“Türkiye Müslüman Türklerin vata­nıdır” ifadesi doğru mu?
Süleymaniye Vakfı > Siyaset > Yazılı Fetvalar Tarih: 21 Ağustos 2009  
Soru: Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan, ortak paydası İslam olan bü­tün etnik unsurların "Müslüman Türk" olarak ifadelendirilmesini doğru bulu­yor musunuz? Bu tanımlamadan hareket ile "Türkiye Müslüman Türklerin vata­nıdır. Türkiye'de mozaik yoktur, Müslüman Türk vardır." ifadesini İslami açıdan de­ğerlendirir misiniz?
Cevap: 

Türk kelimesi batı dünyasında İslam ve Müslüman anlam­larında kullanılmakta ise de Ülkemizde bu kelime belli bir ırka mensup olan insanları ifade etmektedir. Bir Kürt, bir Çerkez, bir Abaza kendisini Türk kabul etmediğine göre ona “sen Türksün!” diye telkinlerde bulun­maya ve bunu ispat için gayretlere girmeye gerek yoktur. Çünkü insan­ların etnik kökleri ile ilgili yapılacak araştır­malar Hz. Adem’e kadar va­racaktır. Neticede herkes Hz. Adem’in soyundan ve Hz. Nuh (A.S.)’ın gemisine binmiş olan mü’minlerin soyundandır. Onun için etnik araştır­malar yaparak, mesela “Kürtlerin aslı Türktür” şeklinde bir tezle ortaya çıkmak onların kimliklerinin inkâr edildiği şeklinde algılanır ve Kürtçü­lüğe daha çok sarılmalarına sebep olur.
 
Bir söz vardır: “Topluluğun aklı olmaz” yani, bir toplumu ilgilendi­ren ko­nularda heyecan aklın önüne geçer. Kürtler ayrı bir dil konuşuyor ve kendilerini ayrı bir ırk sayıyorlarsa buna dokunmamak gerekir. Ni­tekim asırlarca Osmanlı Devleti böyle bir gayrete girmemiş ve onların yaşadığı bölgelere Kürdistan adını vermiştir. Böylece ülkeyi karıştırmak isteyenler ellerindeki çok önemli bir silahı kaybetmiş olacaklardır.
 
“Türkiye Müslüman Türklerin vata­nıdır. Türkiye’de mozaik yoktur, Müs­lüman Türk vardır.” şeklindeki sözler ırkçılık yapmak isteyenlerin eline koz vermekten başka bir işe yaramaz. Bir ülkede yaşayan kişilerin aynı etnik kökten gelmiş olması önemli değildir. Önemli olan farklı kök­lerden gelen insanların ırklarından ve kültürlerinden kaynaklanan farklılıkları güzel bir ahenk içeri­sinde kaynaştırarak içte ve dışta birlik ve beraberliği kurabilmeleridir.
 
Aynı ana babanın evladı olan nice kardeşler vardır ki birbirlerine düşman kesilmişlerdir. Aralarında ırk ve dil birliği olmayan ama çok iyi dostluklar kura­bilen insanlar da vardır. Başarılı insanlar hem kendi ır­kından hem de başka ırk­lardan insanlarla iyi ilişkiler kurabilen ve ortak menfaatlerde birleşebilen insan­lardır.

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Bu fetva 3350 kez görüntülendi.
Kategorideki Diğer Fetvalar:
Sıra     Fetvaya ait soru Tarih    Okunma    
1 Demokrasiye inanmak ve benimsemek ve bununla beraber oy kullanmak küfür müdür? 2009.08.21 10455
2 İnsan yaptığı her eyleminden sorumlu olduğuna göre seçimlerde birilerini tercih ettiğimizde bu kişilere vereceğimiz güç ve imkânlarla bu kişilerin zararlı uygulamalarından bize de bir pay çıkmaz mı? 2009.08.21 4489
3 Hem laik hem müslüman olunur mu? Teokrasi konulu yazınızı okudum. İslam’da şeriat diye bir kavram var. Ben anladığım kadarıyla bunu siz diskalifiye ediyorsunuz. Laiklik kiliseye karşı yapılan doğru bir yoldu. Yani Avrupa’nın laikliği İslam’ın ta kendisiydi onlara gelen. Ama Türkiye'deki laikliği Fransız laikliğine benzetirseniz siz İslam’la Hristiyanlığın farkı olmadığını söylemiş olmuyor musunuz? Tek doğru din İslam değil midir? Tekrar sormak gerekirse bir insan hem laik hem müslüman olur mu? 2009.08.21 20603
4 Demokrasi konusundaki bir soruya gayri ciddi ve konuyu ana mecrasından ayırarak vermiş olduğunuz cevaptan dolayı bir müslüman olarak üzüntü duydum. Sizi hakka tabi olan bir ilim adamı gözüyle gördüğüm için bu eleştiriyi yapma ihtiyacı hissettim. 2009.08.21 3253
5 Demokrasi ve laiklik hakkındaki açıklamalarınızı okudum. Anlamadığım bir nokta var: İslam'ın net bir şekilde yönetim şekli yoktur, çağa göre değişiklik arz eder (demokrasi de bunlardan biridir) tarzında bir açıklamada bulunmuşsunuz. Buraya kadar tamam, ama anlamadığım Kur'an-ı Kerim'deki cezai uygulamalar devletler için değil mi? Şimdi zina yapan birisine şahsen ben kalkıp yüz sopa vuramam, bu devlet eliyle olur. Bu kurallar uygulandığı taktirde (sadece cezalar değil tabii ki) zaten devletin yönetim şekli İSLAM olmuş oluyor. Bu durumda oy vereceğimiz partilerin hepsi bu çizginin daima dışında kalıyor. Siz nasıl düşünüyorsunuz? 2009.08.21 4129
6 Peygamberimiz zamanında insanlar Ona biat ediyorlardı. Şu anda peygamberimiz hayatta olmadığına göre biz Müslümanların bu işi peygamber soyundan gelen biriyle mi yapmamız gerekiyor? 2009.08.21 5587
7 Kavim, Millet, Ümmet, Kavmiyetçilik, Milliyetçilik, Üm­metçilik kavramlarının İslam'a göre konumu ve bu kavramların sosyal-siyasî hayatta kullanılabilme hükümleri nelerdir? 2009.08.21 5677
8 "Ne mutlu Türküm diyene", "Bir Türk dünyaya bedeldir" sloganları ile özdeşleşen yürürlükteki dayatmacı milliyetçilik anlayışını İslamî açıdan de­ğerlendirir misiniz? Bu anlamda; mevcut anlayışın etnik kökene dayalı ayrımcılığı tahrik ettiği değerlendirmesine katılıyor musunuz? 2009.08.21 6270
9 Türk, Arap, Boşnak, Kürt vb. etnik kökeni vurgulayan ve bu kö­kenlerden neşet eden "Türk Milliyetçiliği", "Kürt Milliyetçiliği", "İslam İle Bütünleşmiş Türk Milliyetçiliği" tanımlamalarının toplumsal faaliyet­lerde kullanıl­masının İslami meşruiyeti var mıdır? 2009.08.21 3145
10 Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan, ortak paydası İslam olan bü­tün etnik unsurların "Müslüman Türk" olarak ifadelendirilmesini doğru bulu­yor musunuz? Bu tanımlamadan hareket ile "Türkiye Müslüman Türklerin vata­nıdır. Türkiye'de mozaik yoktur, Müslüman Türk vardır." ifadesini İslami açıdan de­ğerlendirir misiniz? 2009.08.21 3350
11 Grup kimliği olarak ön plana çıkan Milli Görüşçü, Nizam-ı Âlem ülkücüsü, Nurcu, Süleymancı gibi tanımlamaları; farklılıkları zen­ginliğe veya taassuba dönüştürme hususunu nasıl değerlendiriyorsu­nuz? Grupların kendine ait kimliklerini kullanmada İslami meşruiyetleri var mıdır? Var ise meşruiyetin sınırları nelerdir? 2009.08.21 3654
12 Çevremizde İslam tarihinden Muaviye ile alakalı değişik yorumlara şahit oluyoruz. Kimileri onu ihanet ve zalimlikle suçlarken kimileri kendisinden Hz. Muaviye şeklinde söz ediyor. Hatta sahabeye karşı durma babında cehennemden yer hazırlama durumuna da sokulabiliyor insanlar. Muaviye olayı acaba günümüz ehl-i sünnet anlayışının itikadı haline mi geldi? 2009.08.20 5811
13 Demokrasiyi iki yönden incelemeliyiz. Birincisi, yöneticilerin iş başına gelme ve gitme şeklini belirleme açısından. İkincisi de hüküm koyma açısından. Birinci şeklin İslami açıdan mahzuru şu anda bilinmemektedir. Ama ikinci unsurda kim neye göre hüküm koyacaktır? Bu İslami açıdan önemlidir. Zira demokraside temel kıstas vahiy değildir. Demokrasi, belli bir kişinin veya zümrenin kendi menfaati ve çıkarı doğrultusunda istediği bir hükmü bir şekilde parlamentonun hükmü gibi ya da çoğunluğun hükmü gibi parlamentoda kabul ettirebilmesi olayıdır. Bu tür hüküm verme olayı eski zamanlarda bir takım cansız varlıklara, kişi ve konseylere veriliyordu. Bu şekilde de toplumları istedikleri gibi ilahları adına yönetiyorlardı. Bu gün ise bu olay daha da kurumsallaşmış, kamufle edilmiş ve halk adına idare ediliyormuş görüntüsü verilmektedir. Türkiye’de ve dünyada parlamentoların nasıl belirlendiğini ve nasıl kararlar aldığını biliyoruz. Hocam fetvanızı bu ikinci açıdan yeniden değerlendirmenizi rica ederim. 2010.02.23 3429
14 Özellikle siyasî faaliyetlerde karşılaşılan; alkış, slogan, ıslık çalma eylemlerinin hükmü nedir? 2010.02.27 4253
15 Zamanın imamına biat etmeden ölenlerin cahiliye ölümü ile öleceklerine dair bir hadis var mıdır? 2010.03.03 9689
16 Ben bir siyasi partide siyaset yapıyorum ve belli başlı günlerde zati âlinizin de bildiği gibi törenlere katılıyoruz. Orada Atatürk’ün önünde topluca saygı duruşunda bulunuyoruz ve daha sonra heykelin önüne teker teker geçip çelenk koyup önünde, belli bir süre ayakta durup, başımızla selam verip tekrar sıramıza geçiyoruz. Benim sorum: Bu yaptığımız doğru mudur? Şirk midir? Zaten bunu yaparken içim rahatsız oluyor ama sizi dinledikten sonra iyice rahatsız oldum. Lütfen bizi aydınlatınız. 2009.12.03 14601
17 Kaddafi bulunmuş ve öldürülmüş. Bu, Kur’an’a göre doğru bir hareket mi? Kaddafi esir alındığına göre, bir fidye karşılığı veya karşılıksız olarak serbest mi bırakılmalıydı yoksa hâkim karşısına mı gelmeliydi? 2011.10.26 6715
18 Kardeş katli mevzuunu pek anlamadım. Allah ne ölçüde öldürmeye izin vermiştir, biraz açar mısınız? Yani Fatih Sultan Mehmet Han yanlış mı yapmıştır? O, kardeşini öldürmeseydi, ihtilâl çıkıp da devlet bölünse ve binlerce kişi ölseydi daha mı iyi olacaktı? Yoksa başka çözümler bulunabilirdi diye mi düşünüyorsunuz? 2011.10.21 18981
19 Taassup nedir? Bu kelime ile ne kastediliyor? 2012.01.17 5961
20 Elime "Din ve Devlet İlişkileri" adlı küçük bir kitabınız geçti. Burada 115. sayfada “Türkiye Cumhuriyetinin bir başka özelliği de insan haklarına saygılı olmasıdır. Anayasa’nın 24. maddesi her vatandaşa vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti tanımıştır. 26.maddeyle de düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti verilmiştir.” şeklinde bir ifadeniz var. Ben bunu görünce çok şaşırdım. Sadece ve sadece 28 Şubat süreci ile birlikte Müslümanlara yapılanlar, Kur’an eğitiminin belli bir yaşa kadar yasaklanması, Müslüman kimliğini yansıtanlara siyaset hayatı olsun, toplumsal hayatın içerisinde olsun yapılanlar... Bunları görmüyor olamayacağınıza göre bu ifadeler ne anlama geliyor? İnanın çok üzüldüm bu ifadelerinizi okuyunca. Ben sizi samimi olarak seven birisiyim. Lütfen bu konuda hakkım olan cevabı veriniz. 2012.02.01 3595
21 Ülkemizde bitmek bilmeyen etnik ayrımcılıkların dinimizdeki yeri nedir? 2012.02.23 3728
22 Hocam İslâm’ı Araplaştırmak ne kadar doğrudur? 2012.03.01 5575
23 “Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder.” şeklinde dolaşan ve birçok insanın hadis-i şerif diye bildiği bu metin, hadis midir? Bu konuda bilgi verebilir misiniz? 2012.06.06 14579
24 Mevcut hukuk sitemi içerisinde yer alan pek çok yasa Kur’an’da yer alan ceza, muamelat, medeni hukuk ve mali hükümlerle açıkça çelişmektedir. Mevcut hukuk sisteminin uygulayıcısı durumunda olan başbakan, bakan, milletvekili, hakim, savcı, asker, polis gibi görevli ve memurlar ile yine bu sistemden hak ve alacakları talep eden avukat, müşavir gibi meslek grupları görevleri gereği kimi yasa koyarken, kimi olayları ve vakıaları bu sisteme arz ederken aynı zamanda gerçekte hakları olmayanı istiyorlar ya da dengi olmayan cezaları uyguluyorlar. Günümüzde mutlak adaleti sağlayacak Kur’anî hükümler işletilemiyor; hiç değilse eksik de yanlış da olsa adaletin bir kısmını sağlamak üzere mevcut kanunları işletmek, halen Kur’an’i ölçülerden fersah fersah uzakta olan yasalar çıkarmak bizi neticeye götürür mü? Bu açıdan baktığımızda bu kişilerin sorumlukları nelerdir? Emir kulu olmak bahane olabilir mi? 2016.01.14 3779