FETVALAR

SORU:

Nisâ 149 ve Fussilet 34 gibi ayetlerde “kötülüğe iyilikle cevap verin!” denilirken Hac sûresi 60 gibi ayetlerde kötülüğe misliyle cevap verilmesi tavsiye ediliyor. Çelişki gibi duran bu durum nereden kaynaklanıyor?

Tarih: 27 Mayıs 2019

CEVAP:

Çelişki gibi duran bu durum kıyasladığınız ayetlerin Arapça metnindeki farklı kelimelere Türkçede aynı kelimeyle karşılık verilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Nisâ 149 ve Fussilet 34. ayetlerde “kötülük” olarak çevrilmiş kelime aynı kökten سوء (sû’) ve سيئة (seyyie) kelimeleri iken, bu ayetlerle kıyasladığınız Hac 60. ayette عقاب (ikâb) kelimesinin fiil formu kullanılmıştır. Nisâ ve Fussilet ayetlerindeki kelime Fussilet 34’te de açıkça görüleceği gibi “iyilik” anlamındaki الحسنة (hasene) kelimesinin zıttı olan “kötülük” anlamındadır:

وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ۚ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ

“İyilikle kötülük bir olmaz; sen kötülüğü iyilikle karşıla. O zaman aranda düşmanlık olan kişinin can dostun olduğunu görürsün.” (Fussilet, 41/34)

إِن تُبْدُوا خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا عَن سُوءٍ فَإِنَّ اللَّـهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا

“Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz ya da bir kötülüğü affederseniz iyi olur. Şüphesiz Allah affeder, ölçü koyar.” (Nisâ, 4/149)

Hac sûresinde kullanılan kelime ise çok farklıdır. Ne anlama geldiğini 58. ayeti okuyarak görebiliriz:

وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوا أَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللَّهُ رِزْقًا حَسَنًا ۚ وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

“Allah yolunda hicret edenleri, sonra öldürülen veya ölenleri Allah, elbette güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Allah, rızık verenlerin elbette en hayırlısıdır.” (Hac, 22/58)

Bu ayetin devamı olarak 60. ayete bakalım:

ذَٰلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيْهِ لَيَنصُرَنَّهُ اللَّـهُ ۗ إِنَّ اللَّـهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

“Bu böyledir; kim kendine yapılan kötülüğe/saldırıya misliyle ceza verir ve sonra yine de kötülüğe uğrarsa Allah ona elbette yardım eder. Çünkü Allah, hoşgörülüdür, affeder bağışlar.” (Hac, 22/60)

Görüldüğü gibi 58. ayette Allah yolunda hicret etmiş kişilerin karşılaştıkları kötü muamele 60. ayetteki عاقب (âqabe) fiiliyle dile getirilmiş, bununla başa gelen haksızlıklar, haksız yere öldürülmeler vs. konu edilmiştir. Ayette müminlerin bu gibi kötülüklere karşı, aşırıya gitmeden, misliyle karşılık vermeleri yani kişisel suçlara verilecek cezalandırmalar yine aynı kelimeyle dile getirilmiştir (بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِ). Bu kelimeyle ifade edilen kötülüğün cezalandırmayı hak eden bir saldırı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu topluma değil kişilik haklarına karşı işlendiği için sabredebilen kişi için bunun daha iyi olacağı aynı ifadelerin geçtiği Nahl sûresinde dile getirilir:

وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُم بِهِ ۖ وَلَئِن صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّابِرِينَ

“Eğer ceza vermek isterseniz size ne yapıldıysa onun dengiyle ceza verin. Sabredecek olursanız kuşkusuz bu, sabredenler için daha iyidir.” (Nahl, 16/126)

Nisâ 149 ve Fussilet 34. ayetlerde genel anlamda kötülüğün gizlenmesi, affedilmesi, iyilikle eşit olmadığı, kötülüğe iyilikle karşılık vermenin etkisi ilkesel olarak ortaya konmaktadır. Diğer ayetlerde ise cezalandırmayı gerektirecek kişilik haklarına yönelik suçlarda izlenecek yol tarif edilmektedir.

HAZIRLAYAN: Erdem Uygan


Etiketler: