<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fetva &#187; Fıkıh Usulü</title>
	<atom:link href="http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/usul/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fetva.net</link>
	<description>Süleymaniye Vakfı Fetva Sitesi &#124; Dini sorulara Süleymaniye Vakfı tarafından verilmiş cevaplar yer almaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 07:15:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Allah bizden ne ister? Ne istemez?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/allah-bizden-ne-ister-ne-istemez.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/allah-bizden-ne-ister-ne-istemez.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:30:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[mekruh]]></category>
		<category><![CDATA[mendup]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[vacib]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=1564</guid>
		<description><![CDATA[Allah&#8217;ın bizlerden yapmamızı istediği davranışlar iki kısma ayrılır:    Birinci kısım: Eğer Allah kesin bağlayıcı bir üslupla bizlerden bir şey isterse buna VACİP denir. Dini literatürde vacip &#8211; Hanefiler hariç- fakihlerin çoğuna göre kesin bir delille ve kesin bir surette yapılması istenen dini yükümlülüğü ifade eder. Hanefiler ise bunu FARZ ve VACİP seklinde iki kademede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="MARGIN-LEFT: 10px; MARGIN-RIGHT: 10px" align="justify">Allah&#8217;ın bizlerden yapmamızı istediği davranışlar iki kısma ayrılır: <br />
 <br />
Birinci kısım: Eğer Allah kesin bağlayıcı bir üslupla bizlerden bir şey isterse buna <strong>VACİP </strong>denir. Dini literatürde vacip &#8211; Hanefiler hariç- fakihlerin çoğuna göre kesin bir delille ve kesin bir surette yapılması istenen dini yükümlülüğü ifade eder. Hanefiler ise bunu <strong>FARZ</strong> ve <strong>VACİP</strong> seklinde iki kademede ele alırlar. <br />
 <br />
İkinci kısım: <strong>MENDUPLAR</strong>. Teşvik edilen, yapılması kesin olmayan bir tarzda istenen, yani farz veya vacip olmayan davranışlardır. Bunlar da sünnet ve müstehablardır. <br />
 <br />
Allah&#8217;ın bizlerden yapmamamızı istediği davranışlar da başlıca iki kısma ayrılır: <br />
 <br />
Birinci kısım: <strong>HARAMLAR</strong>. Allah&#8217;ın kesin  ve bağlayıcı bir dille yapmamamızı emrettiği davranışlardır. <br />
 <br />
İkinci Kısım: <strong>MEKRUHLAR</strong>. Allah&#8217;ın kesin  ve bağlayıcı olmayan bir dille yapmamamızı emrettiği davranışlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/allah-bizden-ne-ister-ne-istemez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Farz nedir, çeşitleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/farz-nedir-neye-denir-cesitleri-var-midir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/farz-nedir-neye-denir-cesitleri-var-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:28:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[farz]]></category>
		<category><![CDATA[farz kaç çeşittir]]></category>
		<category><![CDATA[farz neye denir]]></category>
		<category><![CDATA[farz-ı ameli]]></category>
		<category><![CDATA[farz-ı ayn]]></category>
		<category><![CDATA[farz-ı itikadi]]></category>
		<category><![CDATA[farz-ı kat'î]]></category>
		<category><![CDATA[farz-ı kifâye]]></category>
		<category><![CDATA[farz-ı zannî]]></category>
		<category><![CDATA[farzın çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[farzın kısımları]]></category>
		<category><![CDATA[farzın manası nedir]]></category>
		<category><![CDATA[farzın tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[vacib]]></category>
		<category><![CDATA[vacibin tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[vacip nedir]]></category>
		<category><![CDATA[vacip neye denir]]></category>
		<category><![CDATA[zanni delil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=1561</guid>
		<description><![CDATA[Yapılması dinin bir emri olan, kesin olarak gerekli olan herhangi bir göreve farz denir. Allah Teâlâ, &#8220;Namazı dosdoğru kılınız, zekatı veriniz.&#8221; (Bakara 43) diye emrettiği için şartlarına uygun olarak namaz kılmak ve zekât vermek bütün Müslümanlara farzdır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem &#8220;Namazı benden gördüğünüz gibi kılınız.&#8221; (Buharî, Ezan 18) &#8220;Mallarının kırkta birini, her kırk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılması dinin bir emri olan, kesin olarak gerekli olan herhangi bir göreve farz denir. Allah Teâlâ, <strong>&#8220;Namazı dosdoğru kılınız, zekatı veriniz.&#8221;</strong> (Bakara 43) diye emrettiği için şartlarına uygun olarak namaz kılmak ve zekât vermek bütün Müslümanlara farzdır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem <em>&#8220;Namazı benden gördüğünüz gibi kılınız.&#8221;</em> (Buharî, Ezan 18) <em>&#8220;Mallarının kırkta birini, her kırk dirhemden bir dirhemi zekât olarak getiriniz.&#8221;</em> (İbn Mâce, Zekat 4) diye emretmiştir. Bu sebeple namazı Peygamberimizden gördüğümüz gibi kılmamız ve mallarımızın kırkta birini zekât olarak vermemiz bizim için farz­dır.</p>
<p>Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerde ayrıca bir &#8220;vacib&#8221; kav­ramı yoktur, farz ile vacib aynı anlamdadır. Hanefî mezhebi, kesinlik derecesine ulaşmamış bir delil ile sabit olan şeyi vacip kapsamına so­kar. Diğer mezhepler ise Hanefî mezhebinin vacip saydığı şeylerin bir kısmını farz, bir kısmını da sünnet sayarlar. Mesela namazda ta&#8217;dil-i erkan yani kıyam, rükû, sücûd gibi her rüknünü rahat bir şekilde ye­rine getirmek, bu esnada organların hareketsiz ve sakin kalmasını sağlamak Ebu Hanife&#8217;ye göre vacib, diğer mezheplere göre farzdır. Di­ğer taraftan Hanefî mezhebinde vacib olan vitir ve bayram namazları Şafiî mezhebinde sünnettir.</p>
<p>Farzlar, <strong>farz-ı ayn</strong> ve <strong>farz-ı kifâye</strong> kısımlarına ayrıldığı gibi <strong>farz-ı kat&#8217;î</strong> (ya da farz-ı itikadî ve amelî) ve <strong>farz-ı zannî</strong> (ya da farz-ı amelî) kısımlarına da ayrılır.</p>
<p><strong>Farz-ı ayn,</strong> mükelleflerden her birinin yapması gerekli olan farzdır. Beş vakitte namaz kılmak, oruç tutmak, şeriata uygun olarak yapıl­mış sözleşmelere bağlı kalmak gibi.</p>
<p><strong>Farz-ı kifâye, </strong>mükelleflerden bir kısmının yapmasıyla diğerlerin­den sorumluluğun kalktığı farzdır. Bunlar, İslâm&#8217;ın topluma yüklediği görevlerdir. Farz-ı kifaye olan bir görev, mükelleflerden bir kısmı ta­rafından yerine getirildikten sonra diğerleri sorumluluktan kurtu­lurlar. Bu görevi hiç kimse yapmazsa mükelleflerden her biri bundan sorumlu olurlar. Cenaze namazının kılınması, cihad, yargı (kaza) ve fetva işlerinin yerine getirilmesi, dini ilimlerde ve toplu­mun ihtiyaç duyduğu diğer bilim dallarında yetişmiş elemanların bir kısım sanat ve meslek erbabının bulunması ve düşmana karşı hazır­lıklı olma gibi görevler birer farz-ı kifayedir. Bu görevleri yerine geti­renler bunun sevabını alırlar.</p>
<p><strong>Farz-ı kat&#8217;î,</strong> şer&#8217;i bir delilin açık ve kesin ifadesiyle sabit olan, yani ya Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in ya da Peygamberimize ait olduğu kesin olarak sabit olmuş bir hadis-i şerifin açık ifadesiyle belirlenmiş olan farzdır. Namaz, zekât ve cihad gibi. Farzın bu çeşidini inkâr etmek kişinin dinden çıkıp kâfir olmasına sebep olur. Hem itikad yani inanma ba­kımından hem de amel, yani işlenmesi bakımından farz olduğu için buna farz-ı itikadî ve farz-ı amelî de denir.</p>
<p><strong>Farz-ı zannî,</strong> müçtehitlerce kat&#8217;î bir delile yakın derecede kuv­vetli görülen zannî bir delil ile sabit olan farzdır. Bu, itikad yani inanma bakımından farz-ı kat&#8217;î gibi değildir. İnkâr eden kâfir olmaz. Fakat amel yani işlenmesi bakımından farz-ı kat&#8217;î gibidir, bu sebeple farz-ı amelî adını alır. Bir ictihad sonucu ortaya çıkması bakımından farz-ı ictihadî adını da alır. Farz-ı kat&#8217;îde mezhepler arasında hiç bir ihtilaf görülemez. Ama farz-ı zannî mezheplerin ihtilaf ettikleri sa­hadadır. Mesela, abdestle ilgili ayet-i kerimde <strong>&#8220;&#8230; ve başınızı meshe­diniz. &#8230;&#8221;</strong> (Maide 5/6) buyrulduğundan abdest alırken başın meshe­dilmesi bir farz-ı kat&#8217;îdir. Bu konuda mezheplerden hiç birinin ihti­lafı yoktur. Çünkü abdest alırken başın mesh edilmesi ayet-i kerime­nin açık ifadesiyle emredilmiştir. Ancak ayette başın ne kadarının mesh edilmesi gerektiği belirtilmemiştir. Bu sebeple müçtehidler, yap­tıkları araştırma ve incelemeler sonucu kendilerince kat&#8217;î bir delile yakın derecede kuvvetli olan zannî bir delil ile başın ne kadarını mesh etmenin farz olduğuna dair içtihatlar yapmışlardır. Malikî mezhebine mensup hukukçulardan Ebubekr İbnü&#8217;l-Arabî (468/543 h. /1076/1148 m.) <strong>Ahkâm&#8217;ül-Kur&#8217;an</strong> adlı eserinde (Darü İhyâ&#8217;il-Kütübi&#8217;l-Arabiyye, 1376/1957, C. II, s.568 vd.) konuyla ilgili 11 ayrı görüş tespit etmiş ve bunların tartışmasını yapmıştır. Şafiî mezhebine göre saçın bir tek teli veya başın küçücük bir kısmı da olsa adına mesh denebile­cek herhangi bir işlemle başın mesh edilmesi yeterlidir. Malikî ve Hanbelîlere göre başın tamamının mesh edilmesi farzdır. Hanefî mezhebine göre ise farz olan, başın dörtte birinin mesh edilmesidir. Tamamının mesh edilmesi ise sünnettir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/farz-nedir-neye-denir-cesitleri-var-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Helal nedir, tarif eder misiniz?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/helal-nedir-tarif-eder-misiniz.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/helal-nedir-tarif-eder-misiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:26:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[helal]]></category>
		<category><![CDATA[mubah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=1559</guid>
		<description><![CDATA[Sözlükte ‘düğümü çözmek&#8217;, ‘bir şeyin serbest ve helal olması&#8217;, anlamlarına gelen ‘hall&#8217; (الحل) mastarından türeyen helal kelimesi, ‘yapılması dinen serbest olan şey&#8217; anlamına gelir.   Allah Teâlâ bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: &#8220;Yerde ne varsa, hepsini sizin için yaratan O&#8217;dur&#8230;&#8221; (Bakara 2/29)   Bu ayet, yeryüzünde bulunan her şeyin insanlara mubah olduğunu gös­termektedir. Ama bunların zararlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="MARGIN-LEFT: 10px; MARGIN-RIGHT: 10px" align="justify">Sözlükte ‘düğümü çözmek&#8217;, ‘bir şeyin serbest ve helal olması&#8217;, anlamlarına gelen ‘hall&#8217; <strong>(الحل)</strong> mastarından türeyen helal kelimesi, <strong>‘yapılması dinen serbest olan şey&#8217;</strong> anlamına gelir.<br />
 <br />
Allah Teâlâ bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:<br />
<strong></strong><br />
<strong>&#8220;Yerde ne varsa, hepsini sizin için yaratan O&#8217;dur&#8230;&#8221;</strong> (Bakara 2/29)<br />
 <br />
Bu ayet, yeryüzünde bulunan her şeyin insanlara mubah olduğunu gös­termektedir. Ama bunların zararlı ve pis olanlarıyla başkasının hakkı olmuş şeyler Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki diğer ayetlerle haram kılın­mıştır. İnsanların canı ile ırz ve namusu da haram kılınan şeyler­dendir. Hayatın devamı için şart olan can, mal, ırz ve namus güven­liği sağlandıktan sonra <em>&#8220;Eşyada aslolan ibahadır, haram olduğuna dair bir delil bulunmayan şey mubah kabul edilir.&#8221;</em> sözü İslam hu­kukunun temel prensiplerinden olmuştur. Demek ki, <strong>aksine bir hü­küm bulunmayan her şey mubah ve helal </strong>sayılır.<br />
 <br />
Buna göre bir kimse, evine gittiği bir zat tarafından kendisine sunulan bir yiyeceği yiyebilir. &#8220;Acaba bunu helalinden kazanmış mı­dır; acaba bunun bedelini sahibine vermiş midir; yoksa bunu gasb mı etmiştir?&#8221; diye araştırması gerekmez.<br />
 <br />
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu riva­yet edilmiştir:<br />
 <br />
&#8220;Helal bellidir, haram da bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli şeyler vardır ki, birçok kimse onu bilmez. Şüpheli şeylerden sakınan, dinini ve ırzını korumuş olur. Onları işleyen, bir korunun yakınında hayvanını güden bir çoban gibidir; yasak bölgeye düşebi­lir.&#8221; (Buhari, İman 39, Büyû&#8217; 2; Müslim, Müsâkât 107-108)<br />
 <br />
Hadis-i şerif şöyle açıklanabilir:<br />
 <br />
Eşya üç kısımdır:<br />
 <br />
1- Helal olduğu açıkça belli olan ve bu hususta kapalı bir yanı bu­lunmayan şeyler: Ekmek, meyve, su, konuşma, yürüme gibi.<br />
 <br />
2- Haram olduğu açıkça belli olanlar: Sarhoş edici içkiler, domuz eti, ölü hay­van eti, kumar, zina ve yalancılık gibi.<br />
 <br />
3- Kendilerinde kapalılık bulunan, helal mi yoksa haram mı ol­duğu açıkça belli olmayan şeyler. Bunlar, bazı yönleriyle helal, bazı yönleriyle haram olarak değerlendirilebilecek özellikte şeylerdir. Hem helal olduklarına hem de haram olduklarına dair delil getirile­bilir. İnsanların çoğu bu gibi şeyleri gereği gibi değerlendirip bir ka­rara varamazlar. Bu konudaki kararı ancak müçtehitler verebilir. Bu sahada bulunan bir şeyi müçtehidin biri helal sayarken diğeri haram sayabilir. İçtihat yapabilecek seviyede olmayanların bu sahada bulu­nan şeylerden sakınmaları bir takva gereğidir. Hadis-i şerifte tavsiye edilen budur. Müçtehitlerden birinin kararına uyarak hareket etmek de mümkündür. Çünkü Allah Teâlâ, <strong>&#8220;Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorunuz.&#8221;</strong> (Enbiya 21/7) buyurmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/helal-nedir-tarif-eder-misiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haram nedir, çeşitleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/haram-nedir-cesitleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/haram-nedir-cesitleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[domuz eti]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[haram-ı kat'î]]></category>
		<category><![CDATA[haram-ı zannî]]></category>
		<category><![CDATA[haramın çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[karides]]></category>
		<category><![CDATA[liaynihi haram]]></category>
		<category><![CDATA[ligayrihi haram]]></category>
		<category><![CDATA[muharremât]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=1557</guid>
		<description><![CDATA[Haram, yapılması dini bakımdan yasaklanan herhangi bir şeydir. İçki içmek, kumar oynamak, zina yapmak, başkasının malını haksız yere yemek gibi.  Haram olan şeylere muharremât denir. Haramı işlemeyenler se­vap, işleyenler de günah kazanırlar. Bazı durumlarda bunun dün­yevi cezası da vardır. Örneğin zina edene 100 değnek vurulur, hırsızın eli kesilir.  Haramlar liaynihi haram, ligayrihi haram kısımlarına ayrıldığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;">Haram, yapılması dini bakımdan yasaklanan herhangi bir şeydir. İçki içmek, kumar oynamak, zina yapmak, başkasının malını haksız yere yemek gibi. </p>
<p> Haram olan şeylere <strong>muharremât</strong> denir. Haramı işlemeyenler se­vap, işleyenler de günah kazanırlar. Bazı durumlarda bunun dün­yevi cezası da vardır. Örneğin zina edene 100 değnek vurulur, hırsızın eli kesilir. </p>
<p> Haramlar <strong>liaynihi haram, ligayrihi haram</strong> kısımlarına ayrıldığı gibi <strong>haram-ı kat&#8217;î</strong> ve <strong>haram-ı zannî</strong> kısımlarına da ayrılırlar. </p>
<p> <strong>Liaynihi haram,</strong> yapısında bulunan bir kötülük ve zarardan do­layı yasaklanmış olan şeye denir. Ölü hayvan eti yemek, şarap içmek, kumar oynamak, zina etmek, hırsızlık yapmak ve haksız yere adam öldürmek gibi. </p>
<p> Bunları hiç bir mükellef işleyemez. Bu yolla hiç bir hukuki sonuç elde edilemez. Bir sözleşmeye konu olmuşlarsa sözleşme geçersiz sa­yılır. Ölü hayvan etinin ve şarabın alım satımı yapılamaz. Kumar ve hırsızlık yoluyla elde edilen mallar mevcutsa aynen, yoksa bedelinin sahibine geri verilmesi gerekir. Zina ile ne nesep ne de miras sabit olur. Zaruri durumlarda liaynihi haram kapsamına giren şeylerden bir kısmı yapılabilir. Açlıktan helak olacağından korkanlar ölü hay­van etini yiyebilirler. Boğazına tıkanmış bir şeyi gidermek için içecek başka bir şey bulamayanlar şarap içerek onu giderebilirler. Ancak bunlar, zaruret miktarıyla sınırlı olarak yapılabilirler.</p>
<p> <strong>Ligayrihi haram,</strong> yapısında haramlık bulunmayan fakat başka bir sebepten dolayı haram olan şeye denir. Başkasının malını haksız yere yemek ve Cuma namazı vaktinde ezan okunurken alış veriş yapmak gibi. Başkasına ait olan bir elmayı yememizin haram olması o elmanın yapısından değil, elma sahibinin onu yememiz için bize izin vermemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Cuma vaktinde ezan okunurken yapılan alış veriş, başka zamanlarda yapılan alış ve­rişlerden farklı bir yapıya sahip olduğu için haram değildir. Haram olması, Allah Teâlâ&#8217;nın o saatte alım satımı yasaklamış olmasından dolayıdır.</p>
<p> <strong>Haram-ı kat&#8217;î,</strong> şer&#8217;i bir delilin açık ve kesin ifadesiyle sabit olan yani ya Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bir ayetinin açık ifadesiyle ya da Peygambe­rimize ait olduğu kesin olarak sabit olmuş bir hadis-i şerifin açık ifa­desiyle belirlenmiş olan haram. İçki içmek, zina yapmak, anaya ba­baya asi olmak, kadınların aralarında ebedi evlenme yasağı olmayan erkekler karşısında mahrem yerlerini açmaları gibi. <strong>Haramın bu çe­şidini inkâr etmek kişinin dinden çıkıp kâfir olmasına sebep olur.</strong></p>
<p> <strong>Haram-ı zannî,</strong> müçtehidlerce kat&#8217;î bir delile yakın derecede kuvvetli görülen zanni bir delil ile sabit olan haram. Haramın bu çe­şidi itikad yani inanma bakımından haram-ı kat&#8217;i gibi değildir. Dola­yısıyla <strong>bunu inkâr eden kâfir olmaz.</strong> Fakat amel yani işlenmemesi bakımından haram-ı kat&#8217;î gibidir. Haram-ı kat&#8217;îde mezhepler ara­sında hiç bir ihtilaf görülemez. Fakat haram-ı zannî mezheplerin ih­tilaf ettikleri sahaya girer. Bir mezhep herhangi bir şeyi bu sahaya soktuğu için haram saydığı halde diğer bir mezhep aynı şeyi helal sa­yabilir. Mesela Hanefî mezhebi kat&#8217;î bir delile yakın derecede kuv­vetli gördüğü zanni bir delile dayanarak balık şeklinde olmayan de­niz ürünlerinin yenmesini haram saymıştır. Fakat Malikî mezhebi ile Şafiî mezhebi konu ile ilgili ayet-i kerime ve hadis-i şerifin genel ifadesine bağlı kalarak bütün deniz ürünlerini helal saymışlardır. Böylece mesela karidesin yenmesi Hanefî mezhebinde haram olduğu halde Şafiî ve Malikî mezheplerinde helaldir. Fakat domuz etinin yenmesi ayet-i kerimenin açık ifadesiyle yasaklandığı için bu konuda hiç bir mezhebin farklı bir görüşü yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/haram-nedir-cesitleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vacip, mekruh, müstehab gibi kavramlar nasıl oluşmuştur?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/vacip-mekruh-mustehab-gibi-kavramlar-nasil-olusmustur.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/vacip-mekruh-mustehab-gibi-kavramlar-nasil-olusmustur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 06:19:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[ef'al-i mükellefin]]></category>
		<category><![CDATA[efali mükellefin]]></category>
		<category><![CDATA[fıkhi kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[fıkhi kavramların bağlayıcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh kavramları]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh terimleri]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh terimleri nasıl oluştu]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh terimlerinin tasnifi]]></category>
		<category><![CDATA[mendup mubah]]></category>
		<category><![CDATA[mükellefin fiilleri]]></category>
		<category><![CDATA[usul-ü fıkıh kavramları]]></category>
		<category><![CDATA[usul-ü fıkıh terimleri]]></category>
		<category><![CDATA[vacip mekruh müstehap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/?p=3603</guid>
		<description><![CDATA[Bu gibi terimler usul-ü fıkıh ilminin oluşması ile meydana gelmiştir. Kur&#8217;an&#8217;da veya sünnette yer alan hükümlerin yukarıda sayılanlardan hangi sınıfa gireceğini belirlemek herkesin değil, âlimlerin işidir. Bu tasnifi yapacak kadar bilgisi olmayanlar bu gibi konularda bilenlere/âlimlere tabi olmak durumundadırlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu gibi terimler usul-ü fıkıh ilminin oluşması ile meydana gelmiştir. Kur&#8217;an&#8217;da veya sünnette yer alan hükümlerin yukarıda sayılanlardan hangi sınıfa gireceğini belirlemek herkesin değil, âlimlerin işidir. Bu tasnifi yapacak kadar bilgisi olmayanlar bu gibi konularda bilenlere/âlimlere tabi olmak durumundadırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/vacip-mekruh-mustehab-gibi-kavramlar-nasil-olusmustur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akıl nedir? İslam ile mükellef olmak için gereken akıl miktarı nedir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/akil-nedir-islam-ile-mukellef-olmak-icin-gereken-akil-miktari-nedir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/akil-nedir-islam-ile-mukellef-olmak-icin-gereken-akil-miktari-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 07:26:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[âkil kime nedir]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz kabiliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz kudreti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/akil-nedir-islam-ile-mukellef-olmak-icin-gereken-akil-miktari-nedir.html</guid>
		<description><![CDATA[Bir hukuk terimi olarak iyi ile kötüyü, kâr ile zararı ayırt etmeye yarayan zihnî melekeler açısından yeterli kimseyi ifade eden kavram âkil veya akıl sahibi kavramıdır. Akıl ve temyiz kabiliyeti arızalanınca, kişinin dinî yükümlülükleri kalkar. Burada dikkat edilecek husus, tasarruf sırasında, iyi ile kötüyü ayırt etme kabiliyetinin mevcut olup olmadığıdır. Çünkü bazı akıl hastalıkları temyiz kudretini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hukuk terimi olarak iyi ile kötüyü, kâr ile zararı ayırt etmeye yarayan zihnî melekeler açısından yeterli kimseyi ifade eden kavram âkil veya akıl sahibi kavramıdır.</p>
<p>Akıl ve temyiz kabiliyeti arızalanınca, kişinin dinî yükümlülükleri kalkar. Burada dikkat edilecek husus, tasarruf sırasında, iyi ile kötüyü ayırt etme kabiliyetinin mevcut olup olmadığıdır. Çünkü bazı akıl hastalıkları temyiz kudretini devamlı surette kaldırırken, bazı hastalıkların temyiz gücünü kaldırması sürekli değildir. Hasta aklı başında iken yaptığı iş ve tasarruflardan sorumludur. Meselâ, saralıların iki sara nöbeti arasındaki zamanda aklı başındadır. Yahut uykuda gezenler, diğer zamanlarda temyiz kudretine sahiptirler.</p>
<p>(<strong>KAYNAK</strong>: Hamdi Döndüren’in Diyanet ve Şamil İslam Ansiklopedileri&#8217;ndeki “Âkıl”  ve “Akıl Hastalığı” maddeleri)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/akil-nedir-islam-ile-mukellef-olmak-icin-gereken-akil-miktari-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dokuz yaşında bir kız çocuğu adet görürse dinen mükellef olur mu?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/dokuz-yasinda-bir-kiz-cocugu-adet-gorurse-dinen-mukellef-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/dokuz-yasinda-bir-kiz-cocugu-adet-gorurse-dinen-mukellef-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 06:21:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ne zaman mükellef olur]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ne zaman sorumlu olur]]></category>
		<category><![CDATA[dinen mükellef olma çağı]]></category>
		<category><![CDATA[dinin emirlerinden sorumlu olma çağı]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik çağı]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik çağı ne zaman başlar]]></category>
		<category><![CDATA[ibadetler ne zaman farz olur]]></category>
		<category><![CDATA[ilk defa adet gören kızlar]]></category>
		<category><![CDATA[kız çocukları kaç yaşında ergen olur]]></category>
		<category><![CDATA[küçük yaşta mükellef olmak]]></category>
		<category><![CDATA[namaz ne zaman farz olur]]></category>
		<category><![CDATA[oruç ne zaman farz olur]]></category>
		<category><![CDATA[oyun çağındaki çocuğun adet görmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/?p=3813</guid>
		<description><![CDATA[Dinimizde ibadetlerle mükellef olma çağına ergenlik çağı denir. Bu çağ, kızların adet görmeleri, erkeklerin de ihtilam olmaları ile başlar. http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ergenlik-cagi-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html Bu açıdan adet görecek yaşa gelen bir kız, ilk defa adet görmeye başladığı andan itibaren namaz, oruç vs. dinin bütün emir ve yasaklarından sorumlu olur. Bu kız, âdeti bittikten hemen sonra namazlarını kılmaya başlamalıdır. Yaşının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dinimizde ibadetlerle mükellef olma çağına <strong>ergenlik çağı</strong> denir. Bu çağ, kızların adet görmeleri, erkeklerin de ihtilam olmaları ile başlar.</p>
<p><a href="http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ergenlik-cagi-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html" target="_blank">http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ergenlik-cagi-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html</a></p>
<p>Bu açıdan adet görecek yaşa gelen bir kız, ilk defa adet görmeye başladığı andan itibaren namaz, oruç vs. dinin bütün emir ve yasaklarından sorumlu olur. Bu kız, âdeti bittikten hemen sonra namazlarını kılmaya başlamalıdır. Yaşının küçük olması ve hala çocuksu hareketlerde bulunması buna engel değildir.</p>
<p>Bu gibi durumlarda kızın ailesine ve özellikle de annesine çok büyük sorumluluk düşmektedir. Kızlarına bu yeni durumunu iyi bir şekilde izah etmeli, ona görevlerini bildirmelidir. Gerekirse uzmanlardan yararlanma yoluna da gidilmelidir.</p>
<p><a href="http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/namaz-tam-olarak-kac-yasinda-farzdir.html" target="_blank">http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/namaz-tam-olarak-kac-yasinda-farzdir.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/dokuz-yasinda-bir-kiz-cocugu-adet-gorurse-dinen-mukellef-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İctihad nedir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ictihad-nedir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ictihad-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 14:17:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[İctihad]]></category>
		<category><![CDATA[müctehid]]></category>
		<category><![CDATA[müctehid-i mukayyed]]></category>
		<category><![CDATA[usul-i fıkıh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=784</guid>
		<description><![CDATA[İctihad kelimesinin sözlük anlamı, güçlüğe katlanmak ve çaba sarfetmektir. Terim anlamı ise, bir fıkıh bilgininin, şer’î bir hükmü delilinden çıkarmak için çaba sarfetmesi ve bu hususta bü­tün gücünü kullanmasıdır. Burada delil, İslam hukukunun temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber sallalahü aleyhi ve sellem’in sünnetidir. İctihad yapan alime müctehid, ictihada konu olan şer’î hükme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İctihad kelimesinin sözlük anlamı, güçlüğe katlanmak ve çaba sarfetmektir. Terim anlamı ise, bir fıkıh bilgininin, şer’î bir hükmü delilinden çıkarmak için çaba sarfetmesi ve bu hususta bü­tün gücünü kullanmasıdır. Burada delil, İslam hukukunun temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber sallalahü aleyhi ve sellem’in sünnetidir.</p>
<p>İctihad yapan alime müctehid, ictihada konu olan şer’î hükme de müctehidün fîh denir. İslam hukukunun bütün konularında ictihad yapabilecek olan fıkıh bilginine müctehid-i mutlak, yalnızca bazı ko­nularda ictihad yapabilecek olanına müctehid-i mukayyed denir. İc­tihad yapabilecek seviyeye ulaşmamış fıkıh bilginlerine de mukallid denir. Çünkü bunların çalışmaları, bir başka müctehidin görüşlerini anlama, kavrama ve ona göre fetva vermekle sınırlıdır. Genellikle bir mezhebe bağlı olurlar ve eserlerinde o mezhebin hükümlerini, meselelerini ve rivayetlerini toplarlar. Kendilerine has bir metodla (usul-i fıkıh) ictihad yapacak olan bir müctehidin Kur’an-ı Kerim, hadis-i Şerifleri iyi bilmesi gerekir. Fıkıhla ilgili ayetlerin yani ahkam ayetlerinin dil ve şeriat açısından anlamını iyi bilmeli, hâs, âmm, mücmel, müfesser, nasih, mensuh gibi Kur’an bilgilerine vakıf olmalıdır. Ahkam hadislerinin anlamını dil ve şeriat açısından iyi bilmesi yanında bunların bize ka­dar nasıl rivayet edildiğini de iyi bilmelidir. İctihadda kıyasın çok önemli bir yeri vardır. Yanlış kıyaslar yapmamak için müctehidin kıyası iyi bilmesi icabe­der. İmam Ebu Hanife (öl. 150/767), İmam Şafiî (öl. 204/819), İmam Mâlik (öl. 179/795) ve İmam Ahmed b. Hanbel (öl. 241/855) bütün bu şartları kendilerinde toplamış olan alimlerdi. Mutlak müctehidler yalnız bu dört zatla sınırlı değildir. Bunların dışında çok sayıda mut­lak müctehid olmakla beraber bu dört zat bugüne kadar taraftar bul­dukları için bunların görüşleri kendi delil ve metodlarını benimseyen çok sayıda fıkıh bilgininin katkısıyla bir mezhep haline gelmiş olup varlıklarını sürdürmektedirler.</p>
<p>İctihad, fıkıh bilgininin bir konu ile ilgili olarak İslam hukuku­nun temel kaynakları üzerinde derinlemesine yaptığı çalışmalar so­nucu elde ettiği kesin görüş ve kanaatidir. Vardığı sonucun hatalı olması ihtimalinden dolayı buna zann-ı galip denir. Bu yüzden hiç bir müctehid, kendi ictihadının tam doğru ve diğer ictihadların yan­lış olduğunu kesin bir şekilde iddia edemez.</p>
<p>Şeriatın temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve hadis-i Şerif­lerde her hukuki olayla ilgili detaylı açıklama yoktur. Ama bunları tabi olabileceği genel kurallar ve mutlak ifadeler yer almıştır. İşte müctehidler bu genel kurallar ve mutlak ifadelere dayanarak, karşı­laştıkları ya da tasarladıkları hukuki olayların şer’î hükümlerini or­taya koymuşlardir.</p>
<p>Muaz b. Cebel (öl. 18/629) radiyallahü anh’ın rivayetine göre Hz. Peygamber sallalahü aleyhi ve sellem onu Yemen’e gönder­diğinde şöyle buyurmuştu:</p>
<p>- Ne ile hükmedeceksin ya Muaz!</p>
<p>- Allah Teâlâ’nın kitabında olanla.</p>
<p>- Eğer onu Allah Teâlâ’nın kitabında bulamazsan?</p>
<p>- Resulüllah sallalahü aleyhi ve sellem’in hükmettiğiyle hük­mederim.</p>
<p>- Onu Resulüllah’ın hükmettiğinde de bulamazsan?</p>
<p>- Re’yimle ictihad ederim.</p>
<p>Bunun üzerine Resulüllah sallalahü aleyhi ve sellem şöyle bu­yurdu: “Resulünün memurunu başarılı kılan Allah’a hamdolsun. (Ebu Davud, K. Akdeye Bab 11; Şemsüddin es-Serahsî, el-Mebsut, C. XVI, s.76)</p>
<p>Hz. Peygamber sallalahü aleyhi ve sellem’in Muaz (r. a.)’a aradığı hükmü Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde bulamaması halinde ne yapacağını sorması bu iki kaynağın her olayın açık hükmünü ortaya koymadığını göstermektedir. Hadisin devamında da bu konuda ya­pılması gerekenin ictihad olduğu belirtilmektedir. Abdullah b. Ömer (r. anhüma)’nın rivayetine göre Resulüllah sallalahü aleyhi ve sel­lem bir gün Amr ibn’ül-As’a (r. a.):</p>
<p>- Şu iki kişi arasinda kadilik yap, buyurdu.</p>
<p>Amr ibn’ül-As:</p>
<p>- Sen buradayken ben kadılık yapabilir miyim? dedi.</p>
<p>Resulüllah sallalahü aleyhi ve sellem:</p>
<p>- Evet, dedi.</p>
<p>- Neye göre hükmedeyim? diye sordu.</p>
<p>- İctihadına göre, eğer ictihad yapar doğruyu bulursan on sevap, yok eğer hata edersen bir sevap kazanırsın, buyurdu. (Şemsüddin es-Serahsî, el-Mebsut, Mısır C. XVI, s.76)</p>
<p>Hz. Peygamberin, hata eden müctehidin dahi sevap kazanacağını belirtmesi İslam alimleri için cesaret verici bir şeydir. Böylece dur­madan değişen olaylar karşısında yeni yeni ictihadlar yapma husu­sunda bir çekingenlik söz konusu olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ictihad-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edâ ehliyetini ortadan kaldıran şeyler nelerdir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/eda-ehliyetini-ortadan-kaldiran-seyler-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/eda-ehliyetini-ortadan-kaldiran-seyler-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:22:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ateh]]></category>
		<category><![CDATA[eda]]></category>
		<category><![CDATA[eda ehliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[ikrah]]></category>
		<category><![CDATA[sefeh]]></category>
		<category><![CDATA[sükr]]></category>
		<category><![CDATA[tam ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz]]></category>
		<category><![CDATA[vücup ehliyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=1555</guid>
		<description><![CDATA[Ehliyet, sözlükte &#8220;elverişlilik&#8221; demektir. Ehliyet, fıkıh usulü terminolojisinde ikiye ayrılır:   1. Vücûb Ehliyeti: Haklara sahip olabilme ve borçlar altına girebilme demektir. Bu nevin ehliyetin temelini, hayatta olma özelliği teşkil eder. Onun için vücûb ehliyetine, hayatının başlangıç anından sona erme anına kadar her insan sahiptir. Yaşa, aklî melekelere ve benzeri başka özelliklere bakılmaksızın, vücûb ehliyetinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="MARGIN-LEFT: 10px; MARGIN-RIGHT: 10px" align="justify">Ehliyet, sözlükte &#8220;elverişlilik&#8221; demektir. Ehliyet, fıkıh usulü terminolojisinde ikiye ayrılır:<br />
 <br />
<strong>1. Vücûb Ehliyeti:</strong> Haklara sahip olabilme ve borçlar altına girebilme demektir. Bu nevin ehliyetin temelini, hayatta olma özelliği teşkil eder. Onun için vücûb ehliyetine, hayatının başlangıç anından sona erme anına kadar her insan sahiptir. Yaşa, aklî melekelere ve benzeri başka özelliklere bakılmaksızın, vücûb ehliyetinin her insan için zarûrî olarak varlığı kabul edilir.<br />
 <br />
<strong>2. Edâ Ehliyeti:</strong> Kişinin hukûken muteber sayılacak tarzda fiiller ortaya koyabilmesi demektir. Bu nevî ehliyetin temelini ise, vücûb ehliyetinde olduğu gibi hayatta olma özelliği değil; temyîz kudretinin var olması teşkil eder. Şu halde anne karnındaki cenin için ve temyîz çağına -ki yedi yaştır- ulaşmamış küçük için edâ ehliyetinden söz edilmez.<br />
 <br />
Ehliyeti daraltan veya ortadan kaldıran durumlar şunlardır:<br />
 <br />
<strong>Cünûn (Akıl Hastalığı):</strong> Kişinin aklını ve temyîz kudretini yok eden durumdur. Bu durumun vücûb ehliyeti üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Fakat edâ ehliyetini ortadan kaldırır. Bu kişilere ibâdet vacip değildir. Bunların hiçbir hukûkî tasarrufu geçerlilik kazanmaz.<br />
 <br />
Bunun dışında ehliyeti daraltan veya ortadan kaldıran durumlar; ateh (akıl zayıflığı), sefeh (harcamalarda tedbirsizlik), sükr (sarhoşluk) ve ikrâh (bir kimseyi tehdit etmek suretiyle hukûken yapmakla mükellef olmadığı bir işi yapmaya zorlamak)&#8217;tır. (Zekiyyuddîn Şa’bân, <strong>İslam Hukuk İlminin Esasları, Usûlü’l-Fıkh,</strong> Terc: İbrahim Kafi Dönmez, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1996, s: 295-306.)<br />
 <br />
Ağır kronik psikiyatrik ve ruh hastası kimseler, eğer bu durumlarını bir nöbet şeklinde yaşıyorlarsa bu nöbet esnasında edâ ehliyetinden yoksun olurlar. Sâir zamanlarda ise diğer insanlar gibi tam ehliyet sahibidirler. Fakat her zaman bu durumda iseler edâ ehliyetinden yoksun sayılırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/eda-ehliyetini-ortadan-kaldiran-seyler-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofren, paranoyak gibi hastaların sorumluluk durumu nedir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sizofren-paranoyak-gibi-hastalarin-sorumluluk-durumu-nedir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sizofren-paranoyak-gibi-hastalarin-sorumluluk-durumu-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 09:45:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[akıl ve temyiz gücü]]></category>
		<category><![CDATA[akıl ve temyiz kabiliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyeti daraltan sebepler]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyeti ortadan kaldıran şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojilk rahatsızlıklar ve mükellefiyet]]></category>
		<category><![CDATA[şizofren hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[şizofren ve paranoyaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/?p=5545</guid>
		<description><![CDATA[Bir hukuk terimi olarak ‘iyi ile kötüyü, kâr ile zararı ayırt etmeye yarayan zihnî melekeler açısından yeterli kimseyi ifade eden kavram’, âkil veya akıl sahibi kavramıdır. Akıl ve temyiz kabiliyeti arızalanınca, kişinin dinî yükümlülükleri kalkar. Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de “Allah, kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez.” (Bakara, 2/286) buyurmaktadır. Peygamberimizden nakledilen bir rivayet de şöyledir: “Üç kişiden sorumluluk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hukuk terimi olarak ‘iyi ile kötüyü, kâr ile zararı ayırt etmeye yarayan zihnî melekeler açısından yeterli kimseyi ifade eden kavram’, <strong>âkil</strong> veya <strong>akıl sahibi</strong> kavramıdır. Akıl ve temyiz kabiliyeti arızalanınca, kişinin dinî yükümlülükleri kalkar.</p>
<p>Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de “<strong>Allah, kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez</strong>.” (Bakara, 2/286) buyurmaktadır.</p>
<p>Peygamberimizden nakledilen bir rivayet de şöyledir:</p>
<p>“<em>Üç kişiden sorumluluk kaldırılmıştır: Aklı olmayan deliden, uyanıncaya kadar uyuyan kimseden ve ergenlik çağına ulaşıncaya kadar çocuktan</em>.” (Ebû Dâvud, Hudûd, 16; Tirmizî, Hudûd,2)</p>
<p>Akıl hastalıkları, temyiz gücünü tamamen veya kısmen kaldırmalarına; doğuştan, devamlı veya belirli sürelerle ortaya çıkmalarına göre farklılık taşımaktadırlar. Dolayısıyla her bir hastanın, hastalığının keyfiyetine göre akıl ve temyiz gücünü kaybedip kaybetmemesine göre hükümler de değişiklik gösterir.</p>
<p>Bu durumda olanların akıl ve temyiz gücünü tamamen ortadan kaldıran hastalıkları devam ettiği süre içinde yaptıkları tasarrufları geçerli değildir. Bu sırada işledikleri suçlardan dolayı kendilerine herhangi bir ceza uygulanmaz. Onlar uygulanacak her türlü bedeni cezadan muaftırlar. Çünkü onlar, bedeni cezaya ehil değildirler. Ancak başkalarına verdikleri maddi zararlar, kendi mallarından tazmin edilir.</p>
<p>(Kaynak: Mustafa Uzunpostalcı, “İslâm Hukukunda Ehliyeti Daraltan veya Ortadan Kaldıran Sebepler”, <strong>İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi</strong>, sayı: 9, yıl: 2007, sayfa: 67–100.)</p>
<p>Konuyla ilgili biraz daha geniş bilgi için lütfen aşağıdaki linkleri tıklayınız:</p>
<p><a href="http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/akil-nedir-islam-ile-mukellef-olmak-icin-gereken-akil-miktari-nedir.html" target="_blank">http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/akil-nedir-islam-ile-mukellef-olmak-icin-gereken-akil-miktari-nedir.html</a></p>
<p><a href="http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/eda-ehliyetini-ortadan-kaldiran-seyler-nelerdir.html" target="_blank">http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/eda-ehliyetini-ortadan-kaldiran-seyler-nelerdir.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sizofren-paranoyak-gibi-hastalarin-sorumluluk-durumu-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

