Siz gerçekten bu ülkede din özgürlüğünün olduğuna inanıyor musunuz?
Süleymaniye Vakfı > Siyaset > Yazılı Fetvalar Tarih: 01 Şubat 2012  
Soru: Elime "Din ve Devlet İlişkileri" adlı küçük bir kitabınız geçti. Burada 115. sayfada “Türkiye Cumhuriyetinin bir başka özelliği de insan haklarına saygılı olmasıdır. Anayasa’nın 24. maddesi her vatandaşa vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti tanımıştır. 26.maddeyle de düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti verilmiştir.” şeklinde bir ifadeniz var. Ben bunu görünce çok şaşırdım. Sadece ve sadece 28 Şubat süreci ile birlikte Müslümanlara yapılanlar, Kur’an eğitiminin belli bir yaşa kadar yasaklanması, Müslüman kimliğini yansıtanlara siyaset hayatı olsun, toplumsal hayatın içerisinde olsun yapılanlar... Bunları görmüyor olamayacağınıza göre bu ifadeler ne anlama geliyor? İnanın çok üzüldüm bu ifadelerinizi okuyunca. Ben sizi samimi olarak seven birisiyim. Lütfen bu konuda hakkım olan cevabı veriniz.
Cevap: 

Yaptığınız uyarılar ve samimi tenkitler için teşekkür ederiz.

Kitaba bir bütünlük içinde bakarsanız endişesini duyduğunuz hususların açıkça ifade edildiğini görürsünüz. Kitabın 52 ve 53. paragrafları şöyledir:

52: “Din hürriyeti önemlidir. İnanç bir kalp işi olduğu için inanç hürriyetini tanımak veya tanımamak fazla bir anlam taşımaz.  Ama din hürriyeti çok önemlidir. Din deyince, o dinin bütün emir ve yasakları anlaşılır. Bunun daha açık ifadesi, inandığı gibi yaşama hürriyetidir.

İslam, insana inandığı gibi yaşama imkânı sağlar ve inançlara baskı ve hakareti yasaklar. Osmanlının, meyhane açmayı ve domuz yetiştirmeyi Müslüman kesime yasaklayıp gayrimüslimlere serbest bırakması bu yüzdendir.

Bu anlayış, İspanya’dan kaçan Yahudilere kucak açmamıza ve onlara tarihlerinin en mutlu dönemini yaşatmamıza sebep olmuştur. Yahudiler bunun hatırasına 500. Yıl Vakfı’nı kurmuşlardır.”

53. “Ama artık eski hoşgörü ortamı yoktur. Çünkü etkili mevkilerde bulunan ateistler ve dine uzak kimseler, hoşgörülü olamamaktadırlar. Bunlar, çeşitli sebeplerle Müslüman görünme ihtiyacı da duydukları için problem karmaşık hale gelmektedir. 1946’dan beri kurulan siyasi partiler, daha çok oy alabilmek için halkın dinî duygularına hitap etme konusunda adeta yarışmışlardır. Bunların içinde samimi olanlar olduğu gibi dinî duyguları istismar edenler de olmuştur.

Anayasanın 24. maddesine göre ‘Kimse .. her ne suretle olursa olsun,  dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.’

Din istismarının adı ikiyüzlülük ve münafıklıktır. İkiyüzlü ile gerçek dindarı ayırmak zordur. Hele insanlara dinleri konusunda problem çıkarılırsa ikiyüzlüler için bulunmaz bir fırsat doğar. Bu defa gerçek dindarlar din istismarcılığı ile suçlanırlar. Bu da her şeyi altüst eder. Türkiye’de yaşanan budur. Bir de her türlü dinî görüntüye, laiklik adına karşı çıkan, dinî eğitime darbe vurup insanları dinlerinden uzaklaştırmayı çağdaşlık sayanların, kendilerine duyulan tepkileri azaltmak için zaman zaman çıkıp dine saygılı olduklarını, fakat din istismarına karşı olduklarını söylemeleri yok mu, işte bu tavır, daha büyük tepki toplamakta ve dindarlara, alaya alındıkları duygusunu vermektedir.”

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Kategorideki Diğer Fetvalar:
Sıra     Fetvaya ait soru Tarih    Okunma    
1 Demokrasiye inanmak ve benimsemek ve bununla beraber oy kullanmak küfür müdür? 2009.08.21 3076
2 İnsan yaptığı her eyleminden sorumlu olduğuna göre seçimlerde birilerini tercih ettiğimizde bu kişilere vereceğimiz güç ve imkânlarla bu kişilerin zararlı uygulamalarından bize de bir pay çıkmaz mı? 2009.08.21 919
3 Hem laik hem müslüman olunur mu? Teokrasi konulu yazınızı okudum. İslam’da şeriat diye bir kavram var. Ben anladığım kadarıyla bunu siz diskalifiye ediyorsunuz. Laiklik kiliseye karşı yapılan doğru bir yoldu. Yani Avrupa’nın laikliği İslam’ın ta kendisiydi onlara gelen. Ama Türkiye'deki laikliği Fransız laikliğine benzetirseniz siz İslam’la Hıristiyanlığın farkı olmadığını söylemiş olmuyor musunuz? Tek doğru din İslam değil midir? Tekrar sormak gerekirse bir insan hem laik hem müslüman olur mu? 2009.08.21 2876
4 Demokrasi konusundaki bir soruya gayri ciddi ve konuyu ana mecrasından ayırarak vermiş olduğunuz cevaptan dolayı bir müslüman olarak üzüntü duydum. Sizi hakka tabi olan bir ilim adamı gözüyle gördüğüm için bu eleştiriyi yapma ihtiyacı hissettim. 2009.08.21 925
5 Demokrasi ve laiklik hakkındaki açıklamalarınızı okudum. Anlamadığım bir nokta var: İslam'ın net bir şekilde yönetim şekli yoktur, çağa göre değişiklik arz eder (demokrasi de bunlardan biridir) tarzında bir açıklamada bulunmuşsunuz. Buraya kadar tamam, ama anlamadığım Kur'an-ı Kerim'deki cezai uygulamalar devletler için değil mi? Şimdi zina yapan birisine şahsen ben kalkıp yüz sopa vuramam, bu devlet eliyle olur. Bu kurallar uygulandığı taktirde (sadece cezalar değil tabii ki) zaten devletin yönetim şekli İSLAM olmuş oluyor. Bu durumda oy vereceğimiz partilerin hepsi bu çizginin daima dışında kalıyor. Siz nasıl düşünüyorsunuz? 2009.08.21 1097
6 Peygamberimiz zamanında insanlar Ona biat ediyorlardı. Şu anda peygamberimiz hayatta olmadığına göre biz Müslümanların bu işi peygamber soyundan gelen biriyle mi yapmamız gerekiyor? 2009.08.21 1105
7 Kavim, Millet, Ümmet, Kavmiyetçilik, Milliyetçilik, Üm­metçilik kavramlarının İslam'a göre konumu ve bu kavramların sosyal-siyasî hayatta kullanılabilme hükümleri nelerdir? 2009.08.21 959
8 "Ne mutlu Türküm diyene", "Bir Türk dünyaya bedeldir" sloganları ile özdeşleşen yürürlükteki dayatmacı milliyetçilik anlayışını İslamî açıdan de­ğerlendirir misiniz? Bu anlamda; mevcut anlayışın etnik kökene dayalı ayrımcılığı tahrik ettiği değerlendirmesine katılıyor musunuz? 2009.08.21 1577
9 Türk, Arap, Boşnak, Kürt vb. etnik kökeni vurgulayan ve bu kö­kenlerden neşet eden "Türk Milliyetçiliği", "Kürt Milliyetçiliği", "İslam İle Bütünleşmiş Türk Milliyetçiliği" tanımlamalarının toplumsal faaliyet­lerde kullanıl­masının İslami meşruiyeti var mıdır? 2009.08.21 786
10 Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan, ortak paydası İslam olan bü­tün etnik unsurların "Müslüman Türk" olarak ifadelendirilmesini doğru bulu­yor musunuz? Bu tanımlamadan hareket ile "Türkiye Müslüman Türklerin vata­nıdır. Türkiye'de mozaik yoktur, Müslüman Türk vardır." ifadesini İslami açıdan de­ğerlendirir misiniz? 2009.08.21 668
11 Grup kimliği olarak ön plana çıkan Milli Görüşçü, Nizam-ı Âlem ülkücüsü, Nurcu, Süleymancı gibi tanımlamaları; farklılıkları zen­ginliğe veya taassuba dönüştürme hususunu nasıl değerlendiriyorsu­nuz? Grupların kendine ait kimliklerini kullanmada İslami meşruiyetleri var mıdır? Var ise meşruiyetin sınırları nelerdir? 2009.08.21 687
12 Çevremizde İslam tarihinden Muaviye ile alakalı değişik yorumlara şahit oluyoruz. Kimileri onu ihanet ve zalimlikle suçlarken kimileri kendisinden Hz. Muaviye şeklinde söz ediyor. Hatta sahabeye karşı durma babında cehennemden yer hazırlama durumuna da sokulabiliyor insanlar. Muaviye olayı acaba günümüz ehl-i sünnet anlayışının itikadı haline mi geldi? 2009.08.20 1625
13 Ben bir siyasi partide siyaset yapıyorum ve belli başlı günlerde zati âlinizin de bildiği gibi törenlere katılıyoruz. Orada Atatürk’ün önünde topluca saygı duruşunda bulunuyoruz ve daha sonra heykelin önüne teker teker geçip çelenk koyup önünde, belli bir süre ayakta durup, başımızla selam verip tekrar sıramıza geçiyoruz. Benim sorum: Bu yaptığımız doğru mudur? Şirk midir? Zaten bunu yaparken içim rahatsız oluyor ama sizi dinledikten sonra iyice rahatsız oldum. Lütfen bizi aydınlatınız. 2009.12.03 3442
14 Demokrasiyi iki yönden incelemeliyiz. Birincisi, yöneticilerin iş başına gelme ve gitme şeklini belirleme açısından. İkincisi de hüküm koyma açısından. Birinci şeklin İslami açıdan mahzuru şu anda bilinmemektedir. Ama ikinci unsurda kim neye göre hüküm koyacaktır? Bu İslami açıdan önemlidir. Zira demokraside temel kıstas vahiy değildir. Demokrasi, belli bir kişinin veya zümrenin kendi menfaati ve çıkarı doğrultusunda istediği bir hükmü bir şekilde parlamentonun hükmü gibi ya da çoğunluğun hükmü gibi parlamentoda kabul ettirebilmesi olayıdır. Bu tür hüküm verme olayı eski zamanlarda bir takım cansız varlıklara, kişi ve konseylere veriliyordu. Bu şekilde de toplumları istedikleri gibi ilahları adına yönetiyorlardı. Bu gün ise bu olay daha da kurumsallaşmış, kamufle edilmiş ve halk adına idare ediliyormuş görüntüsü verilmektedir. Türkiye’de ve dünyada parlamentoların nasıl belirlendiğini ve nasıl kararlar aldığını biliyoruz. Hocam fetvanızı bu ikinci açıdan yeniden değerlendirmenizi rica ederim. 2010.02.23 757
15 Özellikle siyasî faaliyetlerde karşılaşılan; alkış, slogan, ıslık çalma eylemlerinin hükmü nedir? 2010.02.27 961
16 Zamanın imamına biat etmeden ölenlerin cahiliye ölümü ile öleceklerine dair bir hadis var mıdır? 2010.03.03 2777
17 Bildiğiniz gibi bu günlerde Libya topraklarına Birleşmiş Milletlerin aldığı kararla saldırı düzenleniyor. Müslüman ülkelerin de bu kararı dolaylı olarak desteklediği dile getiriliyor. Burada çok acil olarak bir bilim adamı görüşüne ihtiyaç var. Hocam benim sorum şu: Zalim bir diktatör tarafından yönetilse bile Dar’ul-İslam olan bir ülkenin gayr-i Müslim bir ülke tarafından vurulmasına ve Müslümanların gayr-i Müslim güçlerini desteklemesine cevaz var mıdır? Kur’an’da veya peygamber efendimizden gelen rivayetlerde bunun bir örneği görülmekte midir? 2011.03.22 1563
18 Kaddafi bulunmuş ve öldürülmüş. Bu, Kur’an’a göre doğru bir hareket mi? Kaddafi esir alındığına göre, bir fidye karşılığı veya karşılıksız olarak serbest mi bırakılmalıydı yoksa hâkim karşısına mı gelmeliydi? 2011.10.26 3144
19 Kardeş katli mevzuunu pek anlamadım. Allah ne ölçüde öldürmeye izin vermiştir, biraz açar mısınız? Yani Fatih Sultan Mehmet Han yanlış mı yapmıştır? O, kardeşini öldürmeseydi, ihtilâl çıkıp da devlet bölünse ve binlerce kişi ölseydi daha mı iyi olacaktı? Yoksa başka çözümler bulunabilirdi diye mi düşünüyorsunuz? 2011.10.21 3270
20 Almanya daru’l-küfür mü yoksa daru’l-harp mıdır? Buna göre Almanya’da cariyelik hukuku uygulanabilir mi? 2011.12.06 1569
21 Taassup nedir? Bu kelime ile ne kast ediliyor? 2012.01.17 1123
22 Elime "Din ve Devlet İlişkileri" adlı küçük bir kitabınız geçti. Burada 115. sayfada “Türkiye Cumhuriyetinin bir başka özelliği de insan haklarına saygılı olmasıdır. Anayasa’nın 24. maddesi her vatandaşa vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti tanımıştır. 26.maddeyle de düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti verilmiştir.” şeklinde bir ifadeniz var. Ben bunu görünce çok şaşırdım. Sadece ve sadece 28 Şubat süreci ile birlikte Müslümanlara yapılanlar, Kur’an eğitiminin belli bir yaşa kadar yasaklanması, Müslüman kimliğini yansıtanlara siyaset hayatı olsun, toplumsal hayatın içerisinde olsun yapılanlar... Bunları görmüyor olamayacağınıza göre bu ifadeler ne anlama geliyor? İnanın çok üzüldüm bu ifadelerinizi okuyunca. Ben sizi samimi olarak seven birisiyim. Lütfen bu konuda hakkım olan cevabı veriniz. 2012.02.01 1199
23 Ülkemizde bitmek bilmeyen etnik ayrımcılıkların dinimizdeki yeri nedir? 2012.02.23 828
24 Hocam İslâm’ı Araplaştırmak ne kadar doğrudur? 2012.03.01 910