiyor.

İnsanlardaki bu farklılıklar rastgele oluşmamıştır. Yaratılıştaki her farklılık, sorumluluğun yani imtihanın da farkı olmasını gerektirir. Mesela Allah: “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur…” (Nisâ, 4/34) buyurarak ailede geçimi sağlama görevini erkeğe vermiştir. Bu erkeğe verilmiş bir ayrıcalık değildir, bir görevdir, bir sorumluluktur! Buradan erkek ile kadının imtihanının aynı değil; farklı olduğu anlaşılır. Aynı şekilde mal, zengine verilmiş bir imtiyaz gibi gözükür. Ama gerçekte o çok büyük bir imtihandır. Nice zengin, “ah keşke fakir olsaydım da bunlar başıma gelmeseydi” der.  Fakirlik, görüntüde kötü bir şeydir. Ama ahiret ve hesap düşünüldüğünde belki çok da büyük bir nimettir. Hayata bir de bu gözle bakmaya çalışın.

Bir de şunu unutmamak lazım; kişinin kendine ait olan, kendi yaptıklarıdır; hazır buldukları değil. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Kişinin kendi çalışmasından başkası kendinin değildir. Çalışmasının karşılığını yakında görecektir.” (Necm 53,/39-40)

NOT: Benzer bir cevabımızı okumak için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:

http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/dunya-imtihanini-nasil-kazaniriz.html


Etiketler: