FETVALAR

SORU:

Enflasyonla ilgili yazılarınızı okudum. Paranın değerinin değişmesiyle ilgili bir şey kafama takıldı. Parayı satın alma gücüyle değerlendiriyoruz. Peki, altın mal olarak mı görülüyor? Altın da yükselip düşüyor para gibi. Mesela, benim yakınım yıllar önce altın olarak borç almış, şimdi ise altın çok yükseldi. Nasıl ödeme yapması gerekir? Benim şahsi düşüncem yine alım gücüyle ilgili olması. Ama sizin yazılarınızda altın da mal sayılıyor. Altına göre para kıyaslanıyor. Bu altın borcu aynen gramıyla mı ödenmelidir? Peki, elde altın yoksa o zaman yıllar önce 3 milyar olan altını şimdi 15.000 liraya alıp mı ödeme yapacak? Burada bir haksızlık var. Öyleyse altın da paradır. Bir açıklama yapar mısınız?

Tarih: 27 Mart 2012

CEVAP:

İki çeşit para vardır: Mal para ve itibari para.

Altın ve gümüş mal paradır. Yani onların paralık özelliği, değeri, onların özünden, yapısından, maddi niteliğinden kaynaklanır; değerleri gramına göre belirlenir.

Günümüzdeki yaygın kâğıt paralar ise itibari paradır. Onların değeri, sahip oldukları malın (kâğıdın) özelliğinden değil, onları piyasaya süren otoritenin ona yazdığı rakam (aynı ebattaki bir kâğıt paranın 10 TL, diğer bir kâğıt paranın 100 TL değerinde olması gibi) ve ülkenin ekonomik gücünden (yani temsil ettikleri mal ve hizmetlerden) kaynaklanır.

Dolayısıyla mallar borç olarak alındığında veya mallara dayalı olarak borçlanıldığında, o malların fiyatları değişse dahi gene o mallar aynı miktarla ödenmek zorundadır. Fakat itibari paraların değeri, temsil ettikleri mallara orantılı olduğundan onların değerleri de dayandıkları mallara göre hesaplanmalıdır.

Bu sebeple uzun süreli ödenmeyen borçlarda enflasyon farkının dikkate alınması tavsiye edilmektedir. Ama borçlanma altınla olmuşsa ödeme de aynı miktarda altınla olmalıdır. Mesela 100 gr. altın alınmışsa -değeri artsın veya azalsın- ödeme yine 100 gr altın olmak durumundadır.

Lütfen aşağıdaki linki de tıklayınız:

www.fetva.net/yazili-fetvalar/tl-olarak-borc-verip-dolar-veya-altin-olarak-geri-almak-caiz-mi.html

Doç. Dr. Servet Bayındır


Etiketler: