Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında bugünkü anlamda fetva-takva ayırımı yoktu. Peygamberimiz, doğru ne ise onu yapıyor; ashabı da onu takip ediyordu. Bir sorunu olan, derhal Peygamberimize başvuruyor ve aldığı fetvaya göre amel ediyordu. Yani o dönemde fetva aynı zamanda takva idi. Fakat zamanla tasavvuf ve zühd anlayışının İslam âlemine hâkim olmaya başlaması ile fetva-takva ayırımı oluşmuş, mutasavvıflar Allah’ın kendilerine helal kıldığı şeyleri dahi terk etmeyi birer fazilet kabul etmeye başlamış ve bunun takvadan kaynaklandığını iddia etmişler ve yanlış bir yola girmişlerdir. Dolayısıyla fetva ve takva ayırımı diye bir şey olamaz.