<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fetva &#187; Hadis</title>
	<atom:link href="http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/hadis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fetva.net</link>
	<description>Süleymaniye Vakfı Fetva Sitesi &#124; Dini sorulara Süleymaniye Vakfı tarafından verilmiş cevaplar yer almaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 06:01:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Zayıf hadisle amel edilir mi?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/zayif-hadisle-amel-edilir-mi.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/zayif-hadisle-amel-edilir-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 06:57:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[fezâil-i a'mâl]]></category>
		<category><![CDATA[hadis ilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[hadis ıstılahları]]></category>
		<category><![CDATA[sahih hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Subhi es-Sâlih]]></category>
		<category><![CDATA[Suphi Salih]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf hadis]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf hadisle amelin şartları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/?p=2633</guid>
		<description><![CDATA[Hadis kitaplarında yer alan hadislere &#8220;sahihlik&#8221;, &#8220;zayıflık&#8221; vasfı, anlamlarının Kur&#8217;an&#8217;a uygunluğuna göre değil; rivayet zincirlerinin sahih olup olmamasına göre verilmiştir. Kendisine &#8220;sahih&#8221; vasfı verilen hadis, onu kitabına alan âlime ve senedine göre sahihken aynı hadis bir başka âlime göre sahih olmayabilir. Bu yüzden temel ölçüt daima Kur&#8217;an olmak durumundadır. Yani bir hadis senet itibariyle sahih olsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" align="justify">Hadis kitaplarında yer alan hadislere &#8220;sahihlik&#8221;, &#8220;zayıflık&#8221; vasfı, anlamlarının Kur&#8217;an&#8217;a uygunluğuna göre değil; rivayet zincirlerinin sahih olup olmamasına göre verilmiştir. Kendisine &#8220;sahih&#8221; vasfı verilen hadis, onu kitabına alan âlime ve senedine göre sahihken aynı hadis bir başka âlime göre sahih olmayabilir. Bu yüzden temel ölçüt daima Kur&#8217;an olmak durumundadır. Yani bir hadis senet itibariyle sahih olsa ama anlamı Kur&#8217;an&#8217;a açıkça aykırı olsa onunla amel edilmez. Bunun gibi senedi zayıf görülen ama anlamı Kur&#8217;an&#8217;a uygun hadislerle amel edilebilir. Fakat hadis kitaplarında zayıf hadislerle amel meselesi anlatılırken bu konu üzerinde pek durulmaz. Kitaplarda anlatılan, Kur&#8217;an&#8217;da yer almayan bazı faziletli ameller/ibadetler konusunda gelen zayıf hadislerle amel edilip edilmeyeceğidir. Bu konuda Subhi es-Salih&#8217;in söyledikleri gerçekten kayda değerdir. Okumanızı tavsiye ederiz:<br />
 <br />
<em>&#8220;Fezâil-i a&#8217;mâl (faziletleri ameller) mevzuunda zayıf hadisle amel etmek caizdir&#8221;</em> sözünü herkes söyler durur. Bu sözle, rivayetinde müsama­halı davrandıkları, kendilerince sahih olmayan bütün hadisleri bu gruba katarlar ve böylece sabit ve malum bir esasa dayanmadan bir­çok prensipleri dine ilâve ederler. Aradan asırlar geçmesine rağmen bu söz, Ahmed b. Hanbel, Abdurrahman b. Mehdî ve Abdullah b. Mübârek gibi üç büyük Hadis imamının söylediği buna benzer bir sözün aks-i sadâsıdan başka bir şey değildir. Bu üç büyük imâmın sözü şudur: <strong>&#8220;Helâl ve haram mevzuunda bir şey rivayet ettiğimizde pek sıkı, fezâil ve benzeri mevzularda bir şey rivayet ettiğimizde de müsa­mahakâr davranırdık.&#8221;</strong><br />
 <br />
Bu imamların sözleri tam olarak anlaşılmamıştır. Nasıl ki bizim nazarımızda sahîh&#8217;in mukabili zayıfsa, onların pek sıkı davranmak sözünden kastettikleri de, böyle karşılığı olan bir şey değildir. Helâl ve harama dâir bir şey rivayet ettiklerinde daha temkinli davranarak ancak hadisin en yüksek derecesinde bulunanlarla ihticâc ediyorlardı ki, bu da kendi zamanlarında ittifakla &#8220;sahih&#8221; diye adlandırılan dere­cedir. Helâl ve haram ile ilgisi olmayan, fezâile dâir bir şey rivayet ettiklerinde pek sıkı davranmak ve sadece sahihleri rivayet etmek zaruretini duymuyorlar, aksine mertebece sahihten aşağıda bulunup, kendi asırlarında henüz yerleşmemiş bir tabir olan Hasen&#8217;i de kabule taraftardırlar. Her ne kadar hasen, kendilerinden sonra zayıf adı verilen hadislerden mertebece daha üstün görülüyorsa da, mütekaddimînin ıstılahında zayıf hadisin bir nev&#8217;i olarak kabul ediliyordu. Halk bu imamların fezâil babında müsamahalı davranmaları sözüyle, sahih derecesine varmayan hasen hadisleri rivayete elverişli bulmaları şek­linde anlasalar bile, &#8220;Fezâil-i a&#8217;mâlde zayıf hadisle amel etmek caiz­dir&#8221; sözünü pek doğru bulmuyorlardı.<br />
 <br />
<strong>Şu noktada hiç şüphe yoktur ki, -din nazarında- zayıf rivayetler ne şer&#8217;î bir hüküm, ne de ahlâkî bir fazilet için kaynak olur; zira zan, gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Fezâil de ahkâm gibi dinin esas prensiplerindendir. Binaenaleyh bu prensipleri çürük bir temel üzerine, paramparça olacağı bir uçurum kenarına bina etmek doğru olamaz.</strong><br />
 <br />
Müsamahakâr davrananların, fezâil-i a&#8217;mâl mevzuunda zayıf hadis rivayet edebilmek için öne sürdükleri şartlar ne kadar çok ve müsait olursa olsun, anlattığımız sebebe binaen bunu kabul etmiyoruz. Bilindiği üzere bu şartlar üç tanedir:<br />
 <br />
<strong>1 </strong>- Rivayet edilen hadis pek zayıf olmayacak.<br />
 <br />
<strong>2 </strong>- Kitap veya sahîh sünnetle sabit olan bir asla dayanacak.<br />
 <br />
<strong>3 </strong>- Kendinden daha kuvvetli bir delile muhalif olmayacak.<br />
 <br />
Zayıf hadis rivayetini &#8211; bu şartlara rağmen &#8211; kabul etmiyoruz.<br />
 <br />
<strong>Gerek şer&#8217;î ahkâm ve gerekse fezâil babında, elimizde, başkasına lüzum bırakmayacak kadar çok sahîh ve hasen hadis vardır. Biz -bu şart­ların çokluğuna rağmen- zayıf hadislerin sabit olduğuna bir türlü inanamıyoruz. Böyle olsaydı ona hiç zayıf der miydik? Hâsılı, zayıf hadisler hakkında şüphe etmekten kendimizi alamıyoruz. Zaten dinde, yakînî olmayan şeylerin hiçbir değeri yoktur.&#8221; </strong>(Subhi es-Sâlih, <strong>Hadis İlimleri ve Hadis Istılahları</strong>, Tercüme: M. Yaşar Kandemir, 4. Bs, Ankara, 1986, s: 177-180)<strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/zayif-hadisle-amel-edilir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Peygamber’in kaç hadisi vardır? Hadis sayısında artma var mıdır?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/hz-peygamber%e2%80%99in-kac-hadisi-vardir-hadis-sayisinda-artma-var-midir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/hz-peygamber%e2%80%99in-kac-hadisi-vardir-hadis-sayisinda-artma-var-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 09:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[dokuz hadis kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[hadislerin artması]]></category>
		<category><![CDATA[hadislerin sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[kaç sahih hadis vardır]]></category>
		<category><![CDATA[kaç tane hadis vardır]]></category>
		<category><![CDATA[kütüb-i tis'a]]></category>
		<category><![CDATA[meşhur hadis kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz döneminde hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[tekrarları ile birlike hadis sayısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/hz-peygamber%e2%80%99in-kac-hadisi-vardir-hadis-sayisinda-artma-var-midir.html</guid>
		<description><![CDATA[Hadislerin sayısı konusunda doktora yapan ve bunu bir kitap halinde yayınlayan Doç. Dr. Mustafa Karataş,  Peygamberimiz döneminde rivayet sahasında dolaşan hadis sayısının 5.000’den (beş yüz değil, beş bin) fazla olduğunu söylemenin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Tabii ki bu sayı tekrarsız hadisler için verilmiş bir sayıdır. Karataş, bu sayının tekrarları ile birlikte Kütüb-i Tis’a* denilen meşhur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hadislerin sayısı konusunda doktora yapan ve bunu bir kitap halinde yayınlayan Doç. Dr. Mustafa Karataş,  Peygamberimiz döneminde rivayet sahasında dolaşan hadis sayısının 5.000’den (beş yüz değil, beş bin) fazla olduğunu söylemenin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Tabii ki bu sayı tekrarsız hadisler için verilmiş bir sayıdır. Karataş, bu sayının tekrarları ile birlikte <strong>Kütüb-i Tis’a*</strong> denilen meşhur dokuz hadis kitabında 10.000 civarında olduğunu, sahabe ve tabiin sözleri de dâhil tekrarsız toplam hadis sayısının 30.000&#8242;i geçmediği kanaatindedir. Daha sonra farklı rivayet veya tekrarlanma suretiyle hadisler artmış ve hicri 3. asırda 1.500.000&#8242;e ulaşmıştır. (Mustafa Karataş, <strong>Rivayet Tekniği Açısından Hadislerin Artması ve Sayısı</strong>, Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul, 1998, s: 230-231)</p>
<p> İlk dönemdeki 5.000 hadisi tespit eden ve bunların “sahih”, “zayıf”, “uydurma” şeklinde sınıflandırmasını yapan herhangi bir çalışma olup olmadığını bilmiyoruz.</p>
<p>* <strong>Kütüb-i Tis’a:</strong> Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbn Mace, Nesai, Darimi, Muvatta, Ahmed b. Hanbel.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/hz-peygamber%e2%80%99in-kac-hadisi-vardir-hadis-sayisinda-artma-var-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahir zamanda az ibadet yapan kurtulur mu?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/az-ibadet-yapma-ile-ilgili-hadis.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/az-ibadet-yapma-ile-ilgili-hadis.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 07:54:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[ahir zamanda ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın bozulması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=717</guid>
		<description><![CDATA[Bahsedilen rivayet şöyledir:
 
Ebû Hureyre radıyallâhu anh&#8217;ın rivayetine göre, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dimiştir:  
  
  &#8220;Siz öyle bir zamandasınız ki size emredilenin onda birini terk eden helak olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki o zaman da kendine emredilenin onda birini yapan kurtulur.&#8221; (Tirmizi, Fiten, 79)
 
Tirmizî bu hadisle ilgili şunları söylemiştir:

&#8220;Bu hadis garîb olup bunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" align="justify">Bahsedilen rivayet şöyledir:<br />
 <br />
Ebû Hureyre radıyallâhu anh&#8217;ın rivayetine göre, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dimiştir:  <br />
  <br />
  <strong>&#8220;Siz öyle bir zamandasınız ki size emredilenin onda birini terk eden helak olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki o zaman da kendine emredilenin onda birini yapan kurtulur.&#8221;</strong> (Tirmizi, Fiten, 79)<br />
 <br />
Tirmizî bu hadisle ilgili şunları söylemiştir:<br />
<em></em><br />
&#8220;Bu hadis <strong>garîb</strong> olup bunu sadece Nuaym b. Hammad&#8217;ın, Süfyân b. Uyeyne&#8217;den rivayeti olarak bilmekteyiz.&#8221;<br />
<strong></strong><br />
<strong>Garîb hadis</strong>, senedinin bir veya birkaç tabakasında râvî adedi bire düşen hadistir.<br />
 <br />
Bu hadisin rivayet zincirinde yer alan Nuaym b. Hammâd, hemen hemen bütün hadis münekkitleri tarafından <strong>zayıf</strong> ve <strong>münker</strong> hadis rivayet etmekle tanınan ve rivayetlerinde çok yanılıp bunları birbirine karıştıran biri olarak tanıtılır. Bu kişinin rivayetlerinin delil olarak kullanılamayacağını, onun sünneti koruma gayretiyle hadis uydurduğunu söyleyenler de olmuştur. (Bkz: Ali Çelik, &#8220;Nuaym b. Hammâd&#8221;, <strong>Diyanet İslam Ansiklopedisi, </strong>c: 33, s: 219. Nuaym b. Hammâd hakkında daha detaylı bilgi için bkz: ez-Zehebî, <strong>Siyeru A&#8217;lâmi&#8217;n-Nübelâ,</strong> 4. baskı, c: 10, s: 595-612, sıra no: 209)<br />
 <br />
Görüldüğü gibi hadis, senet yönünden zayıftır. Ayrıca kimse, zamanın bozulduğunu iddia ederek suçlarının veya tembelliğinin üstünü örtemez. Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<strong></strong><br />
<strong>&#8220;Akıp giden zamana yemin ederim, </strong><br />
<strong></strong><br />
<strong>İnsan, hep ziyan içindedir.</strong><br />
<strong></strong><br />
<strong>Ama inanan, iyi işler yapan, sabrı tavsiye eden ve hakkı tavsiye edenler başka.&#8221;</strong> (Asr Suresi)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/az-ibadet-yapma-ile-ilgili-hadis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ümmetimin alimleri İsrailoğullarının peygamberleri gibidir&#8221; hadisi</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ummetimin-alimleri-hadisi.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ummetimin-alimleri-hadisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 07:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[İsrailoğullarının peygamberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmetimin alimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=721</guid>
		<description><![CDATA[Hadis diye bilinen bu söz, halk arasında oldukça meşhurdur. Fakat Demîrî, Zerkeşî ve İbn Hacer el-Askalânî gibi ileri gelen hadis âlimleri bu sözün asılsız olduğunu söylemişler, Suyûtî ve Zerkeşî de asılsız olduğunu onaylamışlardır. Bazı âlimler de bu sözün hiçbir muteber kitapta bulunmadığını belirtmişlerdir. (Bkz: Muhammed Abdurrahman es-Sehâvî, el-Makâsıdu&#8217;l-Hasene, Thk: Muhammed Osman el-Huşt, 4. Baskı, Beyrut, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="MARGIN-LEFT: 10px; MARGIN-RIGHT: 10px" align="justify">Hadis diye bilinen bu söz, halk arasında oldukça meşhurdur. Fakat Demîrî, Zerkeşî ve İbn Hacer el-Askalânî gibi ileri gelen hadis âlimleri bu sözün <strong>asılsız</strong> olduğunu söylemişler, Suyûtî ve Zerkeşî de asılsız olduğunu onaylamışlardır. Bazı âlimler de bu sözün <strong>hiçbir muteber kitapta bulunmadığını</strong> belirtmişlerdir. (Bkz: Muhammed Abdurrahman es-Sehâvî, <strong>el-Makâsıdu&#8217;l-Hasene,</strong> Thk: Muhammed Osman el-Huşt, 4. Baskı, Beyrut, 2002, s: 340; hadis no: 702; Aliyyü&#8217;l-Kârî, <strong>el-Esrâru&#8217;l-Merfûa fi&#8217;l-Ehâdîsi&#8217;l-Mevdûa (el-Mevdûatu&#8217;l-Kübrâ),</strong> Thk: Muhammed Lütfi es-Sabbâğ, 2. Baskı, Beyrut, 1986, s: 247; hadis no: 298; Muhammed b. Ali b. Muhammed eş-Şevkâni, <strong>el-Fevâidu&#8217;l-Mecmûa fi&#8217;l-Ahâdîsi&#8217;l-Mevdûa,</strong> Thk. Abdurrahman el-Muallimî, 2. Baskı., Beyrut, 1392 h., s. 286; hadis no: 897.) <br />
 <br />
Yine hadis ulemasından Hâfız el-Irâkî de bu sözün <strong>asılsız</strong> olduğunu ve herhangi bir <strong>isnadının bulunmadığını</strong> söylemiştir. (Bkz: Abdurrauf el-Münâvî, <strong>Feyzu&#8217;l-Kadir,</strong> 2. Baskı, Beyrut, 1972, c. 4 s. 384)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ummetimin-alimleri-hadisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Atıcılığı öğrenip de terk eden bizden değildir&#8221; hadisi sahih midir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/yetkisiz-insanlar-kendilerinde-%e2%80%9cfetva%e2%80%9d-verme-yetkisi-gorurse-bunun-sonu-ne-olur.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/yetkisiz-insanlar-kendilerinde-%e2%80%9cfetva%e2%80%9d-verme-yetkisi-gorurse-bunun-sonu-ne-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[atıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[düşmana karşı hazır olmak]]></category>
		<category><![CDATA[islamda atıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[silah kullanmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=723</guid>
		<description><![CDATA[Allah Teala Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Müslümanlara, düşmanlarına karşı her daim hazırlıklı bulunmalarını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
&#8220;Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Onunla Allah&#8217;ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah&#8217;ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.&#8221; (Enfâl, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;">Allah Teala Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Müslümanlara, düşmanlarına karşı her daim hazırlıklı bulunmalarını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:</p>
<p><strong>&#8220;Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Onunla Allah&#8217;ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah&#8217;ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.&#8221;</strong> (Enfâl, 8/60)</p>
<p>Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu ayette geçen &#8220;kuvvet&#8221; kelimesini <strong>atmak, atıcılık</strong> olarak tefsir etmiştir. (Müslim, İmaret, 167 (1917)</p>
<p>Bu ve benzeri hadisler atıcılığın faziletine ve cihad niye­tiyle silah kullanmaya, atıcılığın her çeşidini öğrenmeye teşvik etmektedir. Binaenaleyh bugünkü modern silâhların her çeşidini öğrenmek hatta uçak ve motorlu vasıtaları kullanmak bu hükme dâhildir. Ata bin­mek ve harbe yarayacak yüzücülük, nişancılık ve güreş nevileri gibi spor faaliyetleri de böyledir. (Ahmed Davudoğlu, <strong>Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi,</strong> İmaret, 1917. hadisin şerhi)</p>
<p>Bahsettiğiniz hadisi, yukarıdaki ayet ile birlikte düşündüğümüzde Peygamberimizin Müslümanları düşmana karşı daima uyanık ve hazır tutmak istediği anlaşılır.</p>
<p>Hadisin tamamı şöyledir:</p>
<p>Bize Muhammed b. Rumh b, Muhacir rivayet etti. (Dedi ki) Bize Leys, Haris b. Ya&#8217;kub&#8217;dan o da Abdurrahman b. Şumase&#8217;den naklen haber verdi ki Fukeym-i Lahmî, Ukbe b. Amir&#8217;e:</p>
<p>-  Şu iki hedef arasında gidip geliyorsun. Hâlbuki sen yaşlısın bu sana zor gelir demiş. Ukbe:</p>
<p>- Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem&#8217;den işittiğim bir söz ol­masaydı ben buna katlanmazdım. Cevabını vermiş. Haris diyor ki; Bunun özerine ben İbnü Şumase&#8217;ye :</p>
<p>-  Ne o? diye sordum.</p>
<p>-  Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem): <strong>«Her kim atıcılığı öğre­nir de sonra terk ederse bizden değildir. Yahut muhakkak isyan etmiştir» </strong>buyurdu dedi.&#8221; (Müslim, İmaret, 169 (1919)</p>
<p>Bu hadisi şerh edenler, atıcılığı öğrendikten sonra ihmal ederek unutmanın şiddetle mekruh olduğuna delalet ettiğini söylemektedirler. (Bkz: Davudoğlu, Müslim Şerhi)</p>
<p>Hadiste geçen &#8220;bizden değildir&#8221; cümlesi dinden çıkmak anlamında değil; &#8220;o bizim yolumuzda değildir&#8221;, &#8220;bizim emrimizle amel etmiş sayılmaz&#8221; manalarına gelir. Yani bu işleri terk eden, unutan, Allah&#8217;ın sürekli olarak uyanık olma emrini tutmamış olur manasına gelir.</p>
<p>Görüldüğü gibi hadisler ayetlerle birlikte anlaşıldığında tam bir bütünlük arz etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/yetkisiz-insanlar-kendilerinde-%e2%80%9cfetva%e2%80%9d-verme-yetkisi-gorurse-bunun-sonu-ne-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kibire kibir sadakadır&#8221; sözü Hadis-i şerif mi?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/kibire-kibir-sadakadir-sozu-hadis-i-serif-mi.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/kibire-kibir-sadakadir-sozu-hadis-i-serif-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kibir]]></category>
		<category><![CDATA[Mü'min]]></category>
		<category><![CDATA[sadaka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kibirliye karşı kibirlenmek sadakadır.&#8221; (التكبر على المتكبر صدقة et-tekebburu ale&#8217;l-mutekebbiri sadakatun) sözü, halk arasında meşhur olmuş sözlerden biri olmakla beraber hadis değildir.
 
Bu söz &#8220;Kibirlenen kişiye karşı kibirlenmek ibadettir&#8221;, &#8220;Kibirlenen kişiye karşı kibirlenmek hasenedir, güzel bir davranıştır.&#8221; Şeklinde de meşhurdur. (Bkz: Molla Aliyyü&#8217;l-Kârî, el-Esrâru&#8217;l-Merfûa fi&#8217;l-Ehâdîsi&#8217;l-Mevdûa (el-Mevdûâtu&#8217;l-Kübrâ), Thk: Muhammed b. Lütfi es-Sabbâğ, 2. Bs., Beyrut, 1986, s: 175; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" align="justify">&#8220;Kibirliye karşı kibirlenmek sadakadır.&#8221; (<strong>التكبر</strong><strong> على المتكبر صدقة</strong><strong> </strong><strong>et-tekebburu ale&#8217;l-mutekebbiri sadakatun</strong>) sözü, halk arasında meşhur olmuş sözlerden biri olmakla beraber hadis değildir.<br />
 <br />
Bu söz &#8220;Kibirlenen kişiye karşı kibirlenmek ibadettir&#8221;, &#8220;Kibirlenen kişiye karşı kibirlenmek hasenedir, güzel bir davranıştır.&#8221; Şeklinde de meşhurdur. (Bkz: Molla Aliyyü&#8217;l-Kârî, <strong>el-Esrâru&#8217;l-Merfûa fi&#8217;l-Ehâdîsi&#8217;l-Mevdûa (el-Mevdûâtu&#8217;l-Kübrâ),</strong> Thk: Muhammed b. Lütfi es-Sabbâğ, 2. Bs., Beyrut, 1986, s: 175; hadis no: 142; İsmail b. Muhammed el-Aclûnî, <strong>Keşfu&#8217;l-Hafâ,</strong> 3. bs., Beyrut, 1988, c. 1 s. 313, hadis no: 1011)<br />
 <br />
Mü&#8217;min bir insan kimseye karşı kibirlenmez. Fakat o <strong>&#8220;i</strong><strong>nananlara karşı saygılı, kâfirlere karşı başı dik olur. Allah yolunda cihad eder ve kınayanın kınamasından da korkmaz.&#8221;</strong> (Mâide, 5/54) Kibirlenmek başka; haksızlık karşısında, kâfirin karşısında dik durmak başkadır. Müslüman her zaman ve her yerde izzetini, şerefini korumak durumundadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/kibire-kibir-sadakadir-sozu-hadis-i-serif-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sevdiğini ölçülü sev, kızdığına ölçülü kız&#8221; sözü hadis mi?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sevdigini-olculu-sev-kizdigina-olculu-kiz-sozu-hadis-mi.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sevdigini-olculu-sev-kizdigina-olculu-kiz-sozu-hadis-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:17:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[kızdığına ölçülü kızmak]]></category>
		<category><![CDATA[kızgınlıkta orta yol]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiğini ölçülü sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevgide orta yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=728</guid>
		<description><![CDATA[Ebu Hureyre radıyallahu anhtan rivayete göre, şöyle demiştir:
&#8221;Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün düşmanın olabilir. Kızdığına da ölçülü kız, belki bir gün dostun olabilir.&#8221; (Tirmizî, Birr ve&#8217;s-Sıla, 60)
 
 Tirmizî: &#8220;Bu hadis garîb (senedinin bir veya birkaç tabakasında râvî adedi bire düşen hadis) olup, sadece bu senetle ve bu şekliyle bilmekteyiz. Eyyûb&#8217;tan başka senet ile de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ebu Hureyre radıyallahu anhtan rivayete göre, şöyle demiştir:</p>
<p><strong>&#8221;Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün düşmanın olabilir. Kızdığına da ölçülü kız, belki bir gün dostun olabilir.&#8221; </strong>(Tirmizî, Birr ve&#8217;s-Sıla, 60)<br />
 <strong></strong><br />
 <strong>Tirmizî: &#8220;</strong>Bu hadis garîb (senedinin bir veya birkaç tabakasında râvî adedi bire düşen hadis) olup, sadece bu senetle ve bu şekliyle bilmekteyiz. Eyyûb&#8217;tan başka senet ile de rivayet edilmiş olup Hasan b. Cafer&#8217;den gelmiştir. Ali&#8217;den gelen bir isnadla bu kimsenin rivayet ettiği hadis zayıftır. Sahih olan rivayet, bu hadisin Ali&#8217;den mevkuf olarak yapılan rivayetidir.&#8221;</p>
<p>Bu rivayet, aşağıdaki ayetle birlikte düşünüldüğünde daha da bir anlam kazanmaktadır:<br />
 <strong></strong><br />
 <strong>&#8220;İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!&#8221;</strong> (Fussilet, 41/34)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sevdigini-olculu-sev-kizdigina-olculu-kiz-sozu-hadis-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bina yapmak için harcanan parada hayır yoktur&#8221; hadisi sahih mi?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/bina-yapmak-icin-harcanan-parada-hayir-yoktur-hadisi-sahih-mi.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/bina-yapmak-icin-harcanan-parada-hayir-yoktur-hadisi-sahih-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:21:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[bina yapımı için harcama]]></category>
		<category><![CDATA[ev yapmak yasak mı]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat harcamaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=730</guid>
		<description><![CDATA[Enes b. Mâlik radıyallahu anh&#8217;tan rivâyete göre, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
&#8220;Tüm harcamalar Allah yolunda sayılır yani kişiye sevap kazandırır, sadece bina ve inşaata yapılan harcamalarda hayır yoktur.&#8221; (Tirmizi, Sıfatü&#8217;l-Kıyame, 40)
Tirmizi, kitabına aldığı bu rivayetin garîb (senedinin bir veya birkaç tabakasında râvî adedi bire düşen hadis) olduğunu bildirmiştir. Yani hadis, bu haliyle zayıftır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enes b. Mâlik radıyallahu anh&#8217;tan rivâyete göre, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:</p>
<p><strong>&#8220;Tüm harcamalar Allah yolunda sayılır yani kişiye sevap kazandırır, sadece bina ve inşaata yapılan harcamalarda hayır yoktur.&#8221; </strong>(Tirmizi, Sıfatü&#8217;l-Kıyame, 40)</p>
<p>Tirmizi, kitabına aldığı bu rivayetin <strong>garîb</strong> (senedinin bir veya birkaç tabakasında râvî adedi bire düşen hadis) olduğunu bildirmiştir. Yani hadis, bu haliyle <strong>zayıf</strong>tır. Fakat hadisin bir benzeri ama sahih olan rivayeti Buhari&#8217;de şöyle geçmektedir:</p>
<p>Kays İbn Ebî Hazım şöyle dedi: Biz kendisine hasta zi­yareti yapmak için Habbâb (İbnu&#8217;l-Eret)&#8217;ın yanına girdik. Habbâb (karnını) yedi yerinden dağlamış hâldeydi. Bu ziyaretimizde Habbâb şöyle dedi:</p>
<p>- Bizden evvel geçen ve (Peygamber zamanında ölüp) giden ar­kadaşlarımız vardır ki, dünya onların (âhiret saadetlerinden) bir şeylerini eksiltmemişti. (Çünkü dünyada darlık içinde yaşadılar. Bize gelince: Biz (fetihler sebebiyle) o kadar dünyalığa kavuştuk ki, bugün onu topraktan (köşkler yapmaktan) başka sarf edecek bir yer bulamıyoruz. Eğer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize ölüm temennisini yasaklamamış olsaydı, muhakkak ben (şu hastalık ızdırabından dola­yı) ölümü temenni ederdim!</p>
<p>(Kays dedi ki:) Bir müddet sonra Habbâb&#8217;ı bir kere daha ziyaret ettik. O, kendisine ait bir duvar bina etmekle meşguldü. Bi­ze:</p>
<p>- <strong>Müslüman, infak ve harcama yapmakta olduğu her şey husu­sunda sevaba nail kılınır, yalnız şu toprak içine sarf etmekte olduğu mal hakkında sevaba nail kılınmaz!</strong> Dedi.&#8221; (Buhari, Merdâ, 19.)</p>
<p>Bu hadisi şerh eden hadis âlimleri, insanın yaparken sevaba nail olmayacağı binanın &#8220;<strong>ihtiyacından fazla olan bina/ev&#8221;</strong> olduğunu belirtmişlerdir. (Bkz: İbn Hacer, <strong>Fethu&#8217;l-Bârî,</strong> c: 21, s: 243, 5672. hadisin şerhi; el-Aynî, <strong>Umdetu&#8217;l-Kârî,</strong> c: 17, s: 359)</p>
<p>Demek ki ihtiyacı olan binayı/evi yaparken harcanan mal da infak kapsamına dâhil olup kişiye sevap kazandırmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/bina-yapmak-icin-harcanan-parada-hayir-yoktur-hadisi-sahih-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşere-i Mübeşşere hadisini nasıl anlamak gerekir?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/asere-i-mubessere-hadisini-nasil-anlamak-gerekir.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/asere-i-mubessere-hadisini-nasil-anlamak-gerekir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:35:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[Aşere-i Mübeşşere]]></category>
		<category><![CDATA[aşere-i mübeşşere hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cennete girme garantisi]]></category>
		<category><![CDATA[Cennetle müjdelenme]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada iken cennetle müjdelenme]]></category>
		<category><![CDATA[ensarın cennetle müjdelenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kimler cennetle müjdelenmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[muhacirlerin cennetle müjdelenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe Suresi 100. ayet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşarken cennetle müjdelenmek mümkün mü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=732</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimizin, bazı sahabileri cennetle müjdelediğine dair sahih hadis kitaplarında hadisler mevcuttur. (Bkz: Müslim, Fedailü&#8217;s-Sahâbe, 28; Tirmizî,   Menâkıb, 26; Müsned, 1/187, 188) Bu hadisleri aşağıdaki ayetlerle birlikte düşünmek gerekir.
&#8220;(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah&#8217;tan razı olmuşlardır. Allah onlara, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimizin, bazı sahabileri cennetle müjdelediğine dair sahih hadis kitaplarında hadisler mevcuttur. (Bkz: Müslim, Fedailü&#8217;s-Sahâbe, 28; Tirmizî,   Menâkıb, 26; Müsned, 1/187, 188) Bu hadisleri aşağıdaki ayetlerle birlikte düşünmek gerekir.</p>
<p><strong>&#8220;(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah&#8217;tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.&#8221;</strong> (Tevbe, 9/100)</p>
<p>Bu ayete göre yukarıda zikredilenler cennete girmekle <strong>müjde</strong>lenmiştir. Fakat bu müjde &#8220;kayıtsız şartsız bir müjde&#8221; değildir! Yani onlara <em>&#8220;şu an içinde bulunduğunuz güzel durumu devam ettirdiğiniz yani durumunuzu değiştirmediğiniz sürece cennetliksiniz&#8221;</em> denilmiş olmaktadır. Benzer bir durumu Meryem validemizin üstün vasıflarının anlatıldığı şu ayetlerde görmekteyiz.</p>
<p><strong>&#8220;Bir gün melekler şöyle dedi: Meryem! Allah seni seçti, seni arındırdı ve seni bu çağın kadınlarından üstün kıldı.</strong></p>
<p><strong>Bak Meryem! Rabbine içten boyun ey. Secdeye kapan ve rüku edenlerle birlikte sen de rüku et.&#8221;</strong> (Âl-i İmrân, 42-43)</p>
<p>Görüldüğü gibi Allah Teala Meryem validemizi seçkin ve tertemiz bir kul yaptığını ve diğer kadınlardan üstün kıldığını bildirdikten sonra ona Rabbine boyun eğmesini, secdeye kapanmasını ve rükû edenlerle birlikte rükû etmesini emretmiştir. Yani bu üstün vasıflarının devam etmesinin bu emirleri yerine getirmesine bağlı olduğunu bildirmiştir.</p>
<p>Bu açıdan Peygamberimizin, sahabeden bazılarını cennetle müjdelemesi, onların cennete girme <strong>garantileri</strong> olarak değil, iyi durumlarını değiştirmedikleri müddetçe Allah&#8217;ın izni ile cennetlik olacaklarının bir <strong>müjde</strong>sidir. Bu müjde sadece onlar için değil; iman etmiş ve amel-i salih işlemiş her müslüman için de geçerlidir. Şu ayet bunu açık bir şekilde göstermektedir:</p>
<p><strong>&#8220;İnanan ve iyi işler yapanlar yaratılmışların en hayırlılarıdır. Rableri katında onlara verilecek karşılık, içinden ırmaklar akan kalıcı bahçelerdir/cennetlerdir. Sürekli kalmak üzere oraya gireceklerdir. Allah onlardan razı, onlar da Allah&#8217;tan razıdır. İşte bu, Rabbinden çekinen kimseler içindir.&#8221;</strong> (Beyyine, 98/7-8)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/asere-i-mubessere-hadisini-nasil-anlamak-gerekir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz Cennette Meryem validemizle mi evlenecek?</title>
		<link>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/peygamberimiz-ve-hz-meryemin-evlenmesi.html</link>
		<comments>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/peygamberimiz-ve-hz-meryemin-evlenmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Fetvalar]]></category>
		<category><![CDATA[Asiye]]></category>
		<category><![CDATA[Gülsüm]]></category>
		<category><![CDATA[meryem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fetva.net/yeni/?p=735</guid>
		<description><![CDATA[Taberânî gibi bazı kaynaklarda Peygamberimizin cennette Meryem validemiz, Firavunun mü&#8217;min olan karısı Asiye ve Musa aleyhisselamın kız kardeşi Gülsüm ile evleneceğine dair bazı hadisler rivayet edilmektedir. Fakat hadis âlimleri bunların, delil olarak kullanılamayacak derecede zayıf olduğunu belirtmişlerdir. (Bkz. el-Heysemî, Mecmau&#8217;z-Zevâid ve Menbau&#8217;l-Fevâid, c: 9, s: 218)
 
Cennet-Cehennem gibi ahiret hallerini anlatan bu gibi haberlerin mutlaka sahih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" align="justify">Taberânî gibi bazı kaynaklarda Peygamberimizin cennette Meryem validemiz, Firavunun mü&#8217;min olan karısı Asiye ve Musa aleyhisselamın kız kardeşi Gülsüm ile evleneceğine dair bazı hadisler rivayet edilmektedir. Fakat hadis âlimleri bunların, delil olarak kullanılamayacak derecede <strong>zayıf</strong> olduğunu belirtmişlerdir. (Bkz. el-Heysemî, <strong>Mecmau&#8217;z-Zevâid ve Menbau&#8217;l-Fevâid,</strong> c: 9, s: 218)<br />
 <br />
Cennet-Cehennem gibi ahiret hallerini anlatan bu gibi haberlerin mutlaka sahih hadislere dayanması gerekmektedir. Bu konularda böyle zayıf hadislere itibar edilmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/peygamberimiz-ve-hz-meryemin-evlenmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
