FETVALAR

SORU:

Bazı ayetlerin günümüze ne gibi etkisi var, anlayamıyorum! Mesela nebîmizin hanımları ile ilgili ayetler veya O’nun evine gelen misafirlerin erken kalkmalarının istendiği ayetler... Bu gibi ayetlerin günümüze hiç etkisi yok; ama Kur’an’da varlar. Bunların hikmeti nedir?

Tarih: 09 Eylül 2017

CEVAP:

Sorunuza temel teşkil eden ayet mealen şöyledir:

“Ey iman etmiş kimseler! Yemek için izin verilmeden, vakitli vakitsiz nebînin evlerine girmeyin; davet edilirseniz girin, yemeği yiyince dağılın. Orada bir sohbet ortamı da aramayın. Bu haliniz nebîyi üzüyor ama sizden çekiniyor. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Onun eşlerinden bir şey istediğinizde perde arkasından isteyin. Bu sizin gönülleriniz için de, onların gönülleri için de daha nezih olur. Allah’ın elçisini üzmeye ve onun arkasından eşlerini nikâhlamaya asla hakkınız yoktur. Böyle yapmanız Allah katında ağır bir kusur olur.” (Ahzâb, 33/53)

Bu ayetlerin Kur’an’da olması bizlere sayısız konuda yardımcı olmaktadır. Bunlardan birkaç tanesini sıralamak gerekirse:

  • Bu ve benzeri Nebîmizin özel hayatına ilişkin ayetlerde Resûl (elçi) kelimesi kullanılmaz, Nebî kelimesi kullanılır. Bu durum resûl ve nebi gibi son derece önemli iki kavramı doğru anlamamızı sağlar. Maalesef meallerin hemen hepsinde bu fark gözetilmeden “peygamber” kelimesi kullanılır. Ancak resûl kelimesinin geçtiği ayetlerde de peygamber kelimesi kullanılınca aradaki farkı bu meallerden görebilmemiz imkansızlaşır. Oysa Nebî Allah tarafından, seçtiği kişiye verdiği makamdır. Resûl ise nebî olsun olmasın Allah’ın ayetlerini Allah’ın kullarına ulaştırma yani elçilik görevidir. Nebî kelimesi ile Muhammed Aleyhisselamın insan yönü vurgulanır. Nitekim kendisine bazen çok sert bir dille yapılan ikazlar da nebî kelimesi ile gelir. Tahrîm sûresinin ilk ayeti buna örnek gösterilebilir. Ancak Nebîmizin resûllük yaptığı sırada hata yapması imkansızdır. Çünkü bu esnada Allah’ın ayetlerini doğru ulaştırmakla yükümlüdür. Bu sebeple Kur’an’da daima resûle itaatten bahsedilirken nebîye itaat hiç görülmez. İşte bu gibi ayetler, bu iki kavramı birbirinden ayırma ve anlamamızda çok önemli ve özel yere sahiptirler. Konu hakkında ayrıntılı bilgi için Süleymaniye Vakfı Yayınları’ndan çıkan Nebî ve Rasûl (Fatih Orum) ile Kur’an ve Sünnet Ama Hangi Sünnet (Zeki Bayraktar) kitaplarını okuyabilirsiniz.

 

  • Bu ayetler Nebîmizin kendisine ulaşan vahyi olduğu gibi ulaştırdığının da en büyük delilidir. Zira ilk bakışta sadece kendisini ilgilendiriyor gibi görünen ayetler bile Kur’an’da yerini almaktadır. Bu da demektir ki resûl sıfatı ile kendisine vahyedilen her şeyi insanlara tebliğ etmiştir.

 

  • Ayrıca şöyle bir düşünürsek Allah Teâlâ sadece o günkü insanları ilgilendiren bir şeyler bildirmek istediğinde ne yapacaktı? Resûlullâh’a “bunu sadece bu insanlara bildir, Kur’an’a koymana gerek yok” mu diyecekti? Eğer böyle demiş olsaydı Resûlullâh’ın Kur’an dışında başka bir vahiy daha alması, ancak onu sadece belli kişilere iletmesi gerekirdi. Nitekim bugün Resûlullâh’ın Kur’an’dan başka bir de “gayrimetlüvv” dedikleri bir vahiy aldığını iddia eden ve bir kısım hadisleri bu şekilde görerek Resûlullâh’a Kur’an’a eşdeğer bir teşri (kanun koyma) yetkisi veren çevreler vardır. Oysa risalet görevi gereği Resûlullâh aldığı vahyi tamamen herkese ulaştırmak zorundadır (Mâide, 5/67). İşte bu ve benzeri ayetler gayrimetlüvv vahiy diye Kur’an’dan ayrı bir vahyin olmadığının da en güzel delilidir. Resûlullâh, Rabbimizin vahyettiği her şeyi kimi ilgilendirdiğine bakmaksızın insanlığa tebliğ etmiş, bu da Kur’an’daki yerini almıştır.

 

  • Kur’an ayetleri Allah’ın bizzat belirlediği metotla birbirlerini açıklayacak şekilde dizayn edilmiştir. Kur’an’dan hikmet denilen çözümlere ulaşabilmek için bu metodu doğru uygulamak gerekir. Böyle bir durumda hiç beklemediğiniz bir ayet araştırdığınız herhangi bir konuda başka bir ayeti açıklayabilmektedir. Dolayısıyla bir ayet eğer Kur’an’da varsa kim bilir hangi sayısız konuda farklı ayetlerle bir bütün oluşturarak ne açıklamalara gebedir. Bu metod hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için Fatih Orum’un Kur’an ve Sünnet Temelinde Kur’an’ı Anlama Usûlü adlı kitaba müracaat edilebilir.

Etiketler: