FETVALAR

SORU:

Bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Bu Kur’ân Ataları uyarılmamış ve bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.” (Yasin Suresi, ayet 7) Yukarıdaki ayette kafama takılan şeyler oldu: Ayette Hz Muhammed (s.a.v)’in daha önce ataları uyarılmamış topluluğa gönderildiği söyleniyor. Hâlbuki diğer ayetlerde de İncil’in ve Tevrat’ın bozulduğundan bahsediyor. Yani demek ki İncil ve Tevrat gelmiş ve ataları uyarılmış. Yok, eğer Kur’ân Araplara değil de dünyadaki diğer insanlara da geldiyse o zaman neden, Kur’ân’dan da Allah “bu Kur’ân’ı size ve ataları uyarılmamış diğer topluluklara gönderdik” dememiş. Bu ayetlerdeki çelişki kafamı karıştırıyor. Bir açıklama yapar mısınız?

Tarih: 15 Mayıs 2010

CEVAP:

Öncelikle ayetler arasında herhangi bir çelişki bulunmadığını belirttikten sonra sorunuzu şu şekilde cevaplandırmaya çalışalım:

Birincisi; Kur’ân’ın tek bir ayeti ile hüküm verilemez. Kur’ân, bir olayı en az iki yerde anlatan ve adına müteşabih-mesani denilen bir yöntemle kendi kendini açıklar. Bu yöntemi ancak bir ilim adamları topluluğu uygulayabilir. Müteşabih-mesani sistemi hakkında geniş bilgi için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:

www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/kurani-aciklamada-usul.html

İkincisi; Yahudi ve Hristiyanların elindeki Tevrat ve İncil her ne kadar indiği gibi korunamamış olsa da hala doğru inancı gösteren ifadeler taşımakta, onları gelecek peygambere inanmaya çağırmaktadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Allah her peygamberden söz aldığı gün onlara, “Size bir Kitap ve doğru bilgi veririm, sonra da elinizde olanı tasdik eden bir elçi gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü yüklendiniz mi?” demiştir. Onlar da “kabul ettik” demişlerdir. Allah “Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim” demiştir.

Bundan sonra sözünden dönen kim olursa olsun yoldan çıkmış olur. ((Bunu destekleyen ifadeler İncil’de vardır. Aşağıda geçen metinde “O” yerine “Muhammed” kelimesini koyarak okuyunuz.

“Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, `Nereye gidiyorsun?’ diye sormuyor. 6Ama size bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. 7Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. 8O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. 9Günah konusunda – çünkü bana iman etmezler. 10Doğruluk konusunda – çünkü Baba’ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz. 11Yargı konusunda – çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. 12«Size daha çok söyleyeceklerim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız. 13Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. 14 O beni yüceltecek”. İncil, Yuhanna, 16: 5-14.))

Bunlar Allah’ın dininden başka bir din mi ararlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya zorla Allah’a teslim olmuştur. Hepsi de ona döndürülecektir.” (Al-i İmran 3/81-83)

“De ki: Ey kitap ehli, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı tam yerine getirmedikçe temelsiz kalırsınız. Rabbinden Sana indirilen (Kur’ân) onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Artık o kâfilere üzülme.” (Maide 5/68)

“Ehl-i kitap içinde öyle kimseler vardır ki, Allah’a içten inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilmiş olana da inanırlar. Allah’a karşı saygılıdırlar. Allah’ın ayetlerini geçici bir bedelle değişmezler. Onların alacakları karşılık Rableri katındadır. Allah hesabı çabuk görür.” (Al-i İmran 3/199)

Hristiyan ve Yahudilerdeki Mesih inancı, beklenen Peygamberin gelmediğini iddia etmelerinden ve yerine kendi belirledikleri birini koyma arzularından kaynaklanmaktadır. Onların önde gelenleri bunu bilmektedirler.

Mekkelilerin de büyük ataları uyarılmış, kendilerine İbrahim ve İsmail Peygamberler gönderilmişti.  Ama ellerinde, Tevrat ve İncil gibi gelecek Peygambere inanmalarını emreden kitapları yoktu. Eğer Peygamber onlara gönderilmeseydi iddianız haklı olabilirdi. Onun, bütün insanlığa gönderilen elçi olduğu gösteren ayetlerden bir kaçı şöyledir:

“… Bu Kur’ân bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber başka tanrılar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? De ki: «Ben buna şahitlik etmem.» «O ancak bir tek Allah’tır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım» de.” (En’am, 6/19) 

Ey Resulüm, Biz seni bütün insanlığa rahmetimizin müjdecisi, azabımızın uyarıcısı olarak gönderdik, lâkin insanların ekserisi bunu bilmezler. (Sebe, 34/28)

De ki: “Ey insanlar! Ben Allah’ın size, hepinize gönderdiği elçiyim. Göklerin ve yerin hâkimiyeti onun elindedir. Ondan başka ilah yoktur. Hayat veren de öldüren de odur. Siz Allah’a, onun elçisine, o ümmi nebiye inanın. O Allah’a ve onun sözlerine inanır. Ona uyun, belki yola gelirsiniz.” (A’râf, 7/158)

Şehirlerin anası olan Mekke ve çevresindekileri uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur’ân vahyettik. (…) (Şûra, 42/7) 

“İndirdiğimiz bu Kur’ân, öncekileri tasdik eden bereketli bir kitaptır. Ana kent Mekke’yi ve çevrisini uyarman için indirilmiştir. Ahirete inananlar ona da inanırlar. Onlar namazlarına düşkün kimselerdir.” (En’am, 6/92)


Etiketler: