İslam hukukunda fasık kimselerin hükmü nedir?
Süleymaniye Vakfı > Fıkıh Usulü > Yazılı Fetvalar Tarih: 29 Eylül 2009  
Soru: İslam hukukunda fasık kimselerin hükmü meselesi hakkında bilgi almak istiyorum. İslami eserlerde karşılaştığım önemli bir bilgi, fasık kimselerin mahkemede şahitliğinin kabul edilmediği (hatta fasık bir kimse ramazan hilalini gördüm dese muteber olmayacağı) konusu. Şimdi böyle fasık kimselerin fasıklığı nasıl tespit edilir? Neye göre kişinin fasıklığı sabit olur?
Cevap: 

Bu konuda, İslam Muhakeme Hukuku adlı kitabımızın 153-154. sayfalarında şu ifadeler yer almaktadır:
 
Fasık bir kişinin şahitliği kabul edilmez. Davranışlarında dinin koyduğu sınırları aşan bir müslümana fasık isim verilmiştir. Çünkü haram olduğuna inandığı halde dinini bir yasağını işlemekten kaçınmayan, haram olduğuna inandığı halde yalancı şahitlikten de sakınmayabilir. Allah Teâlâ, fasık bir kişinin verdiği haberin hemen kabul edilmemesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
 
«Ey iman edenler! Bir fasık size bir haber getirirse onun iç yüzünü araştırın; yoksa bilmeden bir gruba fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz». (Hucurât, 49/6)
 
Böyle bir kişinin haberinin hemen kabul edilmemesinin emredilmesi, onun şahitliğini kabul etmeye engeldir. Haberin iç yüzünün araştırılmasının istenmesi, sözüne güvenilemeyeceğini göstermektedir. Bu konuda bütün mezhepler ittifak halindedirler.
 
Fasık oldukları için, bir hâkim tarafından şehadetleri reddolunan kişiler, o konuda başka hâkim huzurunda şahitlikte bulunamazlar. İkinci hâkim bunların şahitliklerini kabul edip hüküm verse hükmü geçerli olmaz. Ve bir hâkim, fasıklıklarından dolayı reddettiği şahitleri aynı konuda tekrar dinleyemez
 
Hangi davranışların kişiyi fasık yapacağı hususu münakaşalıdır. Kaynaklar konuya geniş yer vermişlerdir. Bu cümleden olarak rakkas (dansçı) ve maskara gibi namus ve haysiyeti zedeleyen davranışlara alışmış olanlar, oyun ve eğlence ile vakit geçirenler yahut oyuna dalıp namazlarını kazaya bırakanlar, kadınlaşan erkekler (muhannes, eşcinsel), içkiye alışmış olanlar ve faiz yiyenlerle, umumi ahlaka aykırı davranışlarda bulunanların şahitlikleri kabul edilmez.
 
Bu gibi kişiler tevbe edip durumlarını düzelttikleri taktirde şahitlikleri kabul edilir. Ancak yalancılıkla tanınıp şöhret bulmuş bir kimse tevbe etse dahi şahitliği hiçbir zaman kabul edilmez. Çünkü bu kişinin tevbesinde samimi olup-olmadığı bilinemez.
 
Ebu Yusuf’a göre, fasık bir kişi insanlar arasında nüfuz sahibi ve haysiyetli biri ise şahitliği kabul edilir. Çünkü yaptığı şahitlikte yalan şüphesi olmaz. İtibarlı bir kişi olduğu için, hiç kimse ona ücretle şahitlik yaptırmaya cesaret edemez. Haysiyetinden dolayı da hiçbir menfaat beklemeden yalan söylemekten sakınır. Ebu Yusuf’un bu görüşü taraftar bulamamıştır. (Abdulaziz Bayındır, İslam Muhakeme Hukuku-Osmanlı Devri Uygulaması, İSAV Yay., İstanbul, 1986. s: 153-154)

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Bu fetva 6713 kez görüntülendi.
Kategorideki Diğer Fetvalar:
Sıra     Fetvaya ait soru Tarih    Okunma    
1 İslam hukukunda fasık kimselerin hükmü meselesi hakkında bilgi almak istiyorum. İslami eserlerde karşılaştığım önemli bir bilgi, fasık kimselerin mahkemede şahitliğinin kabul edilmediği (hatta fasık bir kimse ramazan hilalini gördüm dese muteber olmayacağı) konusu. Şimdi böyle fasık kimselerin fasıklığı nasıl tespit edilir? Neye göre kişinin fasıklığı sabit olur? 2009.09.29 6713
2 Allahın bizden istediği ve sevdiği davranışları yapmak, istemediği ve sevmediği davranışları yapmamaya ne denir? 2009.08.24 11469
3 Farz nedir, neye denir, çeşitleri var mıdır? 2009.08.24 27026
4 Helal nedir, tarif eder misiniz? 2009.08.24 11676
5 Haram nedir, çeşitleri nelerdir? 2009.08.24 53601
6 Edâ ehliyetini ortadan kaldıran şeyler nelerdir? Ağır kronik psikiyatrik ve ruh hastası bir kimsenin edâ ehliyeti var mıdır? 2009.08.24 6983
7 İctihad nedir? 2009.08.13 28528
8 Hanefilerin fıkıh kaynaklarında seferilik hükümleri anlatılırken 15 günden daha az sürecek sefer durumlarının seferilik hükümlerine tabi olacağı anlatılıyor. Neden 15 gün olduğu ise “kadınların iki adet arasındaki asgari temizlik süresinin en az 15 gün” olması ile açıklanıyor. Kadının iki adet arasında en az 15 gün ibadetine dönmesi gerektiği gibi seferi olan da 15. gün itibariyle normal duruma dönmelidir deniyor. Bu, nasıl bir kıyas, açıklar mısınız? 2011.10.28 8952
9 Dinimizce “deli” diye tanımlanan akli dengesi yerinde olmayan insanlara ahirette sorgu sual olmadığı söyleniyor. Bu kategoriye sadece zihinsel engelliler mi dâhildir? Yoksa şizofren, paranoya, çift kişilik gibi psikolojik rahatsızlıklar da dâhil midir? Mesela şizofren bir kimse cinayet işlerse bundan sorumlu olmayacak mı? 2011.11.28 21578
10 Resulullah’ın tebyin görevi ile ilgili yazınızda da görüldüğü üzere peygamberlerin görevi, vahyi gizlememek. Bu, zaten apaçık olan bir şey. Söylemek istediğim, peygamberlerin, bir bilenin hiç mi açıklama, tefsir görevi yoktur. Böyle olsa sitenizden indirdiğim Bakara suresi mealine bir açıklama bölümü koymazdınız. Bu konuda açığa çıkmamış bir durum mu var? Bu konuda bilgilerinize müracaat ediyorum. 2012.01.05 4730
11 Hocam arkadaşlarıma özellikle sizin “Kur’an ve sünnet bir bütündür.” sözünüzü hatırlatıyorum. Yani "Peygamberimizin yaptığı, söylediği her şey Kur’an’da var." diyorum. Onlar da “Biz de bunları bulabiliyorsak o zaman peygamber niye yaratıldı?” diyorlar. Buna nasıl cevap verilmesi gerekiyor? 2012.02.06 3584
12 Akıl nedir? İslam ile mükellef olmak için gereken akıl miktarı nedir? 2009.12.15 6129
13 Hz. Peygamber Kur’an’ı açıklamıyorsa sünnet nasıl oluşmuştur? Hilal TV'de geçtiğimiz Ramazan ayında bir programa katılmıştınız. Orada peygamberimizin göreviyle ilgili birtakım ifadelerde bulunmuştunuz. “Tebyin” kelimesinin manası ile ilgili bir eleştiri yapılmış ve Lisanü’l-Arab sözlüğü kaynak gösterilerek bu kelimenin “tavzih” ve “vuzuh” olmak üzere iki anlamı olduğu belirtilmişti. Birisi müteaddi imiş, o sebeple mef'ul gerektirirmiş, ikincisi de lazım imiş. Tübeyyinü fiili mef'ul almış olduğu için de ilk mana geçerliymiş. Bunlar Arapça dilbilgisi bilmeyen bir insan penceresinden bakıldığında, büyük ihtimalle insanlar gözünde elektriği icad etmiş havası sağlandığından ikna gücü yüksek bir sunum hazırlanmış. Ben cevap vermede biraz yetersiz kaldım. Yani bence kelimelerin manaları, ardından gelen cümlelerle değişir diye düşündüm. Bunlara siz nasıl cevap veriyorsunuz? 2012.04.27 4936
14 Kur’an’ın Kur’an ile açıklanması konusunda daima ekip çalışmasına vurgu yapıyorsunuz. Peki, Allah’ın Resulünden gelen ve adına “hikmet” dediğimiz doğru bilgilerin ortaya çıkarılmasında uygulanan yöntem de böyle midir? Yoksa resullere bu konuda ayrıcalık mı tanınmıştır? 2013.11.01 5067
15 İslam hukukunda zaman aşımı var mıdır? Varsa süresi ne kadardır? 2010.01.30 4334
16 Nesih kelimesi Kur'an'da hangi anlamlarda kullanılmıştır? 2017.01.02 1350
17 Peygamberimizin ibadet amacıyla yaptığı davranışlar mı sünnet, yoksa her yaptığı davranış mı bizim için sünnet olur? 2010.07.24 10729
18 Sedd-i zerâyi’ doğru bir hukuk prensibi midir? Harama giden yolların kapatılması haramların sınırlarını genişletmez mi? 2010.11.02 6867
19 Peygamberler hep aynı şeyleri mi tebliğ etmişlerdir? Bu bağlamda şeriatlarda bütünlük mü esastır? 2016.07.25 2661
20 Peygamber Efendimiz, Allah’ın Resulü olmasının yanı sıra aynı zamanda bir devlet başkanı idi. Devlet liderliğinin bir gereği olarak ortaya koyduğu emir ve yasaklar ile peygamberliğinin bir gereği olarak ortaya koyduğu hükümler aynı mahiyette midir? Lider vasfı ile verdiği hükümler de şeriatın konusu mudur? 2011.03.07 4946
21 Mantık ilmini (hem klasik hem de modern mantık) çalışmak, Kur'an'ı daha iyi anlama konusunda bize yardımcı olabilir mi? Bu konuda önerileriniz nelerdir? 2011.03.31 3443
22 Dinimizde bazı şeyler yavaş yavaş mı haram kılındı? Mesela içki İslam'ın ilk yıllarında helaldi de sonra mı haram kılındı? 2016.07.27 2056
23 Kur’ân ayetlerini insanlara anlatırken Kur’an’ı Allah’ın açıkladığını ve kelimelerin temel anlamlarının araştırılmasının gerektiğini söylüyoruz. Birçok açıklamamızda sözlüklerdeki temel anlamlara referansta bulunuyoruz. Ancak bir arkadaş “müteşabih” ve "Şâe" kelimeleri konusundaki açıklamalarımızdan sonra, Râgıb el-İsfahâni’nin “el-Müfredât” adlı kitabına referansta bulunarak oradaki klasik anlamları doğrulayan açıklamaları gösterdi. Mademki savımızı kanıtlamak için Arapça ve sözlüklere başvuruyoruz, birçok konuda (A. Bayındır Hocanın yazılarında o sözlüklere atıf oluyor mesela), bu gibi sözlüklerde de anlamı bozulmuş kelimeleri nasıl izah edeceğiz? Yani ayetlere verdiğimiz manaları nasıl temellendireceğiz? Sözlüklerin de bozulduğunu söylersek, o zaman neden diğer kelimelerde sözlüğü referans alıyorsunuz diyorlar. 2011.05.09 5616
24 Vacip-mekruh-müstehap-mendup-mubah gibi terimler nasıl oluşmuştur? Kur’an’da bunlardan bahsedilmez. Bizi bağlayıcı mıdır? 2010.04.12 4874
25 Kur’an-ı Kerim’e göre Allah Teala’nın ayetlerini kendi ictihatlarına göre yorumlayanlar nasıl değerlendirilir? 2011.05.11 4043
26 Hocam 9 yaşında bir kız çocuğu akil baliğ olunca yani ay hali görmeye başlayınca dini görevlerle mükellef olur mu? Yaş itibarıyla küçük olduğu için bu soruyu sorma gereği duydum. Yani hala çocuksu hareketleri var. Oyun çağında olan bir çocuk olunca tereddüde düştüm. Bir açıklama getirir misiniz? 2010.06.16 11685
27 “Allah Teala Kur’an ayetlerini tamamlamadan peygamber hüküm vermez” diyorsunuz. Peki, bu durumda Hz. Peygamber 23 yıl boyunca hüküm vermeden peygamberliğini yaptı şeklinde garip bir durum ortaya çıkmıyor mu? 2011.05.12 5185
28 Kur’an’daki yasaklar illetleri ile beraber Allah tarafından açıklanarak mı yasaklanmıştır? Mesela alkollü içkilerin yasaklanması Kur’an’da illeti açıklanarak mı, yoksa kıyasla mı belirlenmiştir? 2011.05.31 3607