FETVALAR

SORU:

Teyemmüm nasıl alınır? Bu konuda da “doğru bildiğimiz yanlışlar” var mı?

Tarih: 27 Haziran 2011

CEVAP:

Teyemmüm “yemm” (يَمّ) kökünden türemiş olup, sözlükte “kastetmek” anlamına gelmektedir. Fıkıhtaki anlamı ise “su bulunmadığı veya suyu kullanmaya güç yetirilemediği zaman, toprak cinsinden temiz bir şeyle abdestsizliği gidermek için yapılan bir işlemdir.”

Kur’an-ı Kerim’de teyemmümden şöyle söz edilir:

“… Hasta veya yolcu olur veya sizden biri ayakyolundan gelir ya da kadınlara temas etmiş olur da su bulamazsanız temiz toprağa teyemmüm edin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin…” (Maide, 5/6)

Teyemmüm şu durumlarda alınır:

1. Mukim veya seferi iken su bulunamadığında

2. Su bulunup da hastalık veya başka bir sebepten dolayı kullanılmadığında.

Yukarıdaki ayette “temiz toprağa teyemmüm edin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin…” buyurularak teyemmümün temiz toprakla yüzü ve elleri mesh etmekten ibaret olduğu öğretilmiştir.

Maide suresinin 6. ayetinde abdest alınacağı zaman kolların dirseklerle beraber yıkanması emredilirken teyemmümde bu şart yoktur. Hanefiler abdeste kıyasen teyemmümde de kolların dirseklerle beraber mesh edilmesi gerektiğini söylerler. Hâlbuki onların da kabul ettiği meşhur bir kurala göre “ibadetlerde kıyas olmaz”. Doğrusu, teyemmümde ellerin bileklere kadar mesh edilmesidir.

Konuyla ilgili hadislere gelince:

1- Tek vuruşla ve ellerin bileklere kadar mesh edileceğini gösteren hadisler:

Ammar b. Yasir aktarmaktadır: Ben Hz. Peygambere (s.a.v) teyemmümün nasıl alındığı sordum. O’da şöyle cevap verdi:

“Yüz ve eller için tek bir defa yere vur ve teyemmüm al” diye buyurdu.” (Ebu Davud, Taharet, 123)

Ömer b.Hattâb radıyallahu anha biri geldi. “Ben cünüp oldum ve su da bulamadım. Ne yapmam gerek?” diye sordu Ömer, “namaz kılma” cevabını verdi. Bunun üzerine Ammâr b. Yâsir, Ömer b. Hattâb’a şöyle dedi: “Hatırlamaz mısın? İkimiz bir seferde idik. Cünüp olmuş ve su bulamamıştık. Bu yüzden sen namaz kılmamıştın ama ben toprakta yuvarlandıktan sonra namazı kılmıştım. Daha sonra bu yaptığım işi Peygamber’e (s.a.v) arz ettim.  Peygamber (s.a.v), iki elini yere vurdu, ellerine üfürdü, sonra iki avucu ile yüzüne ve iki eline mesh etti. Ve “Sana bu kadarı yeterdi” diye buyurdu. (Buhari, Teyemmüm, 3; Müslim, Hayız, 112 (368); Ebu Davud, Taharet, 123; İbn Mâce, Taharet, 91)

2. İki vuruşla ve ellerin dirseklere hatta omuzlara kadar mesh edileceğini gösteren hadis:

Ammâr b. Yâsir (r.a) şöyle haber vermiştir:

“Sahâbîler, Resûlullah (s.a) ile beraber oldukları halde, sabah na­mazı için yeryüzü (toprak) cinsinden bir şeyle teyemmüm ettiler. Şöyle ki: Ellerini yere vurdular sonra yüzlerini bir kere mesh ettiler. Bilahare ellerini tekrar yere vurdular ve her iki ellerini omuzlarına ve koltuk altlarına kadar avuçlarının içiyle mesh ettiler. (Ebu Davud, Taharet, 121)

İbn Hacer el-Askalanî, Fethu’l-Bari adlı eserinin teyemmüm bölümünde şöyle demektedir:

“Teyemmüm konusunda Ebû Cüheym ve Âmmar hadisi dışındaki hadisler ya zayıftır ya da merfu mu mevkuf mu oldukları tartışmalıdır. Tercih edilen görüş, merfu olmadıkları yönündedir.

Ebû Cüheym hadisinde eller “mücmel” (belirsiz) bir şekilde zikredilmiştir. Ammar hadisinde ise, Buhari ve Müslim’de “bileklere kadar”, Sünen kitaplarında “dirseklere kadar” şeklinde geçmektedir. Bir rivayette, “dirseklerin yarısına kadar”, başka bir rivayette ise “koltuk altına kadar” şeklinde geçmiştir.

“Dirseklere” ve “dirseklerin yarısına kadar” rivayetleri hakkında birçok söz söylenmiştir. “Koltuk altlarına kadar” rivayeti için ise, İmam Şafiî ve diğer bazı kişiler şöyle demişlerdir: “Eğer bu emir peygamberimizden (s.a.v) gelmişse, daha sonra peygamberimizden sabit olan teyemmüm alma şekli bunu neshetmiştir. Şayet Peygamberden (s.a.v) gelmemişse, bu durumda hüccet olan onun verdiği emirdir.”

Bir de Sahihayn’da geçen rivayetlerin doğruluğunu güçlendiren, Âmmar’ın Peygamberden sonra teyemmümde yüz ve ellerin bileklere kadar mesh edileceği şeklinde fetva vermesidir. Hadisin ravisi müçtehit bir sahabi ise tabiî ki olayın gerçek yüzünü diğerlerinden daha iyi bilir.” (İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bari, c: 2, s: 265, 339. hadisin şerhi)

İbn Hacer’in söyledikleri doğrudur. Teyemmümde önce yüzün, daha sonra ellerin bileklere kadar mesh edilmesi yeterlidir. “Dirseklere kadar” ifadesi abdest için geçerli olup teyemmümde böyle bir şart bulunmamaktadır.

www.fetva.net/yazili-fetvalar/su-bulununca-teyemmum-bozulur-mu.html

www.fetva.net/yazili-fetvalar/isin-tedavisi-goren-bir-hasta-gusul-yerine-teyemmum-alsa-olur-mu.html

www.fetva.net/yazili-fetvalar/gusul-abdesti-alamadigimiz-durumlarda-teyemmum-ya-da-sadece-abdest-almak-yeterli-olur-mu.html


Etiketler: