Dinimizde bazı şeyler yavaş yavaş mı haram kılınmıştır?
Süleymaniye Vakfı > Fıkıh Usulü > Yazılı Fetvalar Tarih: 27 Temmuz 2016  
Soru: Dinimizde bazı şeyler yavaş yavaş mı haram kılındı? Mesela içki İslam'ın ilk yıllarında helaldi de sonra mı haram kılındı?
Cevap: 

Şeriatlar arasında süreklilik ve bütünlük ilkesi, Kur’an’a bakış açısının yanı sıra bazı kavram ve söylemlerin de yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Yeniden ele alınması gereken söylemlerden biri olan tedricilik, bazı hükümlerin birkaç aşamadan sonra nihai halini aldığı düşüncesidir. Bu bağlamda en bilindik örnek, sarhoş edici maddelerin kullanımının mesela içki içmenin haram kılınmasının birkaç aşamada gerçekleştiği iddiasıdır. Bu iddiaya göre; içki içmenin haram kılınma süreci önce Mekke’de inen Nahl sûresinin 67. ayetiyle içkinin güzel bir rızık olmadığına dikkat çekilerek başlamakta,  Medine’de inen Bakara sûresinin 219. ayetiyle zararının faydasından çok olduğuna dikkat çekilmekte, Nisâ sûresinin 43. ayetiyle kısmi yasaklama getirilmekte ve en nihayetinde Mâide sûresinin 90. ayetiyle haram kılma süreci tamamlanmaktadır. Benzer aşamaların faizin haram kılınma sürecinde de yaşandığı iddia edilmektedir. Nebilere vahyin indirilişinin zamana yayılması gerçeğinden hareketle, bir takım hükümlerde toplumun durumunu ve beklentilerini dikkate alarak herhangi bir konudaki son hükme belli aşamalar kat ederek varma düşüncesi, kulağa hoş gelse de şeriattaki bütünlük ve süreklilik ilkesiyle örtüşür gözükmemektedir.

Nebiler ve onlara verilen kitapların meşruiyeti büyük oranda tasdik ilişkisine dayanır. Kendinden öncesini tamamen yok sayan, geçersiz kılan bir nebîye insanların tabi olma yükümlülüğü yoktur. Dolayısıyla; yeni bir nebî gelene kadar önceki şeriatın gereklerini yerine getiren kimselerin, gelen nebîye tabi olduktan sonra şer’î ahkama dair hayatlarında köklü değişiklikler beklenemez. Mesela; Muhammed (a.s.)’a tabi olana kadar, zina etmeyen, faiz yemeyen, içki içmeyen bir Ehl-i kitabın, Muhammed (a.s.)’a tabi olduktan sonra, herhangi bir vahiy henüz inmediği gerekçesiyle bu konularda bir ara dönem yaşayıp tüm bu hususlarda serbest olduğu, yani isterse zina edip faiz yiyeceği, içki içip abdestsiz namaz kılabileceği düşünülebilir mi? Yeni bir nebîye tabi olanların, şer’î hükümler hususunda önceki şeriattan kopuk bir ara dönem yaşadıklarını düşünebilmek, bu insanların nebî olduğundan emin olmadıkları birine tabi olacak kadar büyük bir riski göze aldıklarını kabule etmek anlamına gelir ki samimi hiçbir mümin böyle bir şey yapmaz. Tabi olduğu şeriat uyarınca haram olduğu için içki içmeyen ama son nebîye tabi olduktan sonra kendisine içkinin haramlığı hususunda herhangi bir ayet inmediği söylendiği için içki içen bir mümin olabilir mi?

Benzer şeyi kendimiz için hayal etmeye çalışalım. Elimizdeki Kur’an, Muhammed (a.s.)’in son nebi olduğunu söylemeseydi ve tıpkı diğer ümmetlerde olduğu gibi bizi Kur’an’ı tasdik edecek bir nebî beklentisi içine soksaydı ve bir gün kendisinin nebî olduğuna inandığımız birine tabi olsaydık ve ona şunu sorsaydık:

“Ey Allahın elçisi! Bizler, elimizdeki Kur’an haram kıldığı için içki içmiyor, faiz yemiyoruz. Sana indirilen ayetler içinde bu ikisini haram kılan bir şey var mı?”

O da bu soruya şu cevabı verseydi:

“Hayır! Sözünü ettiğiniz konularda haram kılıcı bir ayet bana henüz vahyedilmiş değil. Ben size bunlar haram diyemem.”

Böyle bir nebîye hangimiz tabi olurduk? Kur’an haram kıldığı için dün sakındığımız şeyleri yeni bir nebîye tabi olduğumuz için bugün yapar mıydık? Kendimiz için hayal edemediğimizi başkaları için hayal edebiliyor olmamızın sebebi, her şeyin miladi 610 yılıyla başladığına dair oluşturulan algı olmalıdır. Miladi 610 yılından önce, herhangi bir konuda hüküm neyse hakkında yeni bir hüküm gelene kadar da hüküm o olmalıydı. Dolayısıyla, mesela içki ve faiz gibi konularda tedricilik iddiaları ve bu iddialara dair rivayetler tekrar düşünülmeli, gözden geçirilmelidir. Bir nebîye tabi olmanın en başta gelen gerekçesinden olan tasdik ilişkisini ortadan kaldıran bir kurgunun temeli, öncesi olmayan bir din algısına dayanmaktadır. Bunun sebebi de şeriatlar arasındaki bütünlük ve süreklilik ilkesinin göz ardı edilmesi olmalıdır. Bu yanlış düşüncenin zaman zaman günümüzde de etkileri görülmektedir. Bir takım hükümlerin tedricen tamamlandığı iddia edilerek bu ilkenin bazı konularda günümüzde de uygulanabileceği söylenmektedir.

KAYNAK: Fatih Orum, Tasdik Tebyin ve Nesih, Süleymaniye Vakfı Yayınları, İstanbul, 2016, s. 20-22.

Şeriatlarda bütünlük ve süreklilik ilkesine dair aşağıdaki linkte bulunan soru-cevabı da gözden geçirmenizi tavsiye ederiz:

http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/peygamberler-hep-ayni-seyleri-mi-teblig-etmislerdir.html

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Kategorideki Diğer Fetvalar:
Sıra     Fetvaya ait soru Tarih    Okunma    
1 İslam hukukunda fasık kimselerin hükmü meselesi hakkında bilgi almak istiyorum. İslami eserlerde karşılaştığım önemli bir bilgi, fasık kimselerin mahkemede şahitliğinin kabul edilmediği (hatta fasık bir kimse ramazan hilalini gördüm dese muteber olmayacağı) konusu. Şimdi böyle fasık kimselerin fasıklığı nasıl tespit edilir? Neye göre kişinin fasıklığı sabit olur? 2009.09.29 6405
2 Allahın bizden istediği ve sevdiği davranışları yapmak, istemediği ve sevmediği davranışları yapmamaya ne denir? 2009.08.24 10962
3 Farz nedir, neye denir, çeşitleri var mıdır? 2009.08.24 26505
4 Helal nedir, tarif eder misiniz? 2009.08.24 11495
5 Haram nedir, çeşitleri nelerdir? 2009.08.24 52349
6 Edâ ehliyetini ortadan kaldıran şeyler nelerdir? Ağır kronik psikiyatrik ve ruh hastası bir kimsenin edâ ehliyeti var mıdır? 2009.08.24 6714
7 İctihad nedir? 2009.08.13 27027
8 Dinimizce “deli” diye tanımlanan akli dengesi yerinde olmayan insanlara ahirette sorgu sual olmadığı söyleniyor. Bu kategoriye sadece zihinsel engelliler mi dâhildir? Yoksa şizofren, paranoya, çift kişilik gibi psikolojik rahatsızlıklar da dâhil midir? Mesela şizofren bir kimse cinayet işlerse bundan sorumlu olmayacak mı? 2011.11.28 20509
9 Resulullah’ın tebyin görevi ile ilgili yazınızda da görüldüğü üzere peygamberlerin görevi, vahyi gizlememek. Bu, zaten apaçık olan bir şey. Söylemek istediğim, peygamberlerin, bir bilenin hiç mi açıklama, tefsir görevi yoktur. Böyle olsa sitenizden indirdiğim Bakara suresi mealine bir açıklama bölümü koymazdınız. Bu konuda açığa çıkmamış bir durum mu var? Bu konuda bilgilerinize müracaat ediyorum. 2012.01.05 4575
10 Hocam arkadaşlarıma özellikle sizin “Kur’an ve sünnet bir bütündür.” sözünüzü hatırlatıyorum. Yani "Peygamberimizin yaptığı, söylediği her şey Kur’an’da var." diyorum. Onlar da “Biz de bunları bulabiliyorsak o zaman peygamber niye yaratıldı?” diyorlar. Buna nasıl cevap verilmesi gerekiyor? 2012.02.06 3441
11 Akıl nedir? İslam ile mükellef olmak için gereken akıl miktarı nedir? 2009.12.15 5938
12 Hz. Peygamber Kur’an’ı açıklamıyorsa sünnet nasıl oluşmuştur? Hilal TV'de geçtiğimiz Ramazan ayında bir programa katılmıştınız. Orada peygamberimizin göreviyle ilgili birtakım ifadelerde bulunmuştunuz. “Tebyin” kelimesinin manası ile ilgili bir eleştiri yapılmış ve Lisanü’l-Arab sözlüğü kaynak gösterilerek bu kelimenin “tavzih” ve “vuzuh” olmak üzere iki anlamı olduğu belirtilmişti. Birisi müteaddi imiş, o sebeple mef'ul gerektirirmiş, ikincisi de lazım imiş. Tübeyyinü fiili mef'ul almış olduğu için de ilk mana geçerliymiş. Bunlar Arapça dilbilgisi bilmeyen bir insan penceresinden bakıldığında, büyük ihtimalle insanlar gözünde elektriği icad etmiş havası sağlandığından ikna gücü yüksek bir sunum hazırlanmış. Ben cevap vermede biraz yetersiz kaldım. Yani bence kelimelerin manaları, ardından gelen cümlelerle değişir diye düşündüm. Bunlara siz nasıl cevap veriyorsunuz? 2012.04.27 4788
13 Kur’an’ın Kur’an ile açıklanması konusunda daima ekip çalışmasına vurgu yapıyorsunuz. Peki, Allah’ın Resulünden gelen ve adına “hikmet” dediğimiz doğru bilgilerin ortaya çıkarılmasında uygulanan yöntem de böyle midir? Yoksa resullere bu konuda ayrıcalık mı tanınmıştır? 2013.11.01 4923
14 İslam hukukunda zaman aşımı var mıdır? Varsa süresi ne kadardır? 2010.01.30 4174
15 Nesih kelimesi Kur'an'da hangi anlamlarda kullanılmıştır? 2017.01.02 565
16 Peygamberimizin ibadet amacıyla yaptığı davranışlar mı sünnet, yoksa her yaptığı davranış mı bizim için sünnet olur? 2010.07.24 10417
17 Sedd-i zerâyi’ doğru bir hukuk prensibi midir? Harama giden yolların kapatılması haramların sınırlarını genişletmez mi? 2010.11.02 6632
18 Peygamberler hep aynı şeyleri mi tebliğ etmişlerdir? Bu bağlamda şeriatlarda bütünlük mü esastır? 2016.07.25 2492
19 Peygamber Efendimiz, Allah’ın Resulü olmasının yanı sıra aynı zamanda bir devlet başkanı idi. Devlet liderliğinin bir gereği olarak ortaya koyduğu emir ve yasaklar ile peygamberliğinin bir gereği olarak ortaya koyduğu hükümler aynı mahiyette midir? Lider vasfı ile verdiği hükümler de şeriatın konusu mudur? 2011.03.07 4780
20 Mantık ilmini (hem klasik hem de modern mantık) çalışmak, Kur'an'ı daha iyi anlama konusunda bize yardımcı olabilir mi? Bu konuda önerileriniz nelerdir? 2011.03.31 3320
21 Dinimizde bazı şeyler yavaş yavaş mı haram kılındı? Mesela içki İslam'ın ilk yıllarında helaldi de sonra mı haram kılındı? 2016.07.27 1907
22 Kur’ân ayetlerini insanlara anlatırken Kur’an’ı Allah’ın açıkladığını ve kelimelerin temel anlamlarının araştırılmasının gerektiğini söylüyoruz. Birçok açıklamamızda sözlüklerdeki temel anlamlara referansta bulunuyoruz. Ancak bir arkadaş “müteşabih” ve "Şâe" kelimeleri konusundaki açıklamalarımızdan sonra, Râgıb el-İsfahâni’nin “el-Müfredât” adlı kitabına referansta bulunarak oradaki klasik anlamları doğrulayan açıklamaları gösterdi. Mademki savımızı kanıtlamak için Arapça ve sözlüklere başvuruyoruz, birçok konuda (A. Bayındır Hocanın yazılarında o sözlüklere atıf oluyor mesela), bu gibi sözlüklerde de anlamı bozulmuş kelimeleri nasıl izah edeceğiz? Yani ayetlere verdiğimiz manaları nasıl temellendireceğiz? Sözlüklerin de bozulduğunu söylersek, o zaman neden diğer kelimelerde sözlüğü referans alıyorsunuz diyorlar. 2011.05.09 5433
23 Vacip-mekruh-müstehap-mendup-mubah gibi terimler nasıl oluşmuştur? Kur’an’da bunlardan bahsedilmez. Bizi bağlayıcı mıdır? 2010.04.12 4708
24 Kur’an-ı Kerim’e göre Allah Teala’nın ayetlerini kendi ictihatlarına göre yorumlayanlar nasıl değerlendirilir? 2011.05.11 3864
25 Hocam 9 yaşında bir kız çocuğu akil baliğ olunca yani ay hali görmeye başlayınca dini görevlerle mükellef olur mu? Yaş itibarıyla küçük olduğu için bu soruyu sorma gereği duydum. Yani hala çocuksu hareketleri var. Oyun çağında olan bir çocuk olunca tereddüde düştüm. Bir açıklama getirir misiniz? 2010.06.16 11376
26 “Allah Teala Kur’an ayetlerini tamamlamadan peygamber hüküm vermez” diyorsunuz. Peki, bu durumda Hz. Peygamber 23 yıl boyunca hüküm vermeden peygamberliğini yaptı şeklinde garip bir durum ortaya çıkmıyor mu? 2011.05.12 5019
27 Kur’an’daki yasaklar illetleri ile beraber Allah tarafından açıklanarak mı yasaklanmıştır? Mesela alkollü içkilerin yasaklanması Kur’an’da illeti açıklanarak mı, yoksa kıyasla mı belirlenmiştir? 2011.05.31 3482
28 Hanefilerin fıkıh kaynaklarında seferilik hükümleri anlatılırken 15 günden daha az sürecek sefer durumlarının seferilik hükümlerine tabi olacağı anlatılıyor. Neden 15 gün olduğu ise “kadınların iki adet arasındaki asgari temizlik süresinin en az 15 gün” olması ile açıklanıyor. Kadının iki adet arasında en az 15 gün ibadetine dönmesi gerektiği gibi seferi olan da 15. gün itibariyle normal duruma dönmelidir deniyor. Bu, nasıl bir kıyas, açıklar mısınız? 2011.10.28 8671