FETVALAR

SORU:

Nisa Suresi 4/64 âyetini nasıl anlamamız gerekir. Tarikatçılar bu ayeti çok kullanıyor.

Tarih: 07 Temmuz 2012

CEVAP:

Ayetin meali şöyledir:

Biz hangi elçiyi gönderdiysek, bizim bilgimiz altında kendisine boyun eğilsin diye göndermişiz­dir. Onlar kendi­lerini kötü duruma düşürdükle­rinde sana gel­seler ve (senin huzurunda) Allah’tan bağış dileselerdi, sen de onla­rın bağış­lanması için dua etseydin[1], o zaman Allah’ın tövbeleri kabul ettiğini ve ne kadar merha­metli olduğunu elbette göreceklerdi.” (Nisa, 4/64)

Tövbe,  dönüş yapmak demektir. Kişinin yaptığı günahtan pişmanlık duyup bir daha işlememeye karar vermesi tövbedir. Allah’tan bağış dilemesi de istiğfardır. Bu, onun tek başına yapacağı bir iştir. Onun için Kur’an’da, tövbe ile ilgili emirler, doğrudan günahı işleyenlere yöneliktir. Çünkü bizde, Hristiyanlar gibi günah çıkarma yoktur. Tevbe için bir hocanın yanına gitmek de gerekmez.

Bu ayet tevbe ve istiğfardan bahsetmektedir. Yanlış bir iş yaptıkları zaman Peygamber (sav)’e gelmeleri pişman olmaları demektir. Bu bir tövbedir. Allah’dan bağış dilemeleri de istiğfardır. Peygamberimizin bağış dilemesi ise onlar için Allah’a dua etmesidir. Allah’ın elçisinin duasını almak pek güzeldir. Burada bir aracılık söz konusu değildir.

Allah Teâlâ şu emri vermiştir:

Bil ki, Allah’tan başka tanrı yoktur. Senin günahın için; mümin erkek ve mümin kadınların günahı için bağışlanma dile. Allah, dolaştığınız yeri de durduğunuz yeri de bilir.” (Muhammed 47/19).

(Bu konuda ayrıntı için bakınız. Abdülaziz Bayındır, Kur’an Işığında Tarikatçılığa Bakış, Süleymaniye Vakfı Yayınları, s. 24-25.


[1]  Ayetin asıl meali, “Resul de onların bağışlanmaıs için dua etseydi” şeklindedir. “Sen de onların bağışlanması için dua etseydin” yerine böyle denmesi, Arap edebiyatındaki iltifat sanatından dolayıdır. Bu tarz, Arapça’da ifadeye güzellik kattığı halde Türkçe’de şaşkınlık doğurur. Çünkü bizde bu sanat yoktur. Bu sebeple âyete, cümlenin akışına göre anlam verilmiştir.


Etiketler: